Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Koray Çetin Önalan, Türkiye’de yapıların depremlere karşı dayanıklılığı ve kentlerin afetlere hazırlık düzeyi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da son günlerde meydana gelen depremlerin bölge halkında tedirginlik yarattığını belirten Önalan, bu sarsıntıların yıkıcı etkisi olmayan büyüklüklerde olduğunu ifade etti.
Türkiye’de depremlerde yıkım eşiğinin düşük olduğuna dikkat çeken Önalan, “Gelişmiş ülkelerde 5 civarındaki depremlerden kimse çok tedirgin olmaz. Türkiye’de depremlerde yıkım eşiği çok düşük. Büyüklüğü 6 civarındaki depremler bizim yıkım eşiğimizde olduğu için biz her türlü sarsıntıda ‘Acaba yıkım olacak mı?’ diye tedirgin oluyoruz” dedi.
“Kentsel dönüşüm değil, bina dönüşümü yapılıyor”
Türkiye’de uygulanan dönüşüm çalışmalarının çoğunlukla bina ölçeğinde kaldığını savunan Önalan, tek tek binaların yenilenmesinin kentlerin afetlere karşı dirençli hale gelmesi için yeterli olmadığını söyledi.
Önalan, “Sokağın içerisindeki bir tane bina yıkılıp yerine deprem yönetmeliklerine göre yeni bir bina yapılıyor. Sokak değil, bina dönüştürülüyor. Sokağın içerisindeki birkaç binayı dönüştürmek o sokağı, daha büyük ölçüde kenti depreme hazırlıklı hale getirmez” diye konuştu.
Kentsel dönüşümün farklı bir anlayışla ele alınması gerektiğini belirten Önalan, “Kentsel dönüşüm değil, kentsel değişim olmalı” ifadelerini kullandı. Kentlerin yalnızca yapı stokuyla değil, altyapısı, çevresi ve ulaşım sistemleriyle birlikte afetlere hazırlanması gerektiğini vurgulayan Önalan, dönüşümün ada bazında planlanması gerektiğini kaydetti.
“Her ay 3-5 binayı dönüştürerek kent dirençli hale getirilemez”
İzmir’in mevcut altyapısının nüfusu taşımakta zorlandığını belirten Önalan, kentteki nüfus yoğunluğunun afet riskleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“1 milyon insana yetecek altyapıya sahip bir kentte, metropol alan içerisinde 3,5 milyon insan yaşıyor” diyen Önalan, İzmir’in uzun vadeli planlamayla ele alınması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de İstanbul’dan Antalya’ya kadar uzanan kıyı şeridinde yaklaşık 33 milyon kişinin yaşadığını, bunların 30 milyonunun kent merkezlerinde bulunduğunu aktaran Önalan, kırsal alanların da yeniden güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Önalan, İzmir’de dönüştürülmesi gereken 300 binden fazla binadan söz edildiğini belirterek, “Her ay 3-5 tane binayı dönüştürerek kent depreme dirençli hale getirilemez. Kent bir bütün olarak ele alınmalı” dedi.
“Kırsalı güçlendirmemiz gerekiyor”
Kentlerdeki nüfus yoğunluğunun azaltılması ve kırsal alanların yeniden güçlendirilmesi gerektiğini savunan Önalan, bunun kısa vadede gerçekleştirilebilecek bir hedef olmadığını dile getirdi.
Önalan, “Kısa sürede olacak bir şey değil, 30 yıllık bir ciddi projeksiyonla taviz vermeden uygulanması gerekiyor ki biz afetlere karşı gerçekten dirençli kentler oluşturalım. Yoksa bu mantıkla sadece binaları dönüştürürüz” ifadelerini kullandı.
Kentlerin afetlere hazırlığının afet öncesi, afet anı ve afet sonrası olmak üzere üç aşamada planlanması gerektiğini belirten Önalan, yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’deki hiçbir kentin afetlere yüzde 100 hazır olduğunu söylemenin mümkün olmadığını ifade etti.
“Depremi değil, afeti yönetmemiz gerekir”
Afetlere hazırlıkta kamu kurumlarının sorumluluğuna da dikkat çeken Önalan, deprem sonrasında ortaya çıkabilecek sonuçların bütüncül biçimde planlanması gerektiğini söyledi.
“Depremi yönetemeyiz, afeti yönetmemiz gerekir” diyen Önalan, İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki mühendislik jeolojisi çalışmalarına ilişkin de eleştiriler yöneltti.
Önalan, “İzmir’de Büyükşehir Belediyesi, Mühendislik Jeolojisi Şube Müdürlüğü gibi son derece hayati bir birimi kapatarak sorumluluklarını mühendislik jeolojisinin sadece bir alt dalı olan Zemin İnceleme Şube Müdürlüğü’ne devretti. Bu kabul edilebilir değil” dedi.
“Doğa kaynaklı olaylar İzmir’e afet olarak dönmeye devam edecek”
İzmir’in afetlere hazırlanması konusunda kurumların planlamalarının da güçlendirilmesi gerektiğini belirten Önalan, mevcut yaklaşımın değiştirilmesi gerektiğini savundu.
Önalan, “Afete hazırlık anlamında önce kurumlarımızda planlamalar yapmamız lazım. Bizim yapmadığımız şey bu. Dolayısıyla her doğa kaynaklı olay, İzmir’e afet olarak bundan sonra da dönmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.





