Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde mayıs ayında başlayan Ebola salgınında vaka ve can kayıpları artmaya devam ediyor. Ülkenin halk sağlığı kurumu tarafından açıklanan son verilere göre doğrulanmış vaka sayısı 8 bin 67’ye, hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 901’e çıktı. Böylece salgında doğrulanmış vakalar üzerinden hesaplanan ölüm oranı yüzde 48’in üzerine yükseldi. Dünya Sağlık Örgütü de 23 Eylül itibarıyla ölüm oranını yüzde 48,1 olarak açıklamıştı.

Suudi Arabistan’ın cihat çağrısı yaptığı Husiler nasıl bu kadar güçlendi?
Suudi Arabistan’ın cihat çağrısı yaptığı Husiler nasıl bu kadar güçlendi?
İçeriği Görüntüle

Salgın 7 eyalette etkili

Dünya Sağlık Örgütünün 25 Eylül tarihli son durum raporuna göre Ebola salgını, ülkenin 7 eyaletindeki toplam 63 sağlık bölgesine yayıldı. Yeni etkilenen bölgeler arasında kuzeybatıdaki Sud-Ubangi eyaletindeki Bulu ile Güney Sudan sınırındaki Haut-Uele eyaletindeki Dungu da bulunuyor. Salgının coğrafi olarak genişlemesinin sınır ötesi yayılım riskini de artırdığı belirtiliyor. WHO, ülke genelinde günlük yeni vaka sayısının halen yüksek olduğunu, ancak eyaletler ve sağlık bölgeleri arasında bulaş yoğunluğunun farklılık gösterdiğini bildiriyor.

Bazı bölgelerde vaka sayıları düşüyor

Salgının etkili olduğu bazı bölgelerde ise son günlerde yavaşlama belirtileri görülüyor. WHO’ya göre özellikle Ituri ve Haut-Uele eyaletlerinde yeni vaka sayılarında azalma gözlenirken, ülkenin diğer bölgelerinde hastalığın yayılımı devam ediyor. Örgüt, son dönemde günlük vaka bildirimlerinde gerileme görülmesine rağmen, ülke genelindeki toplam tablonun hala ciddi olduğunu vurguluyor. Özellikle topluluklarda meydana gelen ölümlerin yüksek seyretmesi, vakaların zamanında tespit edilmesi ve hastaların erken tedaviye ulaştırılmasındaki sorunların sürdüğüne işaret ediyor.

Sağlık sistemi salgınla mücadelede zorlanıyor

Yemen değil, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki salgında da sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar mücadeleyi zorlaştıran başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Çatışmalar, güvenlik problemleri, yerinden edilmeler ve yoğun nüfus hareketleri nedeniyle sağlık ekiplerinin bazı bölgelere ulaşmasının güçleştiği belirtiliyor. WHO, bu koşulların vaka tespiti, temaslı takibi, enfeksiyonların önlenmesi ve hastaların uygun sağlık hizmetine zamanında ulaştırılması süreçlerini olumsuz etkilediğini bildiriyor. Geciken tanı ve tedavinin hem ölüm riskini hem de hastalığın topluluklar içinde yayılma ihtimalini artırdığı ifade ediliyor.

Salgına nadir görülen Bundibugyo virüsü neden oluyor

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki salgına Ebola virüsünün nadir görülen Bundibugyo türü neden oluyor. WHO, bu türün şimdiye kadar az çalışılmış Ebola türlerinden biri olduğunu ve salgın sırasında etkin tedavi ve korunma seçeneklerine ilişkin araştırmaların sürdüğünü belirtiyor. Salgının mayıs ayında ortaya çıkmasının ardından vaka sayısında hızlı artış görülürken, WHO 17 Mayıs’ta Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda’daki Bundibugyo virüsü salgınını Uluslararası Boyutta Halk Sağlığı Acil Durumu olarak ilan etti.

Ebola salgını ülke tarihinin en ağır salgını haline geldi

2026’daki salgın, daha önce Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde görülen Ebola salgınlarının ölçeğini de aşmış durumda. Güncel değerlendirmelere göre vaka sayısı ve can kaybı bakımından salgın, ülkede 2018-2020 döneminde yaşanan büyük Ebola salgınının üzerine çıktı. Salgınla mücadelede sağlık ekiplerinin güçlendirilmesi, temaslıların izlenmesi ve hastaların erken tedaviye ulaştırılması kritik başlıklar arasında yer alıyor. Ancak güvenlik sorunları ve nüfus hareketliliği, kontrol çalışmalarının önündeki temel engeller olmaya devam ediyor.

Ebola’nın geçmişinde büyük salgınlar bulunuyor

Ebola virüsü ilk kez 1976’da Sudan’ın Nzara ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin Yambuku yerleşimlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıktı. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki ilk salgının Ebola Nehri yakınında görülmesi nedeniyle hastalığa bu isim verildi. Batı Afrika’da 2014-2016 yılları arasında Gine, Liberya ve Sierra Leone’de yaşanan salgında ise 28 binden fazla vaka bildirilmiş, 11 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde devam eden 2026 salgını ise vaka ve ölüm sayısındaki artış nedeniyle yeniden uluslararası sağlık gündeminin merkezine taşındı.