Dünya futbol tarihinde en ağır disiplin cezalarından biri Şilili kaleci Roberto Rojas’a verilmiştir. 1989 yılında Brezilya ile oynanan 1990 Dünya Kupası eleme maçında Rojas, tribünden atılan bir havai fişeğin kendisine isabet ettiğini iddia ederek yere yığılmıştır. Olayın incelenmesi sonucunda Rojas’ın eldiveninin içine gizlediği jiletle kendi alnını kestiği ortaya çıkmıştır. FIFA, bu skandal nedeniyle Rojas’a ömür boyu men cezası vermiştir. Aynı cezayı teknik direktör Orlando Aravena ve takım doktoru da almıştır. Şili Milli Takımı, olay nedeniyle maçtan hükmen mağlup sayılmış ve 1994 Dünya Kupası’ndan men edilmiştir. Bu ceza, uluslararası futbolda bir oyuncuya verilen en ağır yaptırımlardan biri olarak kabul edilir. Rojas, olayı itiraf ederek “kendi onurunu kestiğini” söylemiştir. Ceza yaklaşık 12 yıl sürmüş ve 2001 yılında FIFA tarafından affedilmiştir. Roberto Rojas, “El Cóndor” lakabıyla tanınan başarılı bir kaleciydi ve Colo-Colo’da önemli başarılar elde etmişti. Bu olay, Maracanã Stadyumu’nda “Maracanazo” olarak anılan büyük bir skandala dönüşmüştür. Futbol tarihinde Enoch West’in 30 yıllık banı gibi uzun cezalar olsa da Rojas’ınki FIFA seviyesinde en simgesel ağır cezalardan biridir. Olay, fair play ve dürüstlük kavramlarını derinden sarsmıştır. Rojas’ın cezası, Dünya Kupası elemelerinde manipülasyon girişimlerine karşı güçlü bir uyarı olmuştur. Günümüzde doping veya şiddet olaylarında uzun cezalar verilse de Rojas’ınki kadar dramatik ve tartışmalı bir vaka nadirdir. Şili futbolu bu skandal nedeniyle uzun yıllar uluslararası arenada olumsuz etkilenmiştir. Roberto Rojas, ceza kalktıktan sonra antrenörlük ve yorumculuk yaparak futbola dönmüştür. Bu olay, sporun etik sınırlarını aşmanın bedelini en çarpıcı şekilde gösteren örneklerden biridir. Voleybol gibi fair play’in yüksek olduğu sporlarla kıyaslandığında futbolun disiplin cezaları bazen çok daha sert sonuçlar doğurabilmektedir. Roberto Rojas vakası, 35 yılı aşkın süredir futbol literatüründe “en ağır cezalardan biri” olarak yerini korumaktadır.