Türkiye'de yaklaşık 20 milyon öğrenci ve 1 milyonu aşkın eğitim emekçisinin yeni eğitim-öğretim yılına başladığını belirten Kılıç, okul masraflarının aile bütçeleri üzerindeki ağır yüküne dikkat çekti. "Bu yıl okul zili her evde aynı duyguyla çalmadı. Bir evde okul zili çalarken, başka bir evde geçim alarmı çaldı" diyen Kılıç, milyonlarca anne babanın "Çocuğumun beslenme çantasına yarın ne koyacağım? Servis parasını nasıl ödeyeceğim?" sorularıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
"Bir çocuğun çantası dolsun diye evin mutfağı boşalıyor"
Bir ilkokul öğrencisinin uzun mesafe servisle okula başlamasının maliyetinin 77 bin 559 liraya ulaştığını belirten Kılıç, 28 bin 75 lira asgari ücret alan bir emekçinin çocuğunu okula gönderebilmek için neredeyse üç aylık maaşını harcamak zorunda kaldığını söyledi. En düşük emekli maaşı alan bir velinin aylık 54 bin lira, memur bir velinin ise 7 bin 500 lira açıkla başladığını kaydeden Kılıç, lisede bu rakamın 81 bin 524 liraya kadar çıktığını vurguladı.
Kılıç, ailelerin yaşadığı tabloyu şu sözlerle anlattı: "Sabahçı kardeş çantasını eve getiriyor, öğlenci kardeş aynı çantayla okula gidiyor. Beş veli bir araya geliyor, servis parasını ödeyemediği için çocukları sırayla kendi araçlarıyla okula götürüyor. Bir anne markette çocuğunun defteriyle mutfak yağını aynı anda hesaplıyor. Bir baba, 'Ayakkabıyı bu ay alırsam kirayı nasıl ödeyeceğim?' diye düşünüyor. Bir çocuğun çantası dolsun diye evin mutfağı boşalıyor."
"Mesele kaynak değil, mesele tercih"
Eğitime ayrılan kaynaklarla faiz giderlerini karşılaştıran Kılıç, 2026 bütçesinde faize 2 trilyon 742 milyar lira ayrıldığını, Millî Eğitim Bakanlığının bütün yıllık bütçesinin ise 1 trilyon 944 milyar lira olduğunu belirtti. Faize, MEB'den yaklaşık 798 milyar lira daha fazla kaynak ayrıldığını ifade eden Kılıç, yalnızca ilk yedi ayda faize 1 trilyon 791 milyar lira ödendiğini, bunun günde ortalama 8,5 milyar liraya denk geldiğini söyledi.
"Bu ülkenin parası yok mu? Var. Ama mesele kaynak değil. Mesele tercih!" diyen Kılıç, "Yandaşa para var. Garantili ödemelere para var. Rant düzenine para var. Faize milyarlar var. Ama öğrencinin bir öğün yemeğine gelince 'yok' deniyor. Bu iktidar yandaşı yolsuzu hırsızı herkesi besledi bir bu ülkenin çocuklarını beslemedi" ifadelerini kullandı.
"Bir çocuk yoksulluğunu gizlemek zorunda kalıyorsa toplumsal vicdan da çökmüştür"
Okul kantinlerindeki fiyatlara da dikkat çeken Kılıç, bir tostun 95 lira, bir ayranın 20 lira olduğunu, bir öğrencinin her gün yalnızca bir tost, bir ayran ve su tüketmesinin aylık maliyetinin yaklaşık 2 bin 990 lirayı bulduğunu söyledi. "Bazı çocuklarımız o tostu bile alamıyor. Arkadaşları kantine giderken sınıfta bekliyor. Açlığını gizlemek için 'Canım istemiyor' diyor. Bir çocuk yoksulluğunu gizlemek zorunda kalıyorsa, orada yalnızca eğitim sistemi değil, toplumsal vicdan da çökmüştür" dedi.
Ücretsiz okul yemeğinin sosyal yardım olarak görülemeyeceğini vurgulayan Kılıç, "Ücretsiz okul yemeği sosyal yardım değildir. Temiz içme suyu lütuf değildir. Bunlar çocuklarımızın hakkıdır. Aç bir çocuktan ders dinlemesini bekleyemezsiniz. Susuz bir öğrenciden başarı bekleyemezsiniz. Çocuğun beslenmesini ailesinin cüzdanına bıraktığınız anda eğitimde fırsat eşitliğini yok edersiniz" diye konuştu.
