İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılacağı yönündeki haber ve iddialar İzmir kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İzmir İl Başkanı Barış Düdü konuya ilişkin açıklama yaptı. Düdü’nün yanında Yeni Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç de yer aldı.

Düdü, açıklamasında henüz gerçekleşmemiş bir olayın gerçekleşmiş gibi değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, asıl tartışılması gereken konunun İzmir halkının 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde sandıkta ortaya koyduğu irade olduğunu söyledi. Olası bir parti değişikliğinin yalnızca bir kişinin siyasi tercihinden ibaret görülemeyeceğini savunan Düdü, böyle bir kararın gerçekleşmesi halinde siyasal etik, seçmen iradesi ve temsili demokrasinin temel ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“İzmir halkı yalnızca bir kişiyi seçmedi”

Barış Düdü, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde İzmir halkının yalnızca bir belediye başkanını seçmediğini belirterek, seçmenin adayla birlikte adayın temsil ettiği siyasi programı, dünya görüşünü, belediyecilik anlayışını ve siyasi kimliği de değerlendirerek oy kullandığını savundu.

Düdü, milyonlarca yurttaşın oyuyla kazanılan bir makamın siyasal kimliğinin seçimden sonra köklü biçimde değiştirilmesinin yalnızca “kişisel siyasi tercih” kapsamında değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Bir yurttaşın istediği siyasi partiye üye olmasının veya parti değiştirmesinin bireysel bir hak olduğunu belirten Düdü, seçilmiş bir belediye başkanının taşıdığı temsil yetkisinin ise yalnızca kendisine ait olmadığını dile getirdi.

Düdü, bu yetkinin kaynağının kendisini seçen halk olduğunu ifade ederek, konunun hukuki olmaktan önce demokratik meşruiyet ve siyasal etik açısından ele alınması gerektiğini söyledi.

ADD’den Tugay’a tepki: “Derneğimizi küçümseyen ifadeleri kabul etmiyoruz”

Atatürkçü Düşünce Derneği Karşıyaka Şube Başkanı Feride Ufuk Yıldırım, Cemil Tugay’ın daha önce ADD üyeliği ve dernek yönetimine ilişkin kamuoyuna yansıyan sözlerine tepki gösterdi. Yıldırım, Tugay’ın üyelikten ayrılmasının kendi tercihi olduğunu belirterek, derneğin küçümsenmesine yönelik ifadeleri kabul etmediklerini söyledi.

Yıldırım, herkesin bir derneğe üye olma, üyeliğini sürdürme veya sonlandırma hakkına sahip olduğunu ifade ederek, itirazlarının ADD’nin “Karşıyaka’da sadece bir dernek” şeklinde tanımlanmasına yönelik olduğunu dile getirdi.

ADD’nin yalnızca bir ilçeyle sınırlandırılamayacağını belirten Yıldırım, “Türkiye’nin dört bir yanında emek veren üyelerimizin mücadelesini, bir kurumun tarihini ve taşıdığı sorumluluğu görmezden gelmektir. Bu dernek, bedelini canıyla ödeyenlerin bizlere emanetidir. Bu emanet kimsenin kişisel kaprisine, siyasi hesabına ya da sosyal medya tartışmasına malzeme edilemez” dedi.

“Üyeliğini sonlandırmak kendi tercihidir”

Cemil Tugay’ın dernek üyeliğinden istifasına da değinen Yıldırım, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla açıklama yaptıklarını söyledi.

Yıldırım, “Üyeliğini sonlandırmak elbette kendi tercihidir. Ancak bu tercihin ardından derneğimizi küçümseyen sözler kullanmasını kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Tugay’ın bir dönem dernek üyesi olduğunu hatırlatan Yıldırım, derneğin geçmişinin, mücadelesinin ve sorumluluklarının daha yakından bilinmesini beklediklerini belirterek, söz konusu ifadelerin yalnızca kuruma değil, ADD’nin emeğine, üyelerine ve kurucularına yönelik olduğunu savundu.

