Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bulunan Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırılar, ülkedeki güvenlik önlemlerinin artırılmasına ve bölgedeki askeri gerilimin yeniden tırmanmasına neden oldu. 10 Ekim Cumartesi günü düzenlenen saldırıda 13 kişinin hayatını kaybettiği, 300’den fazla kişinin yaralandığı açıklanırken, havalimanının 11 Ekim’de bir kez daha hedef alınması sonucu Pakistan uyruklu bir kişi yaşamını yitirdi. Böylece iki saldırıda bildirilen toplam can kaybı 14’e yükseldi.
Yemen’de başkent Sana dahil çeşitli bölgeleri kontrolünde tutan İran destekli Husiler, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları üstlenirken, askeri sözcü Yahya Seri’nin Mekke ve Medine dışındaki havalimanları ile hava sahasının hedef alınabileceğini duyurması, gerilimin daha geniş bir alana yayılabileceği endişesini beraberinde getirdi. Havalimanındaki saldırı anlarına ilişkin görüntülerin de kamuoyuyla paylaşılmasıyla olayın boyutu daha net ortaya çıkarken, Riyad yönetimi ve bölgedeki müttefikleri güvenlik önlemlerini artırdı.

Riyad Havalimanı iki gün üst üste hedef alındı
Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na 10 Ekim’de düzenlenen saldırıda terminal bölgesinde büyük bir patlama meydana geldi. Suudi Arabistan Medya Bakanlığı tarafından paylaşılan görüntülerde, patlamanın ardından havalimanındaki tavan parçalarının aşağı düştüğü, yolcuların ise yaşananları anlamaya çalıştığı görüldü. Olayın ardından yayımlanan açıklamalarda, saldırıda 13 kişinin hayatını kaybettiği ve 300’den fazla kişinin yaralandığı bildirildi. Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, havalimanının iki ayrı saldırıyla hedef alındığını açıkladı. Kurumun açıklamasına göre saldırılardan birinde terminal tesisleri, diğerinde ise Suudi Arabistan Hava Yolları’na ait bir uçak hedef alındı. Havalimanındaki operasyonların askıya alındığı belirtilirken, saldırıların ardından tesis çevresindeki güvenlik tedbirleri artırıldı. Havalimanı, 11 Ekim’de bir kez daha hedef alınırken, ikinci saldırıda Pakistan uyruklu bir kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Böylece iki gün içerisinde meydana gelen saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 14’e yükseldi. İlk saldırıda hayatını kaybedenler arasında farklı ülke vatandaşlarının da bulunduğu açıklanırken, olay uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Husilerden Suudi Arabistan’ın havalimanlarına yönelik tehdit
Husilerin askeri sözcüsü Tuğgeneral Yahya Seri, Riyad’daki saldırıların ardından yaptığı açıklamada, Mekke ve Medine’deki havalimanları dışında Suudi Arabistan’ın tüm havalimanlarının ve hava sahasının hedefleri arasında bulunduğunu söyledi. Husiler, 24 saat içerisinde balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarından oluşan karma bir saldırı gücü kullandıklarını öne sürdü. Yahya Seri ayrıca Suudi Arabistan’ın doğusundaki petrol tesisleri ile Dammam Havalimanı’nın da hedef alındığını belirtti. Bu açıklamalar, saldırıların yalnızca Riyad’daki havalimanıyla sınırlı kalmayabileceğine yönelik endişeleri artırırken, Suudi Arabistan’ın hava ulaşımı ve kritik altyapı tesislerine yönelik güvenlik önlemleri de yeniden gündeme geldi. Husilerin açıklamalarının ardından Riyad’daki okullarda bir hafta süreyle uzaktan eğitime geçilmesi kararlaştırıldı. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden birçok ülke de vatandaşlarına havalimanlarından uzak durmaları ve yerel makamların güvenlik uyarılarını dikkate almaları çağrısında bulundu.

Abha’da erken uyarı sistemi devreye girdi
Riyad’daki saldırıların ardından Suudi Arabistan’ın güneyindeki Abha kentinde de güvenlik alarmı verildi. Erken uyarı sisteminin devreye girmesi üzerine Sivil Savunma Müdürlüğü, vatandaşlara resmi makamların talimatlarına uymaları ve sakin kalmaları yönünde çağrıda bulundu. Yetkililer, tehlikenin devam etmesi ihtimaline karşı vatandaşların en yakın güvenli alana geçmesini, kapalı alanlarda pencerelerden uzak durmasını ve dışarı çıkmamasını istedi. Açık alanda bulunanlara ise en yakın binaya girmeleri ya da sağlam bir engelin arkasına sığınmaları tavsiye edildi. Sivil Savunma Müdürlüğü daha sonra yaptığı açıklamada, kentteki tehlikenin geçtiğini bildirdi ancak alarmın hangi nedenle verildiğine ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Abha’daki uyarının gerekçesinin açıklanmaması, Riyad’daki saldırılarla birlikte ülkedeki güvenlik durumuna ilişkin soru işaretlerini artırdı. Bununla birlikte, yetkililer tarafından iki olay arasında doğrudan bir bağlantı kurulduğuna ilişkin bir bilgi paylaşılmadı.

