Gece uyurken açık bırakılan lambalar, televizyon veya diğer yapay ışık kaynakları yalnızca uyku düzenini etkilemekle kalmayabilir. Yeni bir araştırma, gece ışığına daha fazla maruz kalmanın kalbin yapısı ve kasılma işleviyle de ilişkili olabileceğini gösterdi.
Araştırmada yaklaşık 11 bin kişinin verileri değerlendirildi. Katılımcılar, bir hafta boyunca çevredeki ışık seviyesini ölçen cihazlar taşıdı. Böylece günün farklı saatlerinde ne kadar ışığa maruz kaldıkları belirlendi.
Katılımcıların kalpleri daha sonra manyetik rezonans görüntüleme (MRI) yöntemiyle incelendi. Elde edilen veriler, özellikle gece saatlerinde daha yüksek ışık maruziyetine sahip kişilerde kalbin sol karıncığında bazı yapısal farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.
Kalbin sol karıncığında değişiklik
Kalbin vücuda kan pompalamasından sorumlu ana bölümü olan sol karıncıkta, yüksek gece ışığı maruziyeti bulunan kişilerde bazı değişiklikler görüldü.
Araştırmanın en yüksek ışık maruziyeti grubunda kalp duvarlarının yaklaşık yüzde 1,5 daha kalın olduğu, sol karıncık kütlesinin yüzde 2,4 daha fazla bulunduğu ve kalbin kasılma işlevinin yaklaşık yüzde 1,9 daha düşük olduğu belirlendi.
Araştırmacılar ayrıca gece saatlerinde daha fazla ışığa maruz kalan kişilerde kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili bazı risklerin de daha yüksek olduğunu belirledi. Bu kapsamda kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon, kalp krizi ve inme gibi durumlar incelendi.
Gece ışığı biyolojik saati etkileyebilir
Araştırmacılar, gece ışığının kalp üzerindeki olası etkilerinin vücudun biyolojik saatini düzenleyen mekanizmalarla bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor.
Normal şartlarda karanlık olması gereken gece saatlerinde yapay ışığa maruz kalmak, uyku ve uyanıklık döngüsünü düzenleyen sistemlerin çalışma biçimini değiştirebiliyor. Bu durumun uzun vadede kalp ve damar sistemi üzerinde de etkileri olabileceği düşünülüyor.
Bununla birlikte araştırmacılar, elde edilen sonuçların gece ışığının doğrudan kalp hastalıklarına veya kalpteki yapısal değişikliklere neden olduğunu kanıtlamadığını vurguluyor.
Araştırmanın gözlemsel nitelikte olması nedeniyle ışığa maruz kalma ile kalpte tespit edilen değişiklikler arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulamadığı belirtiliyor. Bu nedenle bulguların farklı çalışmalarla desteklenmesi gerekiyor.
Çalışma, yatak odasında gereksiz yapay ışık kaynaklarının azaltılmasının uyku düzeni ve genel sağlık açısından önem taşıyabileceğine ilişkin mevcut araştırmalara da yeni veriler ekliyor.