“Karşıyaka’da sadece bir dernek değiliz”

Karşıyaka Şubesi’nin çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Yıldırım, şubenin yaklaşık 6,5 yıldır yönetildiğini belirtti. Bu süreçte Tugay tarafından kendilerine veya genel merkeze herhangi bir sorun ya da şikayet iletilmediğini söyleyen Yıldırım, “Bugün ‘Yönetimle anlaşamadım’ denilmesi kamuoyunda şu soruyu doğuruyor: Bu anlaşmazlık, ülke gündemini meşgul eden siyasi gelişmelerden önce neden dile getirilmedi? Biz bu soruyu sormuyoruz, kamuoyu soruyor. Yanıt vermek de bize değil, bu kararı verenlere düşüyor” dedi.

ADD’nin Türkiye genelindeki örgütlenmesine de dikkat çeken Yıldırım, derneğin İzmir’de 30, Türkiye genelinde 357 şube ve 53 temsilcilikle faaliyet gösterdiğini, üye sayısının ise 90 binin üzerinde olduğunu söyledi.

Yıldırım, ADD’nin siyasi partilerden bağımsız şekilde Cumhuriyet değerleri doğrultusunda çalışmalar yürüttüğünü belirterek, “Mücadelemiz Karşıyaka ile sınırlı değildir; İzmir’de ve Türkiye’nin dört bir yanındadır” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında tepkisini sürdüren Yıldırım, “Derneğimizi ‘Karşıyaka’da bir dernek sadece’ diyerek küçültmeye kimsenin hakkı yoktur. Şubelerimizi, üyelerimizi ve kurucularımızın hatırasını hafife alan her söylem hangi makamdan gelirse gelsin hak ettiği yanıtı alacaktır” dedi.

“Oylar satıldı ey halkım, unutma bunu”

Yıldırım, açıklamasının son bölümünde kişisel tartışmalar yerine ilkelerin ve Cumhuriyetin ortak değerlerinin savunulması gerektiğini belirtti.

Kurucularının savunduğu laik, demokratik ve bağımsız Türkiye anlayışını gelecek kuşaklara aktarma kararlılığında olduklarını ifade eden Yıldırım, Uğur Mumcu’nun “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” sözlerine gönderme yaptı.

Yıldırım, “Bugün de bu çağrıyı halkın iradesine sahip çıkma sorumluluğuyla yineliyoruz: Oylar satıldı ey halkım, unutma bunu!” ifadelerini kullandı.

Çağatay Güç: “Bu şehir bu gerginliği kaldırmaz”

Açıklamada konuşan YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise İzmir’in siyasi kimliğine vurgu yaptı.

Güç, İzmir’in Cumhuriyet ve Atatürkçü kimliğiyle öne çıkan bir şehir olduğunu belirterek, alınan kararların daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bu şehir Cumhuriyet şehridir. Bu şehir Atatürk, Atatürkçülerin şehridir. Dolayısıyla kararlarını biraz daha düşünmesi gerektiğini söyledi, evet düşünmelidir. Karar verdiği sırada bu şehrin bu gerginliği kaldırmayacağını bilmesi gerekiyor” diyen Güç, yarın saat 19.00’da gerçekleştirilecek yürüyüş için de çağrıda bulundu.

Güç, vatandaşları Cumhuriyet Meydanı yanındaki il binası önünde buluşmaya davet etti.

Tuncay Özkan: “Polisle köşe kapmaca oynuyoruz”

YENİ Parti İzmir İl Başkanı Tuncay Özkan da yürüyüş ve basın açıklaması sırasında yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özkan, basın açıklaması yapılması ve yürüyüş düzenlenmesi konusunda yaşanan izin tartışmalarına tepki göstererek, demokratik hakların kullanımının engellendiğini savundu.

Özkan, “Kocaman meydan, basın açıklaması yapacağız izin yok. Şuradan buraya yürüyeceğiz izin yok. Bizim kendi yürüyüş yapmamıza izin yok” ifadelerini kullandı.

Yaşananların Cemil Tugay’a yönelik tepkilerin kamuoyuna yansımasını engellemeye dönük olduğunu öne süren Özkan, Valilik ve Emniyet makamlarının tutumunu da eleştirdi.

“Demokratik haklarımızın kullanılmasına, İzmir’in ses çıkartmasına izin vermek istemiyorlar. Bunu bilmeniz lazım. Valilik makamı, Emniyet... Demokratik düzenin temsilcisi olması gereken Cemil Tugay’ın temsilcisi gibi davranıyorlar. Buna asla bizim tahammülümüz yoktur” dedi.

