Türkiye ile Azerbaycan arasında yıllardır kullanılan “tek millet, iki devlet” söylemi, son dönemde İsrail-Filistin meselesi üzerinden yeni bir sınavla karşı karşıya. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail yönetimine yönelik sert açıklamalarına karşılık Azerbaycan yönetiminin İsrail ile ilişkilerini sürdürmesi, iki ülkenin dış politika önceliklerinin farklılaştığı yönündeki değerlendirmeleri gündeme taşıdı. Karşılıklı eleştiriler ve Bakü'den gelen egemenlik vurgulu mesajlar, ilişkilerde bir soğuma yaşanıp yaşanmadığı sorusunu da beraberinde getirdi.

BM'deki Netanyahu konuşması tartışmaları alevlendirdi

Tartışmaların öne çıkan başlıklarından biri, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 24 Eylül 2026'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma oldu. Netanyahu konuşurken salonda kalan isimler arasında Azerbaycan'ın BM Daimi Temsilciliği'nde görevli Birinci Katip Maksad Hüseynov'un da bulunması, uluslararası medyada haberleştirildi. Türkiye'de bazı yorumcular, Azerbaycan temsilcisinin salonda kalmasını Bakü'nün İsrail politikasının bir göstergesi olarak değerlendirdi. Sosyal medyada ve çeşitli platformlarda Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkileri üzerinden eleştiriler yöneltilirken, bazı yorumlarda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in İsrail yönetimiyle yakınlığı da gündeme getirildi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Netanyahu ve İsrail hükümetine yönelik sert ifadeler kullanırken Bakü'den aynı tonda açıklamalar gelmemesi, iki ülkenin İsrail-Filistin meselesine farklı yaklaştığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Karabağ Savaşı sonrasında güçlenen ortaklık

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, özellikle 2020'deki İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından daha da yakınlaştı. Ankara'nın Bakü'ye verdiği siyasi ve askerî destek, Azerbaycan yönetimi tarafından birçok kez vurgulandı. Aliyev, savaş döneminde Türkiye'nin verdiği mesajların başka aktörlerin müdahalesini önlemeye yardımcı olduğunu belirtmiş ve Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında durmasının önemine dikkat çekmişti. İki ülke arasındaki ilişkiler, 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi ile stratejik müttefiklik çerçevesinde daha da kurumsallaştı. Beyanname, dış politika alanında koordinasyon ve düzenli siyasi istişarelerin önemini de ortaya koydu. Türkiye ve Azerbaycanlı yetkililer sonraki yıllarda da ortak güvenlik ve dış politika hedeflerine vurgu yaptı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, iki ülke arasındaki kurumlar arası koordinasyonun güçlü olduğunu dile getirirken Aliyev de Türkiye'nin çıkarları ile Azerbaycan'ın çıkarları arasında yakın bir bağ bulunduğunu ifade etti. Buna karşın Aliyev'in son dönemde yaptığı, ülkesinin başka devletlerin yardımına veya himayesine ihtiyaç duymadığı yönündeki açıklamaları farklı yorumlara neden oldu. Bu sözlerin Türkiye'ye yönelik bir mesaj olduğu ileri sürülse de Aliyev konuşmasında doğrudan bir ülkenin adını vermedi.

Bakü'den egemenlik mesajı, Ankara'dan birlik vurgusu

Azerbaycan yönetiminin dış politikada bağımsız hareket etme vurgusu, Türkiye'de bazı çevreler tarafından Ankara-Bakü ilişkileri bağlamında değerlendirildi. Aliyev'in “işlerimize müdahale edilmemesi” yönündeki sözleri, İsrail ile ilişkiler üzerinden yapılan eleştirilere bir yanıt olarak yorumlandı. Türkiye tarafında ise iki ülke arasındaki bağların korunması gerektiği mesajı öne çıktı. Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 7 Ekim'de yaptığı açıklamada, ülkelerin iç ve dış politika değerlendirmelerinde farklılıklar bulunabileceğini, bu tür konuların iki ülke arasında görüşülerek ele alınabileceğini söyledi. Çelik ayrıca Türkiye ile Azerbaycan arasında görüş ayrılığı varmış izlenimi yaratılmasına karşı çıktı ve iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkisinin sürdüğünü vurguladı. Bu açıklamalar, tarafların farklı konularda ayrı pozisyonlar alabilmesine rağmen ilişkilerin resmî düzeyde korunmasına önem verildiğine işaret ediyor.

