İzmir Barosu, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Baro, olayın adli ve idari süreçlerinin takipçisi olacaklarını belirterek eğitim kurumlarında şiddetin önlenmesi için koruyucu ve önleyici politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
"İlk şiddet vakası değil"
İzmir Barosu tarafından yapılan açıklamada, Manisa'da bir eğitim kurumunda meydana gelen ve çocukların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eden saldırının üzüntü ve endişeyle takip edildiği belirtildi.
Açıklamada, olayın Türkiye'de okullarda yaşanan ilk şiddet vakası olmadığı vurgulanarak, daha önce farklı illerde meydana gelen benzer olayların da münferit olmadığı ifade edildi.
Baronun açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Manisa’da bir eğitim kurumunda meydana gelen ve çocukların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü doğrudan tehdit eden saldırıyı derin bir üzüntü ve endişeyle takip etmekteyiz. Yaşanan bu olay, ne yazık ki ülkemizde okulda gerçekleşen ilk şiddet vakası değildir. Daha önce farklı illerimizde yaşanan ve hafızalarımızda tazeliğini koruyan benzer acı olayların da münferit birer olay olmadığını bir kez daha göstermiştir. Geçmişte yaşanan her saldırının ardından dile getirilen uyarılara rağmen, bütüncül ve etkin önleyici politikaların hayata geçirilmemiş olması, bugün Manisa’da çocukları ve eğitim çalışanlarını yeniden aynı tehlikeyle yüz yüze bırakmıştır."
"Çocuğun Yüksek Yararı" vurgusu
Açıklamada, çocukların korunmasına ilişkin uluslararası düzenlemelere de dikkat çekildi. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında, çocukları ilgilendiren tüm eylem ve kararlarda "Çocuğun Yüksek Yararı" ilkesinin temel düşünce olduğu belirtildi.
Sözleşmenin 19. ve 28. maddelerine de atıfta bulunulan açıklamada, devletlerin çocukları her türlü şiddet, ihmal ve istismardan koruma ve eğitimi güvenli bir ortamda sağlama yükümlülüğünün bulunduğu ifade edildi.
Baro, okulların yalnızca akademik eğitimin verildiği alanlar olmadığını belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi gereğince, çocukları ilgilendiren tüm eylem ve kararlarda "çocuğun yüksek yararı" temel düşüncedir. Yine aynı sözleşmenin 19. ve 28. maddeleri; devletlerin, çocukları her türlü şiddet, ihmal ve istismardan koruma ile eğitimi güvenli bir ortamda sağlama yükümlülüğünü açıkça düzenler. Okullar, çocukların sadece akademik bilgi edindikleri binalar değil; sosyalleştikleri, kendilerini özgürce gerçekleştirdikleri ve en önemlisi kesintisiz bir şekilde güvende hissetmeleri gereken kamusal alandır. Bir çocuğun eğitim gördüğü alanda şiddete maruz kalması veya şiddete tanıklık etmesi kabul edilemez bir hak ihlalidir.”
"Süreçlerin takipçisi olacağız"
İzmir Barosu, eğitim kurumlarında şiddetin önlenmesi için yalnızca fiziki güvenlik önlemleri ve cezalandırıcı yaklaşımların yeterli olmayacağını belirtti. Açıklamada, şiddete yol açan nedenlerin ortadan kaldırılması için psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Risk faktörlerinin önceden tespit edilmesi ve erken müdahale mekanizmalarının oluşturulması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, olaydan etkilenen çocukların soruşturma sürecinde ikincil örselenmeden korunmasının önemine vurgu yapıldı.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Tekrarlanan bu şiddet sarmalı, önleyici tedbirlerin yalnızca fiziki güvenlik aramaları veya cezalandırıcı yaklaşımlarla sağlanamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Eğitim kurumlarında şiddeti doğuran sebepleri ortadan kaldırmak üzere psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini güçlendirecek, risk faktörlerini önceden tespit edip erken müdahale mekanizmalarını kuracak sistemsel ve bütüncül politikaların işletilmemesi, hak ihlallerinin tekrarlanmasına zemin hazırlamaktadır. Soruşturma yürütülürken olayın tarafı ya da tanığı olan tüm çocukların ikincil örselenmeden korunması, kimliklerinin, görüntülerinin ve kişisel verilerinin hiçbir mecrada ifşa edilmemesi hukuksal ve etik bir zorunluluktur. Olaydan etkilenen tüm çocuklara, ailelerine ve eğitim çalışanlarına yönelik acil, nitelikli ve sürdürülebilir psikososyal destek mekanizmaları derhal işletilmelidir.”
"Koruyucu ve önleyici politikalar uygulansın"
İzmir Barosu, Manisa'da yaşanan olayın hem adli hem de idari süreçlerinin takipçisi olacaklarını bildirdi. Açıklamada, olayın cezasız kalmaması ve olası ihmallerin titizlikle soruşturulması gerektiği belirtildi.
Yetkili kurumlara geçmişte yaşanan benzer olaylardan ders çıkarma çağrısı yapan Baro, eğitim ortamlarında yeni şiddet olaylarının yaşanmaması için koruyucu ve önleyici politikaların uygulanmasını istedi.
Baronun açıklamasının son bölümünde şu ifadeler kullanıldı:
“İzmir Barosu olarak, Manisa'da yaşanan bu olayın adli ve idari süreçlerinin kararlılıkla takipçisi olacağımızı bildiriyoruz. Yaşanan vahim olayın cezasız kalmaması, olası ihmallerin titizlikle soruşturulması ve artık bir yenisinin daha yaşanmaması için yetkili tüm kurumları, geçmişte yaşanan benzer olaylardan ders çıkararak koruyucu ve önleyici politikaları vakit kaybetmeksizin uygulamaya davet ediyoruz. Çocukların korkudan uzak, barışçıl ve güvenli ortamlarda yaşama ve eğitim alma hakkını sonuna kadar savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz”




