AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik’in açıklamalarında erken seçim tartışmasının yanı sıra yeni anayasa çalışmaları, Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, Kıbrıs, bölgesel güvenlik ve yapay zekâya ilişkin değerlendirmeler öne çıktı.
“Erken seçim sinyali değil”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rize’de vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada “önümüzdeki seçimleri başarıyla atlatacağımıza” yönelik ifadeleri, erken seçim tartışmalarını yeniden gündeme getirmişti. Çelik, Erdoğan’ın bu sözlerinin erken seçim anlamına gelmediğini belirterek Cumhurbaşkanı’nın siyasi hayatı boyunca teşkilat çalışmalarına ve seçim hazırlığına önem verdiğini söyledi. Çelik, seçimden hemen sonra dahi teşkilat ziyaretlerinde “önümüzdeki seçimlere hazırlanıyor musunuz?” şeklinde ifadeler kullanıldığını belirterek, Rize’deki sözlerin de bu siyasi yaklaşım çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Çelik, “Bu bir erken seçim sinyali değildir. Türkiye’nin gündeminde şu anda bir seçim yoktur” dedi.
Yeni anayasa vurgusu
12 Eylül darbesinin Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatında derin izler bıraktığını belirten Çelik, yeni anayasa çalışmalarının siyasetin önündeki önemli görevlerden biri olduğunu söyledi. Mevcut anayasanın yalnızca maddelerinin değiştirilmesinin yeterli olmadığını savunan Çelik, yeni anayasanın öznesinin millet olması ve darbe döneminin izlerinin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini dile getirdi. AK Parti’nin yeni anayasa konusunda çalışmaya hazır olduğunu belirten Çelik, farklı siyasi kesimlerin bu konuda ortak bir zeminde buluşmasının önemine dikkat çekti.
Ege ve Doğu Akdeniz mesajı
Çelik, bölgedeki gelişmelerin yanı sıra Ege ve Doğu Akdeniz’de yaşanabilecek provokatif adımlara karşı da uyarılarda bulundu. Türkiye’nin diplomasi ve müzakereye verdiği önemin bir zaaf olarak görülmemesi gerektiğini belirten Çelik, Türkiye’nin hem masadaki hem de sahadaki gücünün farkında olduğunu söyledi. Ege ve Doğu Akdeniz’de yeni gerilimlerin ortaya çıkmasının hiçbir tarafın çıkarına olmayacağını savunan Çelik, sorunların diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini ifade etti. Çelik ayrıca bölgesel meselelerin ülkelerin iç siyasetinde gerilimi artıracak şekilde kullanılmaması çağrısında bulundu.
Kıbrıs için “kararlı duruş” mesajı
ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını bir yıl daha uzatmasını da değerlendiren Çelik, söz konusu adımın Kıbrıs’taki dengeler açısından doğru olmadığını söyledi. Bu tür kararların iki taraf arasındaki güveni daha da zedeleyebileceğini savunan Çelik, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği ile Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarını korumaya devam edeceğini belirtti.
Bölgesel güvenlik ve “Terörsüz Türkiye” mesajı
Çelik, Irak ve Suriye’de devlet dışı silahlı yapıların devlet otoritesi altında toplanmasına ilişkin gelişmeleri de yakından takip ettiklerini söyledi. Devletlerin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasının bölgesel barış açısından önem taşıdığını ifade eden Çelik, komşu ülkelerde güçlü devlet yapılarının bulunmasını istediklerini belirtti. Çelik ayrıca Irak’taki silahlı grupların devlet otoritesi altında entegrasyonuna yönelik gelişmelerin önemine dikkat çekerek, bölgede “tek merkezden” yürütülen güvenlik yapılanmasının istikrar açısından gerekli olduğunu savundu.
Yapay zekâ için yeni düzenleme çağrısı
AK Parti Sözcüsü Çelik’in gündemindeki başlıklardan biri de yapay zekâ oldu. Son dönemde yapay zekâ şirketlerinde görev yapan araştırmacı ve yöneticilerin yaptığı uyarılara dikkat çeken Çelik, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir konu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Yapay zekânın güvenlikten istihbarata, devletlerin egemenliğinden toplumsal dönüşümlere kadar çok geniş bir alanı etkileyebileceğini belirten Çelik, Türkiye’nin yapay zekâ yarışının dışında kalmayacağını ancak teknolojinin insanlık açısından risk oluşturmaması için uluslararası düzeyde kurallar ve ilkeler oluşturulması gerektiğini ifade etti. Çelik, yapay zekâ alanındaki gelişmelerin insan kontrolünün dışına çıkmaması için devletlerin ve ilgili kurumların bu sürece hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.