APA TV'nin yayını Türkiye'ye mesaj olarak yorumlandı

Azerbaycan'da hükümete yakınlığıyla bilinen APA TV'nin yayımladığı yaklaşık 15 dakikalık bir program da tartışmaların dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Görünürde Türkiye ile İsrail arasındaki deniz taşımacılığı ilişkilerini ele alan programda, Türkiye bağlantılı bazı yabancı bayraklı gemilerin İsrail limanlarında görüldüğü ileri sürüldü. Yayında açık kaynaklardan, gemi takip sistemlerinden ve denizcilik veri tabanlarından yararlanıldığı belirtildi. Programın, Türkiye'de Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerine yöneltilen eleştirilere karşılık olarak hazırlandığı yönünde yorumlar yapıldı. İçeriğin temel yaklaşımı, Türkiye'nin İsrail ile ticari ilişkilerine ilişkin iddialar gündeme getirilirken Azerbaycan'ın benzer ilişkiler nedeniyle eleştirilmesinin ne ölçüde tutarlı olduğu sorusu etrafında şekillendi. BBC Azerbaycanca Servisi, söz konusu içeriğin yayımlandıktan birkaç saat sonra APA TV'nin platformlarından kaldırıldığını bildirdi. Ancak yayın kuruluşu içeriğin neden kaldırıldığına ilişkin bir açıklama yapmadı. Bu nedenle programın bilinçli bir siyasi mesaj olarak mı hazırlandığı, yoksa başka bir nedenle mi yayından çıkarıldığı kesin olarak bilinmiyor.

CIA raporu sızdı: İsrail'i içeriden bölen 4 büyük kriz
CIA raporu sızdı: İsrail'i içeriden bölen 4 büyük kriz
İçeriği Görüntüle

İsrail, Azerbaycan'ın stratejik ortaklarından biri

Türkiye'deki eleştirilerin temelinde, Azerbaycan'ın İsrail ile uzun yıllardır sürdürdüğü enerji, savunma ve güvenlik ilişkileri bulunuyor. İsrail, Azerbaycan'ın önemli enerji ortakları arasında yer alırken iki ülke arasında savunma alanında da iş birliği yürütülüyor. Gazze'deki savaşın ardından Türkiye'de Filistin'le dayanışma duygusunun güçlenmesi, Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerine yönelik tartışmaları daha görünür hale getirdi. Bakü ise İsrail ile ilişkilerini savunurken Filistin devletinin kurulmasını ve iki devletli çözüm modelini desteklediğini de açıklıyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev, Mayıs 2025'te düzenlenen Türkiye-Azerbaycan Medya Forumu'nda, ülkesinin geçmişte İsrail'den diplomatik destek gördüğünü ve ABD'deki Ermeni lobisine karşı Yahudi lobisinin Bakü'ye yardımcı olduğunu söylemişti. Bu açıklama, Azerbaycan yönetiminin İsrail ile ilişkilerini tarihsel ve stratejik gerekçelerle değerlendirdiğini ortaya koyan örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Okullardaki kıyafet düzenlemeleri de tartışmaya eklendi

Türkiye'de Azerbaycan'a yönelik eleştiriler yalnızca İsrail politikasıyla sınırlı kalmadı. Azerbaycan'da öğrenci ve öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin laiklik ilkesi temelinde düzenlemeler yapılması da tartışma konusu oldu. Bazı çevreler bu uygulamaları başörtüsü yasağı olarak yorumlarken, bazı okullarda başörtülü kız öğrencilerin eğitim kurumlarına alınmadığı yönünde iddialar gündeme getirildi. Azerbaycan yönetimi ise İsrail ile ilişkilerine yönelik eleştirileri kabul etmiyor ve dış politika kararlarının ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda belirlendiğini savunuyor. Bu yaklaşım, Bakü'nün hem bölgesel ortaklıklarını hem de kendi diplomatik önceliklerini bağımsız biçimde yürütme isteğiyle ilişkilendiriliyor.

İlişkilerde gerçek bir soğuma mı yaşanıyor?

Türkiye ile Azerbaycan arasında İsrail politikası üzerinden ortaya çıkan görüş ayrılıkları, iki ülkenin medyasında ve kamuoyunda karşılıklı eleştirileri artırmış durumda. Ancak bu gelişmelerden hareketle ilişkilerde kapsamlı bir diplomatik kriz yaşandığı sonucuna varmak için yeterli veri bulunmuyor. Askerî iş birliği, enerji ilişkileri ve liderler düzeyindeki temaslar iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın temel unsurları olmaya devam ediyor. Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamaları da Ankara'nın Bakü ile ilişkilerin korunmasına önem verdiğini gösteriyor. 2020'deki Karabağ Savaşı'nın ardından bölgesel konumunu güçlendiren Azerbaycan'ın dış politikada daha bağımsız hareket etme isteği ile Türkiye'nin Orta Doğu ve Kafkasya'daki öncelikleri her konuda aynı çizgide buluşmayabilir. İsrail meselesi de bu farklılıkların en görünür hale geldiği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Şimdilik tartışmaların devletler arası ilişkilerde somut bir kopuştan çok, dış politika öncelikleri ve kamuoyu algısı üzerinden ilerlediği görülüyor. İki ülke arasındaki stratejik ortaklığın bundan nasıl etkileneceği ise önümüzdeki dönemde atılacak diplomatik adımlara ve karşılıklı açıklamalara bağlı olacak.

Kaynak: BBC