"Öğretmenin ölçüsü siyasi sadakat değil, liyakat ve bilgidir"
Öğretmenlerin yaşadığı sorunlara da değinen Kılıç, aynı işi yapan öğretmenlerin farklı ücret ve haklara mahkûm edildiğini, atama bekleyen öğretmenlerin önüne ise mülakat engeli çıkarıldığını söyledi. "Öğretmenin görevi çocuk yetiştirmektir; torpil aramak değildir. Öğretmenin ölçüsü siyasi sadakat değil, liyakat ve bilgidir" dedi.
Okullardaki güvenlik sorununa da dikkat çeken Kılıç, "Bir anne çocuğunu okula gönderirken 'Bugün sağ salim eve dönecek mi?' diye düşünüyorsa, orada eğitimden söz edemeyiz. Çocuklarımız uyuşturucunun, çetelerin ve şiddetin hedefi haline geliyorsa devlet orada olmalıdır. Her okulda yeterli rehber öğretmen, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı ve kadrolu güvenlik personeli bulunmalıdır" ifadelerini kullandı.
"Her çocuğa eşit eğitim, her okula yeterli bütçe"
CHP'nin eğitim politikalarına ilişkin çözüm önerilerini de açıklayan Kılıç, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin eğitimde sözü var. Bizim çözümümüz açık. Her çocuğa eşit eğitim, her okula yeterli bütçe!" dedi. Kılıç, CHP iktidarında her kamu okuluna ihtiyacı kadar doğrudan bütçe verileceğini, kayıt parası ve zorunlu bağış düzenine son verileceğini, her öğrenciye en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek sağlanacağını, temiz içme suyunun ücretsiz hale getirileceğini, temel kırtasiye malzemelerinin ücretsiz verileceğini, servis ve ulaşım giderlerinin kamusal olarak destekleneceğini, okulların temizlik ve güvenlik personelinin kadrolu istihdam edileceğini, mülakatın kaldırılacağını, öğretmen atamalarında liyakatin esas alınacağını, MESEM sömürüsüne son verileceğini ve köy okullarının yeniden açılacağını sıraladı.
"Çocuğunuzun okul masrafını karşılayamadığınız için kendinizi suçlamayın"
Açıklamasının son bölümünde velilere seslenen Kılıç, "Çocuğunuzun okul masrafını karşılayamadığınız için kendinizi suçlamayın. Bu sizin ayıbınız değil. Bu sizin eksikliğiniz değil. Bu, yanlış ekonomik ve siyasi tercihlerin sonucudur. Sizin kaygınızı biliyoruz. Gece herkes uyurken yaptığınız hesabı biliyoruz. Çocuğunuz arkadaşlarının yanında mahcup olmasın diye yaptığınız fedakârlığı biliyoruz" dedi.
CHP adına velilere söz veren Kılıç, "Hiçbir çocuk ailesinin gelirinden dolayı eğitimden mahrum kalmayacak. Hiçbir anne 'Yarın beslenme çantasına ne koyacağım?' diye uykusuz kalmayacak. Hiçbir baba servis parasıyla kira arasında seçim yapmak zorunda kalmayacak. Hiçbir çocuk okulda aç, susuz, sahipsiz ve korku içinde bırakılmayacak. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi, çocuğun yanında olan partidir" diye konuştu.
Kılıç açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz laik, bilimsel, güvenli, parasız ve nitelikli eğitimi yeniden kuracağız. Çünkü bizim için çocuklarımız bir bütçe kalemi değildir. Çocuklarımız Cumhuriyet'in geleceğidir. Faize değil çocuğa yatırım yapacağız. Ranta değil eğitime kaynak ayıracağız. Sarayın değil halkın bütçesini yapacağız. Çünkü biz biliyoruz: Bir ülkenin gerçek zenginliği ödediği faizle değil; çocuklarını nasıl beslediği, nasıl koruduğu ve nasıl eğittiğiyle ölçülür. Bu ülkenin hiçbir çocuğu yoksulluğa teslim edilmeyecek. Hiçbir çocuk geleceğinden mahrum bırakılmayacak. Çünkü çocuklarımızın geleceği, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarında güvence altında olacaktır."





