Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’dan gelen haberler, gençler arasında artan şiddetin artık göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldiğini bir kez daha göstermiştir. Bu olaylar yalnızca bireysel değil, toplumsal bir aynadır.

Artık şiddet sadece sokakta değil; müzikte, filmlerde ve dijital içeriklerde de sürekli karşımıza çıkmaktadır. Şiddeti öven sözler, güç gösterisini yücelten sahneler ve “sert olmak” üzerinden kurulan kahramanlık algısı, genç zihinlerde tehlikeli bir normalleşme yaratmaktadır.

Bir çocuk sürekli olarak bu içeriklere maruz kaldığında, şiddeti olağan bir tepki biçimi olarak görmeye başlar. Çünkü çocuklar sadece söylenenleri değil, gördüklerini de öğrenir.

Elbette tüm sorumluluğu yalnızca medya içeriklerine yüklemek doğru değildir. Aile, okul ve sosyal çevre de bu tablonun önemli parçalarıdır. Ancak açık bir gerçek var: Şiddet, ne kadar görünürse o kadar sıradanlaşır.

Bu nedenle yapılması gereken; gençleri yasaklarla değil, bilinçle korumaktır. İzledikleri, dinledikleri ve maruz kaldıkları içerikleri sorgulayabilen bir nesil yetiştirmek artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Unutmayalım: Şiddet öğretiliyorsa, barış da öğretilebilir.