CHP, Türkiye'nin en köklü siyasi partisi olarak, kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ten başlayarak güçlü bir liderlik zincirine sahip oldu. İsmet İnönü'nün 33 yılı aşkın uzun başkanlığı, çok partili hayata geçişte hem zaferler hem de sancılı ayrılıklar getirdi. Bülent Ecevit, 1970'lerde "ortanın solu" ile partiyi sosyal demokrat bir çizgiye taşıdı ve kitleselleştirdi. Deniz Baykal ise 1990'lar ve 2000'lerde üç ayrı dönemde genel başkanlık yaparak partiyi ayakta tuttu ancak iç çekişmeler partiyi sürekli olarak yordu. Hikmet Çetin'in kısa süreli başkanlığı, geçiş dönemi olarak anıldı. Altan Öymen ise 1999-2000 arası dengeli bir liderliği üstlendi. Kemal Kılıçdaroğlu, 13 yıllık uzun başkanlığında "helalleşme" ve ittifak siyasetiyle CHP'yi iktidar alternatifi yapmaya çalıştı ama seçimlerde elle tutulur bir başarı elde edemedi. Özgür Özel ise 2023'ten itibaren değişim rüzgarını temsil ediyor.

CHP'nin tarihine bakıldığında ikilikler ve hizipler neredeyse yapısal bir özellik haline gelmiş durumda. Erken Cumhuriyet'te devletçi kanatla liberal eğilimler arasında gerilimler yaşanmış. Celal Bayar gibi isimler CHP'den ayrılıp Demokrat Parti'yi kurmuş. 1960'larda ortanın solu tartışması, Ecevit-İnönü ayrışmasını doğurmuş.

Deniz Baykal döneminde "Kemalist" ve "sosyal demokrat" kanatlar arasında belirgin hizipleşmeler görülmüş. Kılıçdaroğlu yıllarında da "değişimciler" ile "statükocular" arasındaki mücadele kurultaylara yansıdı. Parti içindeki gruplaşma yıllardır CHP'yi hem dinamik kılıyor hem de enerjisini içe dönük harcatıyor.

Atatürk'ün kurucu vizyonu, İnönü'nün direnci, Ecevit'in halkçılığı hâlâ referans. Bugün ise muamma devam ediyor. CHP'nin geleceği, bu ikilikleri yönetme becerisine bağlı. Birlik sağlanmazsa hizipler, zaferleri gölgede bırakmaya devam edecek. Tarihin tekerrür etmemesi için CHP ortak akılla ve ortak noktada buluşmalı. Aksi takdirde durum vahim.