AK Parti İzmir Milletvekili ve Türkiye-ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığındaki heyetle gerçekleştirdiği New York ziyaretinin ardından izlenimlerini kaleme aldı. TBMM kayıtlarında da Kasapoğlu’nun Türkiye-ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı olarak görev yaptığı görülüyor.
“New York Gözlemlerim: Küresel Meselelerde İnisiyatif Alan Türkiye” başlıklı makalesinde 20-23 Eylül tarihleri arasında New York’ta gerçekleştirdikleri temasları değerlendiren Kasapoğlu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yalnızca diplomatik görüşmelerin yapıldığı bir platform olmadığını, küresel sorunların ve ülkelerin tutumlarının da görünür hale geldiği bir alan olduğunu savundu.
Kasapoğlu, Türkiye’nin uluslararası alandaki yaklaşımını değerlendirirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasına da dikkat çekti.
“Adalet bekleyenlerin sesini yükseltti”
Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın temel başlıklarından birinin adalet çağrısı olduğunu belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımız yaptığı konuşmada yine adalet bekleyenlerin sesini yükseltti” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin bir yandan uluslararası alanda adalet ve insani değerler vurgusunu sürdürürken, diğer yandan kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarını gözeten bir dış politika yürüttüğünü savunan Kasapoğlu, bu yaklaşımı “vicdan ile aklı aynı masaya koyabilmek” şeklinde tanımladı.
“Gazze’de yaşananlar dünyanın gündeminde”
Kasapoğlu’nun makalesinde öne çıkan başlıklardan biri de Gazze oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Genel Kurul konuşmasında Gazze’deki insani tabloya geniş yer verdiğini belirten Kasapoğlu, Türkiye’nin Filistin meselesinde aldığı tutumun altını çizdi.
Kasapoğlu, dünyada İsrail’in Gazze’deki saldırılarına yönelik tepkilerin arttığını belirterek, devletler düzeyinde Türkiye’nin daha fazla inisiyatif aldığını savundu.
“Herkes Türkiye gibi cesur bir duruş sergileseydi, bugün bu zulümleri konuşmuyor olurduk” diyen Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz, gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz, ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz” sözlerine de makalesinde yer verdi.
“Dünya 5’ten büyüktür” vurgusu
Kasapoğlu, BM sisteminin mevcut yapısına yönelik eleştirilerini de makalesine taşıdı. BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin karar alma mekanizmasındaki ağırlığına dikkat çeken Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun süredir dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür” yaklaşımını hatırlattı.
Kasapoğlu, “Karşımızda kilitlenmiş, kapasitesini yitirmiş, işlemez hale gelmiş bir küresel sistem var” ifadelerini kullanırken, uluslararası hukukun tüm ülkeler için eşit uygulanması ve cezasızlık kültürünün sona ermesi gerektiğini savundu.
Makalesinde bölgesel iş birliklerine de değinen Kasapoğlu, Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile geliştirdiği savunma iş birliğini de bu çerçevede değerlendirdi.
Türkiye-ABD ilişkileri ve 100 milyar dolarlık ticaret hedefi
Kasapoğlu, New York temaslarının yalnızca siyasi ve diplomatik gündemle sınırlı olmadığını belirterek Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini belirten Kasapoğlu, 2025 yılında ticaret hacminin 38,6 milyar dolar seviyesine ulaştığını, 2026’nın ilk sekiz ayında ise 28 milyar dolar bandının yakalandığını ifade etti.
Kasapoğlu, yıl sonunda 40-43 milyar dolarlık seviyeye ulaşılmasının beklendiğini belirterek, Türkiye’nin Amerikalı yatırımcılara yönelik yatırım fırsatlarını da New York temaslarında gündeme taşıdığını kaydetti.
“Beş altın sektör masaya konuldu”
Kasapoğlu, New York’ta ekonomi yönetimi ile diplomasi kadrolarının eş zamanlı yürüttüğü temaslara da değindi. Küresel fon yöneticilerine Türkiye ekonomisinin dayanıklılığına ilişkin sunumlar yapıldığını belirten Kasapoğlu, doğrudan yatırım açısından savunma sanayii, turizm, dijital hizmetler ve mobil oyunlar başta olmak üzere farklı sektörlerin öne çıkarıldığını aktardı.
Türkiye’nin ihracat kapasitesi ve savunma sanayiindeki gelişimine de dikkat çeken Kasapoğlu, Türk şirketlerinin artık yalnızca ürün ihraç eden değil, farklı ülkelerde yatırım yapan aktörler haline geldiğini ifade etti.
“Türkiye hem adaleti hem milli çıkarlarını savunuyor”
Makalesinin genel değerlendirme bölümünde Türkiye’nin dış politika yaklaşımını ele alan Kasapoğlu, uluslararası alanda Filistin ve küresel adalet başlıklarını savunurken, aynı zamanda ekonomik ve stratejik hedeflerin de takip edildiğini belirtti.
Kasapoğlu, Türkiye’nin bir yandan küresel sistemin işleyişine yönelik eleştirilerini dile getirdiğini, diğer yandan ABD ile ticaret hacminin artırılması, yatırımlar ve savunma sanayii alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi için temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.
Kasapoğlu, makalesini Türkiye’nin uluslararası alandaki konumuna ilişkin şu değerlendirmeyle tamamladı:
“İkinci yüzyılımıza yürürken, köklü geçmişimizi çok daha sağlam ticari ve stratejik bağlarla perçinleyerek, dünya denklemindeki yerimizi tartışmasız bir seviyeye taşıyoruz. (...) Küresel adaletin tavizsiz bayraktarlığını yaparken, stratejik ortaklıklarımızı da ortak kazanımlar zemininde büyütmeye devam edeceğiz.”




