Akşam yemeğinin ardından iki fincan kahve içmesine rağmen kısa süre sonra uyuyabilenler olduğu gibi, öğleden sonra tükettiği tek bir fincan kahve nedeniyle gece boyunca uyumakta zorlananlar da bulunuyor. Uzmanlara göre bu farklılığın nedeni yalnızca kahve tüketim alışkanlığı değil. Kafeinin vücutta ne kadar süre kaldığını genetik yapıdan karaciğerin çalışma hızına, sigara kullanımından ilaçlara kadar pek çok faktör etkiliyor.
Kafein, dünyada en yaygın tüketilen psikoaktif maddeler arasında yer alıyor. Her gün milyarlarca fincan kahve tüketilirken çay, kola, enerji içecekleri, çikolata ve bazı takviye ürünleri de günlük kafein alımına katkıda bulunuyor.
Kafein enerji vermiyor, yorgunluğu maskeliyor
Kafeinin vücuda doğrudan enerji sağlamadığı, bunun yerine beyinde gün boyunca biriken ve uyku hissine neden olan adenozinin etkisini bloke ettiği belirtiliyor. Böylece kişi kendisini daha uyanık ve odaklanmış hissedebiliyor.
Ancak fazla kafein tüketimi baş ağrısı, sinirlilik, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle aynı miktarda kahve tüketen kişilerin kafeine verdikleri tepki birbirinden oldukça farklı olabiliyor.
BBC Türkçe'nin aktardığı bilgilere göre, Londra'da yaşayan 20 yaşındaki Emily günde iki fincan kahve ve bir enerji içeceği tüketmesine rağmen gece boyunca kola içtiğinde dahi uykusunun kaçmadığını belirtiyor. Buna karşılık bazı kişilerde öğleden sonra tüketilen tek bir fincan kahvenin etkisi gece saatlerine kadar sürebiliyor.
Kafeinin vücutta kalma süresini genler ve karaciğer belirliyor
Kafeinin etkilerindeki farklılığın en önemli nedenlerinden biri, maddenin vücuttan ne kadar sürede atıldığı. Northwestern Üniversitesi'nden beslenme doçenti Dr. Marilyn Cornelis'e göre kafeinin vücutta kalma süresi kişiden kişiye değişerek yaklaşık 6 ila 20 saat arasında olabiliyor.
Kafeinin parçalanmasında karaciğerde bulunan CYP1A2 enzimi önemli rol oynuyor. Bu enzimin çalışma hızında ise genetik farklılıklar etkili olabiliyor. BBC'nin aktardığı araştırmalarda, bazı toplumların kafeini diğerlerine kıyasla daha hızlı metabolize edebildiğine dikkat çekiliyor.
Ancak genetik yapı tek belirleyici değil. Sigara kullanımının kafeinin karaciğerde parçalanma hızını artırabildiği, sigarayı bırakan kişilerde ise kahvenin daha güçlü etki göstermeye başlayabileceği belirtiliyor. Bazı antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve reçeteli ilaçlar ise kafeinin vücutta daha uzun süre kalmasına neden olabiliyor. Hamilelikte yaşanan hormonal değişikliklerin de kafeinin parçalanma sürecini yavaşlatabildiği ifade ediliyor.
Uzmanlardan uyku öncesi kafein uyarısı
Kafeine karşı tolerans da zaman içerisinde değişebiliyor. Düzenli kahve tüketen kişilerde vücut zamanla kafeine alışırken, birkaç hafta ara verilmesi halinde hassasiyet yeniden artabiliyor.
Psikolog ve uyku uzmanı Dr. Lindsay Browning, kafeinin yalnızca uykuya dalmayı geciktirmediğini, uyku kalitesini de olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Browning, saat 22.00 civarında uyuyan kişilerin 14.00'ten sonra kafein tüketmemesini öneriyor ancak kişisel farklılıklar nedeniyle herkes için geçerli kesin bir saat bulunmadığının da altını çiziyor.
İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) ise hamilelerin günlük kafein tüketimini 200 miligramın altında tutmasını öneriyor. Diğer yetişkinler için ise temel öneri ölçülü tüketim. Uzmanlara göre aşırı kafein alımı vücudun huzursuzluk ve gerginlik gibi belirtilerle verdiği sinyallerle kendini gösterebiliyor.
Öte yandan kahve tüketiminin tümüyle olumsuz olmadığına da dikkat çekiliyor. Uzun yıllara yayılan araştırmalarda ölçülü kahve tüketimi ile bazı ciddi hastalıkların daha düşük görülmesi ve daha uzun yaşam süresi arasında ilişki bulunduğu belirtiliyor. Ancak araştırmacılar, bu ilişkinin doğrudan kahveden kaynaklandığının kesin olarak kanıtlanmadığını vurguluyor.




