İklim değişikliğinin orman yangınlarını tetikleyen hava koşulları üzerindeki etkisini inceleyen araştırma, yeni nesillerin yaşamları boyunca daha fazla "yangın havası" ile karşı karşıya kalacağını ortaya koydu.
Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan "Gençlerin Portekiz ve Avrupa'da yangına sebep olan aşırı havalara yaşam boyu orantısız maruz kalması" başlıklı çalışmada, farklı nesillerin orman yangınlarının çıkmasına ve yayılmasına elverişli meteorolojik koşullara maruz kalma süreleri ele alındı.
Araştırmaya göre 2025 sonrası doğan Avrupalı çocuklar, yangınların oluşmasına uygun aşırı hava koşullarına 1950 yılında doğan bir kişiden yaklaşık 3 yıl daha uzun süre maruz kalacak. Akdeniz havzasında yaşayan çocuklarda ise bu farkın 5 yıla ulaşacağı belirtildi.
Yangınlara elverişli koşullar artacak
Çalışmada, küresel ısınmayı sınırlandırmaya yönelik en iyi senaryonun uygulanması durumunda dahi Avrupa'daki orman yangınlarının yüzde 39 oranında artabileceği ifade edildi.
2025 sonrası doğan çocukların gelecekte orman yangınlarını tetikleyen hava koşullarına, 1950 doğumlulara göre yüzde 85 daha fazla maruz kalacağı kaydedildi.
"Yangın havası" kapsamında aşırı rüzgar, aşırı kuraklık ve yüksek sıcaklıkların değerlendirildiği araştırma, çocukların bu koşullarla karşılaşma süresinin önceki nesillere göre belirgin biçimde artacağını ortaya koydu.
"Nesiller arası bir adaletsizlik mirası var"
İklim araştırmacısı Raul Cordero, çalışmanın sonuçlarını The Guardian'a değerlendirirken iklim değişikliği konusunda nesiller arasında bir adaletsizlik mirası bulunduğunu söyledi.
Cordero, Avrupalıların 2026 yazında ebeveynleri ve büyüklerinin daha önce deneyimlemediği sıcaklıklarla karşı karşıya kaldığını belirterek, bu hava koşullarının Belçika ile Almanya'nın batısında rekor düzeyde orman yangınlarına yol açtığını ifade etti.
Almanya'da yaşayan yakınlarının da orman yangını nedeniyle tahliye edildiğini aktaran Cordero, geçmiş nesiller açısından bir yangının bir kasabayı tamamen sarmasının hayal edilmesi güç bir acil durum olduğunu dile getirdi.




