Yemen’de 2022’de sağlanan ateşkesin ardından yıllarca düşük yoğunluklu seyreden çatışmalar, eylül ayında Husilerin Kızıldeniz kıyısında gerçekleştirdiği hızlı operasyonlarla yeniden şiddetlendi. Husiler, aralarında Muha ve Dhubab’ın da bulunduğu bazı bölgelerde ilerlerken Babülmendep Boğazı’nın merkezinde bulunan Perim Adası’na da ulaştı. Reuters’a göre bu gelişme, grubun dünyanın önemli deniz ticaret güzergahlarından biri üzerinde baskısını artırdı.
Babülmendep neden bu kadar önemli?
Babülmendep, Yemen ile Afrika Boynuzu’ndaki Cibuti ve Eritre arasında yer alan ve Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan dar bir deniz geçidi. Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinde Süveyş Kanalı güzergahının önemli bir parçası olan boğaz, petrol ve diğer emtiaların taşınmasında kritik rol oynuyor. Reuters’a göre boğaz yaklaşık 18 mil genişliğinde ve dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 7’sine denk gelen akışların geçtiği önemli bir deniz ulaşım noktası. Husilerin boğaza yakın kıyı bölgelerinde ve Perim Adası’nda kontrol sağlaması, gemi trafiği üzerindeki riskleri artırıyor.
Husiler boğaza nasıl ulaştı?
Husiler uzun süredir Yemen’in başkenti Sana ve ülkenin kuzeyindeki geniş bölgeleri kontrol ediyor. Ancak son saldırılarla birlikte hareketin gücü Kızıldeniz kıyılarına doğru genişledi. Eylül ayındaki operasyonlarda Husilerin Muha Limanı, Dhubab ve boğaza yakın diğer bölgelerde ilerlemesi, Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti güçlerinin mevzilerinden geri çekilmesine yol açtı. Perim Adası’nın ele geçirilmesi ise Husilerin Babülmendep üzerindeki stratejik konumunu daha da güçlendirdi. Reuters, grubun mevcut ilerleyişinin Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki kontrol alanını önemli ölçüde genişlettiğini bildiriyor.
Suudi Arabistan’ın enerji rotaları neden baskı altında?
Babülmendep’teki gelişmeler, Suudi Arabistan açısından yalnızca askeri bir mesele değil, aynı zamanda enerji ve ticaret güvenliği sorunu oluşturuyor. Hürmüz Boğazı’ndaki ulaşımın ciddi biçimde aksadığı mevcut tabloda Riyad, Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirilen ihracat güzergahlarına daha fazla ihtiyaç duyuyor. Ancak Reuters, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı’nın da insansız hava aracı saldırısı nedeniyle geçici olarak devre dışı kaldığını ve bunun ardından petrol ihracatının bir bölümünün yeniden Hürmüz güzergahına yöneldiğini bildirdi. Yanbu Limanı’ndan ham petrol yüklemelerinin de 16 Eylül’den bu yana gözlenmediği aktarıldı. Bu durum Riyad açısından aynı anda birden fazla alternatif güzergahın risk altına girmesi anlamına geliyor. Babülmendep’teki belirsizlik, küresel enerji taşımacılığı açısından da maliyet ve güvenlik baskısını artırıyor.
İran’ın rolü tartışılıyor
Suudi Arabistan ve ABD, İran’ı Husilere füze, insansız hava aracı ve diğer askeri kapasite konusunda destek sağlamakla suçluyor. Tahran ise Husilere doğrudan silah sağladığı veya operasyonlarını yönettiği iddialarını reddediyor. ABD ve Batılı kaynaklar Husilerin İran’la yakın ilişkilerine dikkat çekerken, analizlerde hareketin kendi siyasi ve askeri hedeflerinin de bulunduğu vurgulanıyor. Reuters’a göre İran’ın destek verdiğine ilişkin değerlendirmeler bulunurken, Husilerin bağımsız karar alma kapasitesine sahip olduğu da belirtiliyor.
Washington doğrudan müdahaleden kaçınıyor
Suudi Arabistan, Husilerin ilerleyişi karşısında ABD’den askeri destek talep etti. Reuters, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın ABD Başkanı Donald Trump’tan Husilere karşı doğrudan hava saldırısı desteği istediğini ancak Washington’ın doğrudan saldırı seçeneğini kabul etmediğini bildirdi. ABD ile Husiler arasında ise Umman arabuluculuğunda temasların sürdüğü ortaya çıktı. Reuters’a göre ABD’li yetkililer, eylül ayının ortasında Umman’da Husi temsilcileriyle görüştü. Görüşmelerin, Kızıldeniz’deki deniz güvenliği ve çatışmanın daha fazla büyümesini önleme başlıklarıyla bağlantılı olduğu aktarıldı.
Suudi Arabistan yeniden askeri seçeneklerle karşı karşıya
Riyad, Husi ilerleyişini durdurmak amacıyla Yemen’de hava saldırıları düzenliyor. Ancak Reuters, operasyonların Husilerin son dönemdeki ilerleyişini durdurmakta yeterli olmadığını ve grubun Babülmendep çevresindeki konumunu koruduğunu bildiriyor. Suudi Arabistan açısından doğrudan kapsamlı bir kara veya hava operasyonuna yönelmek, Yemen’de geçmiş yıllardaki çatışmanın deneyimi nedeniyle önemli askeri ve siyasi riskler barındırıyor. Öte yandan müdahalenin sınırlı tutulması da Husilerin bölgedeki kazanımlarını kalıcı hale getirmesi ihtimalini gündeme getiriyor.
Yemen’de insani kriz yeniden ağırlaşıyor
Askeri hareketlilik, Yemen’de zaten uzun süredir devam eden insani krizi de derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre son çatışmalar nedeniyle ülke içinde 100 binden fazla kişi yerinden edildi. Reuters’ın 18 Eylül tarihli haberinde, ülke içinde yerinden edilenlerin sayısının en az 112 bine ulaştığı, binlerce kişinin ise deniz yoluyla Cibuti’ye kaçtığı bildirildi. Bölgedeki çatışmaların sürmesi halinde Babülmendep çevresindeki deniz trafiği, Suudi Arabistan’ın enerji ihracatı ve Yemen’deki insani durum üzerindeki baskının artması bekleniyor. Şu aşamada en önemli soru, Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişinin kalıcı hale gelip gelmeyeceği ve Suudi Arabistan ile ABD’nin buna karşı hangi adımları atacağı.




