Narsist bireylerle yaşamak mümkün mü, yoksa kendi ışığımızı korumak için onlardan uzak durmak mı gerekir?
Narsizm… İlk bakışta özgüven gibi görünür, hatta çoğu zaman cazibesiyle insanı büyüler. Ancak yakından bakıldığında, bu parlak maskenin ardında derin bir boşluk ve başkalarının varlığını küçümseyen bir kibir gizlidir. İşte bu nedenle narsist bir kişiyle kurulan her ilişki, ister işte, ister okulda, ister sevgililikte ya da dostlukta olsun, çoğu zaman bir sınavdan farksızdır.
İş hayatında narsist bir patron ya da çalışma arkadaşıyla yol almak, sürekli alkış tutmak zorunda bırakır insanı. Başarı onun eseri, başarısızlık senin suçundur. Ekip ruhunu öldüren bu tavır, işyerini bir “ben sahnesi”ne çevirir. Okul sıralarında ise tablo pek farklı değildir. Narsist öğrenci için bilgi, paylaşılacak bir değer değil, gösteriş için kullanılan bir silahtır. Grup çalışmalarında liderliği ele alır, fakat sorumluluğu paylaşmaz; arkadaşlıkları da çoğunlukla “hayranlık” üzerine kuruludur.
Sevgililik ilişkilerinde narsizm, en yıkıcı yüzünü gösterir. Başlangıçta büyüleyici, etkileyici ve adeta masalsı bir partner gibi görünür. Ancak zamanla, ilişki bir ortaklıktan çıkıp tek kişilik bir oyuna dönüşür. Narsist partner için sen izleyicisin, o ise sahnedeki yıldız. Eleştiriyi asla kabul etmez, en küçük sözünde yaralayıcı olur. Dostluklarda da durum benzerdir: Narsist bir arkadaş seni dinlemez, sadece kendi hikâyesini tekrar tekrar anlatır. Yanında olmak ister ama yanında olduğunda seni görmez. Onunla geçirilen zaman, gerçek bir paylaşım değil, tek taraflı bir monologtur.
Peki bu ilişkilerden nasıl sağ çıkılır? Narsizmin gölgesinde kaybolmamak için sınır koymak gerekir. “Hayır” diyebilmek, kendini hatırlamanın ilk adımıdır. Narsist kişiyi değiştirmek çoğu zaman mümkün değildir; ama onun seni tüketmesine izin vermemek senin elindedir. Çünkü unutma: Bir narsistin aynasında yalnızca onun yansıması görünür, sen ise ancak kendi ışığını koruyabildiğinde var olabilirsin.
Gerçek dostluk, gerçek sevgi ve gerçek paylaşım; karşılıklı empatiyle, göz göze bakabilmekle ve gönül gönüle yürümekle mümkündür. Narsizmin büyüsüne kapılmamak için önce kendini sevmeyi, ama başkasının varlığını da sevebilmeyi bilmek gerekir. Çünkü insan yalnızca aynada değil, en çok da birbirinin gözlerinde tamamlanır.