Yemen ordusundan Husilere yönelik operasyon açıklaması
Yemen ordusu, Husilere ait askeri hedeflere yönelik operasyonların sürdüğünü duyurdu. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid Abdullah en-Nezili, “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında toplam 1732 operasyon gerçekleştirildiğini, 900’den fazla Husi mensubunun etkisiz hale getirildiğini ve 287’den fazla askeri aracın imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini açıkladı. Nezili’nin açıklamasına göre operasyonlarda savaş uçakları, insansız hava araçları, sahra topçusu ve roketatarlar kullanıldı. Husilere ait tahkimatların, komuta-kontrol merkezlerinin, gözetleme noktalarının, mühimmat depolarının ve stratejik askeri hedeflerin vurulduğu belirtildi. Yemen ordusu, operasyonların Husilerin ateş gücünü azalttığını, komuta-kontrol sistemlerini aksattığını ve ikmal hatlarını zayıflattığını savundu. Yemen hükümetine bağlı güçlerin Husilere yönelik saldırılarının sürdüğü bildirilirken, Suudi Arabistan’ın desteklediği güçlerin Taiz kentinin doğusu ve güneyindeki bazı bölgelerde Husi mevzilerini, askeri araçları ve silahlı grupları hedef aldığı aktarıldı. Ancak operasyonlara ilişkin can kaybı ve hasar verileri, açıklamayı yapan tarafın beyanları olarak değerlendiriliyor.

Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan ortak kınama
Riyad’daki havalimanı saldırılarına Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan ortak tepki geldi. Dört ülkenin dışişleri bakanlıkları tarafından yayımlanan açıklamada, sivillerin ölümüne ve yaralanmasına, sivil altyapı ile tesislerin zarar görmesine neden olan saldırılar en güçlü ifadelerle kınandı. Ortak açıklamada, saldırıların Suudi Arabistan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğu vurgulanırken, ülkenin güvenliğine, istikrarına ve sivillerin emniyetine yönelik doğrudan tehdit oluşturduğu belirtildi. Dört ülke, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak amacıyla aldığı meşru önlemlere destek verdiğini bildirdi. Açıklamada ayrıca saldırıların hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemeyecek tehlikeli bir tırmanış olduğu ifade edildi. Grup, havayolu şirketleri ile yolculara Suudi Arabistan’daki havalimanlarını ve hava sahasını kullanmamaları yönünde uyarıda bulundu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da 11 Ekim’de yayımladığı açıklamada saldırıları kınayarak Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verilen desteği yineledi.

ABD, İngiltere ve Rusya’dan saldırılara tepki
Saldırılara ilişkin uluslararası tepkiler, Riyad yönetimine yönelik dayanışma mesajları ve çatışmanın daha fazla tırmanmasını önleme çağrıları etrafında şekillendi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, saldırıda bir Amerikan vatandaşının hayatını kaybettiğini doğrulayarak saldırıyı güçlü şekilde kınadıklarını belirtti. ABD Başkanı Donald Trump’a, Washington yönetiminin Husilere karşı yürütülecek saldırılarda Suudi Arabistan’a katılıp katılmayacağı soruldu. Trump, gelişmeleri değerlendireceklerini ve kararın ardından hızlı hareket edebileceklerini söyledi. Bu açıklama, ABD’nin olası askeri tutumuna ilişkin değerlendirmeleri gündeme taşıdı ancak doğrudan bir müdahale kararının alındığı anlamına gelmiyor. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, saldırı karşısında dehşete düştüğünü ifade ederek olaydan etkilenenlerle dayanışma içinde olduklarını bildirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise çatışmanın taraflarına sivil altyapıya yönelik saldırılardan kaçınmaları çağrısında bulundu ve krizin siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesinin önemine dikkat çekti. Suriye geçiş hükümetinin Dışişleri Bakanlığı da Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Suriye’nin ve bölgenin güvenliğiyle bağlantılı olduğunu belirterek sivil altyapıyı hedef alan saldırıların durdurulması için uluslararası topluma çağrıda bulundu.

Suudi Arabistan neden hedef alınıyor?
Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmanın temelinde, Yemen’de 2014’ten bu yana devam eden iç savaş ve Riyad yönetiminin Yemen hükümetine verdiği askeri destek bulunuyor. Husiler, Eylül 2014’te başkent Sana’nın kontrolünü ele geçirerek ülkenin bazı bölgelerinde hakimiyet kurdu. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise Mart 2015’te Yemen hükümetine destek amacıyla askeri müdahalede bulundu. Yıllar boyunca süren çatışmalarda hava saldırıları, füze atışları ve diğer askeri operasyonlar nedeniyle çok sayıda kişi hayatını kaybetti; ülkede ağır bir insani kriz yaşandı. Nisan 2022’de ateşkes yürürlüğe girse de taraflar arasındaki gerilim tamamen ortadan kalkmadı. Son dönemde yeniden şiddetlenen çatışmalar, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarla birlikte bölgesel güvenlik risklerini de artırdı. Yemen’de hükümet yanlısı güçler ile Husiler arasında stratejik bölgelerin kontrolüne ilişkin mücadele sürerken, Kızıldeniz çevresi ve Babülmendep Boğazı gibi uluslararası deniz taşımacılığı açısından önem taşıyan noktalar da çatışmanın kritik alanları arasında yer alıyor. Husiler, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askeri rolünü saldırılarının gerekçeleri arasında gösterirken, Riyad yönetimi ve müttefikleri bu saldırıları ülkenin egemenliğine ve sivil altyapısına yönelik tehdit olarak değerlendiriyor. Riyad Havalimanı’na iki gün üst üste düzenlenen saldırılar, Yemen’deki çatışmanın sınırları aşan etkilerini bir kez daha ortaya koyarken, Suudi Arabistan’ın hava ulaşımı ve kritik tesislerine yönelik güvenlik kaygılarını artırdı. Uluslararası aktörlerin kınama ve diplomatik çözüm çağrıları sürerken, taraflardan gelecek yeni açıklamalar ve sahadaki askeri gelişmeler bölgedeki gerilimin seyrinde belirleyici olacak.




