Çocuklarda ağır şiddet davranışlarının çoğu zaman bir anda ortaya çıkmadığını belirten Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Eliz Avcı, ailelerin çocuklarındaki davranış ve duygu değişikliklerini yakından takip etmesi gerektiğini söylüyor. Avcı, çocukları korumada baskı ve korkuya dayalı yaklaşımın yerine açık iletişim, güven ve tutarlı sınırların konulmasının önem taşıdığını ifade ediyor.
Kontrolün şekli çocuğun davranışlarını etkileyebilir
Şiddet olaylarının ardından ebeveynlerin kaygıyla birlikte çocukları üzerindeki kontrolü artırmasının anlaşılabilir olduğunu belirten Avcı, burada kontrolün niteliğinin belirleyici olduğunu vurguluyor.
Güce, katı cezalandırmaya ve “Ben öyle söylediğim için” anlayışına dayanan baskıcı yaklaşımın, çocuğun kuralların nedenini kavramasını zorlaştırabileceği belirtiliyor. Bu durumda çocukların davranışlarını yalnızca yakalanma veya cezalandırılma korkusuyla sınırlayabileceği ifade ediliyor.
Baskı ve korkuyla yönetilen çocukların, ebeveyn ya da başka bir otorite ortamdan ayrıldığında sınırları aşan ve riskli davranışlara daha açık hale gelebileceğine dikkat çekiliyor. Korku dışında baş etme becerileri yeterince gelişmeyen çocukların ise yaşadıkları problemleri aileleriyle paylaşmak yerine gizleyebileceği aktarılıyor.
Bu durumun şiddet uygulama riski kadar şiddete maruz kalan çocukların fark edilmesi açısından da önem taşıdığı belirtiliyor. Zorbalığa veya şiddete uğrayan çocukların aileleri tarafından suçlanmaktan ya da yargılanmaktan çekinmesi halinde yaşadıklarını anlatmak yerine içlerine kapanabileceği ifade ediliyor.
Kuralların nedenini anlatmak önem taşıyor
Uzmanlar, çocukların takip edilmesinde baskıcı kontrol yerine tutarlı ve demokratik bir denetim anlayışının benimsenmesini öneriyor. Kuralların neden konulduğunun açıklanması ve davranışların olası sonuçlarının çocukla birlikte konuşulmasının, sorumluluk bilincinin gelişmesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
Bu yaklaşımda amaç, çocuğun yalnızca ebeveyni yanında olduğu için kurallara uyması değil, yaptığı davranışın sonuçlarını anlayarak kendi sınırlarını oluşturabilmesi olarak ifade ediliyor.
Sosyal hayattan uzaklaşma gözden kaçırılmamalı
Çocuklarda ortaya çıkan her davranış değişikliğinin şiddet eğilimine işaret etmediği belirtilirken, bazı değişikliklerin özellikle takip edilmesi gerekiyor.
Çocuğun arkadaşlarından, ailesinden veya daha önce keyif aldığı etkinliklerden belirgin biçimde uzaklaşması dikkat edilmesi gereken durumlar arasında yer alıyor. Okul devamsızlığının artması, akademik başarının açıklanamayan şekilde düşmesi veya okula karşı belirgin isteksizlik de önemli işaretler arasında gösteriliyor.
Yoğun öfke patlamaları ve olaylara karşı belirgin duygusal hissizlik de takip edilmesi gereken değişiklikler arasında bulunuyor. Şiddet içerikli unsurlara, kesici-delici aletlere veya silahlara yönelik dikkat çekici ve yoğun ilginin de diğer davranış değişiklikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Akran ilişkilerinde yaşanan ciddi sorunlar, zorbalığa maruz kalma veya başkalarına yönelik sistematik dışlayıcı, tehditkâr ve zorbalık içeren davranışlar da ailelerin gözlemlemesi gereken durumlar arasında bulunuyor.
Tek bir belirtiyle sonuç çıkarılmamalı
Ergenlik döneminde öfke, arkadaş ilişkilerinde sorunlar, akademik dalgalanmalar veya zaman zaman yalnız kalma isteği görülebiliyor. Bu nedenle tek bir davranışın doğrudan şiddet eğilimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
Bununla birlikte davranış değişikliklerinin ani, yoğun, belirgin ve süreklilik göstermesi halinde çocuğun genel yaşamındaki etkileriyle birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor. Ailelerin çocuklarını etiketlemek yerine söz konusu değişikliklerin altında yatan nedenleri anlamaya çalışması öneriliyor.
Okuldaki değişimler aileye yol gösterebilir
Çocukların günlerinin önemli bir bölümünü geçirdiği okul ortamı da davranış değişikliklerinin fark edilmesinde önemli bir rol oynuyor.
Öğretmenler ve okul psikolojik danışmanlarının çocukların okul yaşamındaki değişiklikleri gözlemleyebileceğini belirten Avcı, ailelerin dikkat çeken bir durumla karşılaşmaları halinde okul ile iletişim kurmasının önemine işaret ediyor.
Aile ve okul arasında kurulacak iletişimin, çocuğun farklı ortamlardaki davranışlarının birlikte değerlendirilmesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Okulda fark edilen değişikliklerin aileyle paylaşılması da erken müdahale açısından önem taşıyor.
Çocukların sorunlarını paylaşabileceği güvenli ortam oluşturulmalı
Çocuğun şiddet, zorbalık, tehdit veya başka bir riskli durumla karşılaştığında ailesine başvurabilmesi, koruyucu unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle ebeveynlerin yalnızca çocuklarının nerede olduğunu bilmesinin yeterli olmadığı, çocuğun yaşadığı bir problemi ailesine anlatabileceğine inanmasının da önemli olduğu vurgulanıyor.
Çocuk yaşadığı bir sorunu anlattığında cezalandırılacağını, suçlanacağını veya yargılanacağını düşünürse yaşadıklarını gizleyebiliyor. Bu nedenle ailelerin sınır koyarken aynı zamanda çocuklarının kendilerini rahatça ifade edebileceği bir iletişim ortamı oluşturması gerekiyor.
Aileler günlük yaşamda nelere dikkat etmeli?
Avcı, ebeveynlerin çocuklarıyla ilişkilerinde şu noktalara dikkat etmesini öneriyor:
-
Davranışın yalnızca kendisine değil, altında yatan nedene odaklanın.
-
Kuralların nedenlerini açıklayın ve olası sonuçları çocuğunuzla konuşun.
-
Ani ve belirgin davranış değişikliklerini görmezden gelmeyin.
-
Arkadaş çevresi ve okul yaşamı hakkında yargılamadan iletişim kurun.
-
Akran zorbalığının hem mağduru hem de uygulayıcısı olabileceğini göz önünde bulundurun.
-
Sosyal çevreden uzaklaşma, yoğun öfke ve duygusal hissizlik gibi değişiklikleri takip edin.
-
Şiddet, silah veya kesici-delici aletlere yönelik yoğun ilgiyi diğer davranışlarla birlikte değerlendirin.
-
Gerektiğinde öğretmenler ve okul psikolojik danışmanlarıyla iletişim kurun.
-
Sorunların büyümesini beklemeden ruh sağlığı uzmanlarından destek alın.