Yürüyüş çağrısı yaptı

Özkan, yarın yapılması planlanan yürüyüşe ilişkin de açıklamalarda bulundu. İzmir’de farklı görüşlerin kavga ve gerilim yaşanmadan ifade edilmesi gerektiğini belirten Özkan, vatandaşları yürüyüşe katılmaya çağırdı.

Özkan, “Yarın saat 19.00’da Kantarcı Karakolu’nun karşısında, Cumhuriyet Meydanı’nın yanında toplanacağız ve doğruca Gündoğdu Meydanı’na yürüyeceğiz” dedi.

Bayraklarla yürüyüş yapılmasının engellenmek istendiğini ileri süren Özkan, “Yarın gelin ve görün bunu. Bütün İzmir’i buraya çağırıyorum. Bakalım aynı şeyi İzmir halkının karşısında gösterebilecekler mi?” ifadelerini kullandı.

“Cemil Tugay istifa” sloganları atıldı

Açıklama sırasında kalabalık tarafından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a yönelik “Cemil Tugay istifa” sloganları atıldı.

Tepkilerin odağında Tugay’ın AK Parti’ye katılacağı yönündeki iddialar yer alırken, açıklamada seçim döneminde ortaya çıkan siyasi iradenin seçim sonrasında da dikkate alınması gerektiği savunuldu.

“İzmir’e ihanet, Atatürk’e ihanet” sloganı

Kalabalık tarafından “İzmir’e ihanet, Atatürk’e ihanet” sloganı da atıldı.

Düdü açıklamasında, İzmir’in siyasi kimliğine, seçmen iradesine ve kent halkının seçimlerde ortaya koyduğu tercihe vurgu yapılırken, siyasi değişikliğin gerçekleşmesi halinde bunun gerekçelerinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade etti.

“Hain Tugay hesap verecek” sloganı

Protesto sırasında “Hain Tugay hesap verecek” sloganı da yükselirken, seçilmiş bir belediye başkanının siyasi kimliğinde meydana gelebilecek değişikliğin yalnızca kişisel bir karar olarak görülmemesi gerektiği savunularak, seçmene karşı siyasi sorumluluk ve hesap verme yükümlülüğüne dikkat çekildi.

“İzmir’in iradesi bir rozetle değiştirilemez”

Düdü, seçimle kazanılmış bir belediye başkanlığı makamının siyasi partiler arasında devredilebilecek bir makam olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, belediye başkanlığı görevinin arkasındaki temsil yetkisinin halka ait olduğunu söyledi.

“Demokrasi yalnızca sandığın kurulması değildir”

Seçmenlerin sandıkta ortaya koyduğu tercihin seçim sonrasında da dikkate alınması gerektiğini ifade eden Düdü, demokrasinin yalnızca seçim günü sandıkların kurulmasından ibaret olmadığını söyledi.Düdü, sandıktan çıkan iradeye seçim sonrasında da saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, temsil ilişkisinin seçmen ile seçilmiş arasındaki güven üzerine kurulduğunu savundu.

“Ne değişmiştir?”

Düdü, Cemil Tugay’ın 18 Haziran’da CHP’den istifa ederken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini kamuoyuna açıkladığını hatırlattı. Tugay’ın şimdi başka bir siyasi partinin çatısı altında belediye başkanlığını sürdürmesinin gündeme gelmesi halinde İzmir halkının bunun gerekçesini sorma hakkı bulunduğunu belirten Düdü, “Ne değişmiştir?” sorusunu yöneltti. Düdü, bağımsız olarak sürdürüleceği açıklanan belediye başkanlığı görevinin başka bir siyasi partinin çatısı altında devam ettirilmesinin söz konusu olması halinde, bunun nedeninin İzmir halkına açıklanması gerektiğini ifade etti.

“Cemil Tugay AK Parti adayı olsaydı seçilebilir miydi?”

Düdü, “Cemil Tugay, 31 Mart 2024’te İzmir seçmeninin karşısına AK Parti adayı olarak çıksaydı, bugün oturduğu makama seçilecek miydi?” sorusunu gündeme getirdi. Bu sorunun yanıtını kendilerinin vermediğini belirten Düdü, söz konusu soruya AK Parti’nin, CHP’nin veya Cemil Tugay’ın da yanıt veremeyeceğini, yanıtı verebilecek tek gücün İzmir halkı olduğunu savundu.

