Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nden Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Alparslan Asil Budaklı, yılın son günlerinin birçok kişi için umut, beklenti ve yorgunluk duygularını bir arada barındırdığını belirterek, bu dönemin ruh sağlığı açısından doğru okunması gerektiğini ifade etti.
‘Yeni yıl bir mucize değil, fark etme durağıdır’
Yeni yılın hayatı bir gecede değiştiren sihirli bir tarih gibi algılanmasının hayal kırıklıklarına yol açabileceğini vurgulayan Budaklı,
“Yeni yıl hayatın düzelmesini garanti etmez. Ancak durup ‘Ben neredeyim?’ diye sormak için güçlü bir eşiktir. Bu soru bir yargılama değil, yön bulma sorusu olduğunda işe yarar”
dedi.
Kendine sert yaklaşımın değişimi zorlaştırdığını dile getiren Budaklı,
“Değişim kendini suçlayarak değil, anlayarak başlar”
ifadelerini kullandı.
‘Bir gecede toparlanma beklentisi gerçekçi değil’
Yeni yıl hedeflerinin çoğu zaman aşırı beklentilerle yüklendiğine dikkat çeken Budaklı,
“Bu yıl her şey farklı olsun isteği çok insani. Ancak bunun altında çoğu zaman ‘bir gecede toparlanayım’ beklentisi yatar. Oysa değişim küçük ve tekrar eden adımlarla olur”
diye konuştu.
“Eskiye göre daha az zorlanmak bile ilerlemedir”
diyen Budaklı, hızlı iyileşme beklentisinin ruhsal yük oluşturduğunu vurguladı.
‘Beklenti değil, umut büyütülmeli’
Beklenti ile umut arasındaki farkın ruh sağlığı açısından belirleyici olduğuna işaret eden Budaklı,
“Beklenti ‘kesin olsun’ der, umut ise ‘olabilir’ der. Beklenti gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı sert olur. Umut ise esnektir; şekil değiştirir ama tamamen yıkılmaz”
dedi.
Hedef belirlerken kişinin kendine şu soruyu sorması gerektiğini söyleyen Budaklı,
“Zor bir günümde de bunu yapabilir miyim? Eğer cevap hayırsa hedef küçültülmelidir. Hedefin küçülmesi, insanın küçülmesi değildir”
ifadelerini kullandı.
‘Küçük ama gerçekleştirilebilir hedefler koyun’
Hedeflerin çoğu zaman soyut kaldığını belirten Budaklı,
“Daha iyi olacağım gibi genel hedefler tek başına yeterli değil. Hayatı değiştiren davranıştır. Haftada üç gün 20 dakika yürüyüş, her akşam 10 sayfa kitap gibi somut adımlar değişimin temelidir”
dedi.
“Beyin büyük sözlerden etkilenir ama hayat küçük alışkanlıklarla değişir”
diyen Budaklı, sürdürülebilir hedeflerin önemine dikkat çekti.
‘Kaygı yükseldiğinde zihni değil, bedeni sakinleştirin’
Yılbaşı döneminin bazı kişilerde kaygıyı artırabildiğini belirten Budaklı,
“Zihin hızlandığında düşünceler kaotik hale gelir. Bu noktada amaç kaygıyı sıfırlamak değil, bedeni yeniden dengeye almaktır”
dedi.
Nefes egzersizlerinin sinir sistemi üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Budaklı, bilinçli nefesle bedene “şu an güvendeyim” mesajı verilebileceğini söyledi.
‘Uyku düzelirse kaygı da azalabilir’
Kaygının yalnızca psikolojik değil, fizyolojik yönü de olduğuna dikkat çeken Budaklı,
“Uykusuzluk ve aşırı kafein bedeni sürekli alarm halinde tutar. Çoğu zaman en etkili kaygı yönetimi, uyku düzenini sağlamak ve kafeini azaltmaktır”
diye konuştu.
Yatmadan önce ekran süresinin azaltılması ve düzenli uyku saatlerinin önemine değindi.
‘Şans oyunlarında umut tek bir ihtimale bağlanmamalı’
Yılbaşı döneminde şans oyunlarına yönelimin arttığını belirten Budaklı, bunun çoğu zaman “bir gecede rahatlama umudu”ndan kaynaklandığını söyledi. Budaklı,
“Umut tek bir ihtimale bağlandığında kırılganlaşır. Kayıp sonrası telafi dürtüsü bağımlılık riskini artırır”
uyarısında bulundu.
‘Yeni yıl herkes için aynı duyguyu yaratmaz’
Yeni yılın herkes için aynı anlamı taşımadığını vurgulayan Budaklı,
“Kimisi kalabalıkta iyi hisseder, kimisi sıkışır. Kimisi yeni başlangıçları sever, kimisi geçmiş yılın yükünü taşır. Bu farklılıklar normaldir”
dedi.
Kaygı arttığında temel düzenleyici tekniklerin çoğu kişide etkili olduğunu belirtti.
‘Yeni yıl bir sınav değil, bir duraktır’
Açıklamalarını değerlendirme niteliğinde tamamlayan Budaklı,
“Yeni yıl bir sınav değil. Nefes almak, yönü kontrol etmek ve küçük düzenlemeler yapmak için bir duraktır. Bu yıl kendinize mükemmeliyet değil, şefkat hediye edin”
ifadelerini kullandı.




