Araştırmacılar, yalnızca iki çocuklu ailelerden elde edilen 10 milyondan fazla kişinin sağlık kayıtlarını analiz ederek doğum sırası ile hastalık riski arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Elde edilen bulgular, ilk doğan ve ikinci doğan çocukların bazı hastalıklara karşı farklı düzeylerde risk taşıdığını gösterdi. Uzmanlar, bu farklılıkların biyolojik özellikler, bağışıklık sistemi gelişimi ve sosyal etkenlerin birleşiminden kaynaklanabileceğini belirtti.

Bilim insanları pandemi için erken uyarı yöntemi geliştirdi
Bilim insanları pandemi için erken uyarı yöntemi geliştirdi
İçeriği Görüntüle

İlk doğanlarda bu hastalıklar daha sık görülüyor

Araştırmaya göre ilk doğan çocuklarda otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), Tourette sendromu, obsesif kompulsif bozukluk (OKB), alerjiler, astım ve akne görülme olasılığı daha yüksek bulundu. Araştırmacılar, ilk çocukların erken dönemde kardeşlerinden gelebilecek farklı mikroorganizmalarla karşılaşmamasının, özellikle alerjik ve solunum yolu hastalıkları açısından riski artırabileceğini değerlendirdi.

İkinci çocuklarda bağışıklık avantajı dikkat çekti

Çalışmada, ikinci doğan çocukların ağabey veya ablalarının eve taşıdığı mikroorganizmalar sayesinde bağışıklık sistemlerinin daha erken uyarıldığı ve bunun bazı hastalıklara karşı koruyucu etki sağlayabileceği ifade edildi. Ayrıca kardeşler arasındaki yaş farkı azaldıkça bu koruyucu etkinin daha belirgin hale geldiği aktarıldı. Buna karşın ikinci doğan çocukların madde bağımlılığı, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve zona gibi bazı enfeksiyon hastalıklarına daha yatkın olduğu belirlendi.

Sosyal etkenler de rol oynuyor

Araştırmacılar, ikinci çocuklarda görülen madde bağımlılığı riskinin yalnızca biyolojik nedenlerle açıklanamayacağını, sosyal etkenlerin de önemli rol oynadığını vurguladı. Büyük kardeşin davranışlarının örnek alınması, kardeş etkisi ve sonraki doğan çocukların risk alma eğiliminin daha yüksek olmasının bu farklılığın olası nedenleri arasında yer aldığı belirtildi. Uzmanlar, doğum sırasının sağlık üzerinde etkili olabileceğini ancak tek başına belirleyici bir faktör olmadığını, genetik ve çevresel koşulların da büyük önem taşıdığını ifade etti.

Kaynak: Sputnik