“Mesele bir kişinin hangi partiye üye olacağı değil”

Düdü, tartışmanın bir kişinin hangi siyasi partiye üye olacağı meselesinden çok daha geniş olduğunu söyledi. Konunun temsili demokrasinin ahlakı, seçmenin oyuna duyulan saygı ve halktan alınan yetkinin sınırlarıyla ilgili olduğunu belirten Düdü, siyasi parti değişikliklerine ilişkin değerlendirmenin siyasi yön üzerinden değil, demokratik ilke üzerinden yapılması gerektiğini ifade etti.

“Bugün savunduğumuz ilkeyi yarın terk etmemeliyiz”

Siyasi parti ayrımı yapmadıklarını da vurgulayan Düdü, siyasi transfer karşısında savunulan demokratik ilkenin, yarın siyasi açıdan olumlu karşılanan bir transfer söz konusu olduğunda terk edilmesi halinde bunun bir ilke olmayacağını belirtti.

EBSO seçimlerinde sandıklar kuruldu: 52 meslek komitesinde oy verme işlemi başladı
EBSO seçimlerinde sandıklar kuruldu: 52 meslek komitesinde oy verme işlemi başladı
İçeriği Görüntüle

“Belediye başkanlığı makamları kişilerin siyasi kariyerlerinin mülkü değildir”

Belediye başkanlığı makamlarının kişilerin siyasi kariyerlerinin mülkü olmadığını savunan Düdü, bu makamların seçilmiş kişilere ait bir mülk gibi değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Düdü, belediye başkanlığı makamlarının tapusunun seçilmişlere değil halka ait olduğunu belirterek, halkın oyuyla verilen yetkinin kişisel siyasi kariyerin bir parçası olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

“İzmir halkının iradesi siyasi pazarlıkla devredilemez”

İzmir’in Türkiye’nin demokrasi tarihinde güçlü bir yere sahip olduğunu belirten Düdü, kent halkının iradesinin herhangi bir siyasi hesap, pazarlık veya kişisel siyasi geleceğin gölgesinde bırakılamayacağını ifade etti.

“İddialar doğru değilse açıklayın, doğruysa gerekçesini anlatın”

Düdü, Cemil Tugay’a doğrudan çağrıda bulunarak AK Parti’ye katılacağı yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmaması halinde bunun İzmir halkına açıkça söylenmesini istedi. İddiaların doğru olması halinde ise Tugay’ın kararını ve bu kararın gerekçelerini İzmir halkının karşısına çıkarak açıklaması gerektiğini belirtti.

“İzmir siyasi ganimet değildir”

Düdü açıklamasının devamında İzmir’in herhangi bir siyasi hesabın veya siyasi pazarlığın konusu haline getirilemeyeceği vurguladı. Düdü, İzmir’in geleceğinin kapalı kapılar ardında değil, İzmir halkının iradesiyle belirlenmesi gerektiğini savundu. İzmir’in herhangi bir siyasi partinin veya kişinin siyasi ganimeti olmadığını belirten Düdü, kentin sahibinin İzmir halkı olduğunu ifade etti.

“İzmir’in iradesi bir rozetle değişmez”

Hasan Tahsin’in ilk kurşunuyla simgeleşen meydanda yapılan açıklamanın sonunda İzmir halkının iradesine yönelik mesajlar sürdü. Düdü, “İzmir’in iradesi bir rozetle değişmez” mesajını yineleyerek, sandıkta alınan yetkinin siyasi partiler arasında el değiştirecek bir senet olmadığını söyledi. Belediye başkanlığı makamının kişiye, siyasi iradenin ise halka ait olduğunu savunan Düdü, halkın oyuyla alınan bir makamın halka rağmen başka bir siyasi iradenin hanesine yazılamayacağını ifade etti. Düdü, İzmir’in geleceğinin kapalı kapılar ardında değil, İzmir halkının iradesiyle belirlenmesi gerektiğini belirterek, “İzmir kimsenin siyasi ganimeti değildir; İzmir, İzmir halkınındır” dedi.

Muhabir: Burak Solak