Hava durumu, günlük yaşamda hakkında en çok konuşulan ancak pek çok kalıplaşmış inanışın da bulunduğu konuların başında geliyor. Nesillerdir aktarılan “Üstünü örtmezsen üşütürsün”, “Yıldırım aynı yere iki kez düşmez” ve “Sabah kızıllığı hava bozacak” gibi sözlerin ise bilimsel karşılıkları birbirinden farklı.

Bilim insanlarının değerlendirmelerine göre bu üç inanıştan biri tamamen yanlış, biri dolaylı olarak doğru, diğeri ise belirli koşullarda bilimsel temele dayanıyor. Özellikle soğuk havanın hastalığa neden olduğu düşüncesi ile yıldırımın aynı noktaya ikinci kez düşmeyeceği inanışı gerçeği yansıtmıyor.

Soğuk hava tek başına hastalık nedeni değil

“Üstünü ört, üşüteceksin” sözü günlük hayatta sıkça kullanılsa da soğuk havanın tek başına enfeksiyona neden olduğu düşüncesi doğru değil. Westminster Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Kıdemli Öğretim Görevlisi Manal Mohammed, soğuk havanın doğrudan enfeksiyona yol açmadığını, ancak solunum yolu virüslerinin yayılmasını kolaylaştıran biyolojik, çevresel ve sosyal koşulları oluşturabildiğini belirtiyor.

Kış aylarında insanların daha fazla kapalı alanlarda bulunması, virüslerin kişiden kişiye geçişini kolaylaştırıyor. Isıtılan kapalı ortamlarda nemin azalması da burun mukozasının kurumasına ve solunum yollarının virüslere karşı daha savunmasız hale gelmesine neden olabiliyor.

Soğuk havanın solunması, burun ve solunum yollarının iç sıcaklığını düşürerek damarların büzülmesine ve bölgesel bağışıklık savunmasının zayıflamasına da yol açabiliyor. Ancak hastalığın doğrudan nedeni soğuk hava değil, enfeksiyona yol açan virüsler oluyor.

Yıldırım aynı yere ikinci kez düşüyor

“Yıldırım aynı yere iki kez düşmez” sözü de bilimsel açıdan gerçeği yansıtmıyor. Aksine yıldırım, çevresindeki yüksek nesnelere düşme eğiliminde olduğu için yüksek binalar aynı yılda defalarca yıldırımın hedefi olabiliyor.

Her gün bir şekerli içecek tüketenler dikkat: Mide kanseri riski 2,45 kat arttı
Her gün bir şekerli içecek tüketenler dikkat: Mide kanseri riski 2,45 kat arttı
İçeriği Görüntüle

New York'taki Empire State Binası'na yılda ortalama 25 kez yıldırım düştüğü belirtilirken, Toronto'daki CN Kulesi'nde bu sayı 75'e kadar çıkabiliyor. Her iki yapıda da yıldırımdan korunmak için paratoner sistemleri bulunuyor ve elektrik akımının güvenli şekilde toprağa iletilmesi sağlanıyor.

Bununla birlikte yıldırımın her zaman bölgedeki en yüksek noktaya düşeceği de söylenemiyor. Dolayısıyla yıldırımın tamamen öngörülemez olduğu konusunda bir doğruluk payı bulunsa da aynı yere ikinci kez düşmeyeceği inanışı tamamen yanlış.

Kızıl Gök

Kızıl gökyüzü neyin habercisi?

Gökyüzünün rengine ilişkin “Akşam kızıllığı iyi hava, sabah kızıllığı kötü hava getirir” şeklindeki inanış ise belirli koşullarda bilimsel bir temele dayanıyor. İngiltere Meteoroloji Kurumu'na göre kızıl gökyüzü, atmosferde toz ve küçük parçacıkların yüksek basınç koşulları altında hapsolmasıyla ortaya çıkabiliyor.

Bu sırada mavi ışık daha fazla saçılırken kırmızı ışık gökyüzünde baskın hale geliyor. Böylece gökyüzü kızıl bir görünüme kavuşuyor. Ancak bu görüntünün hava durumunu işaret etmesinde yalnızca gökyüzünün rengi değil, rüzgârların hareket yönü de önem taşıyor.

Türkiye'de de geçerli olan hava işareti

Kızıl gökyüzüne dayalı hava tahmini, özellikle 30 ile 60 derece arasındaki orta enlemlerde daha anlamlı sonuç veriyor. Bunun temelinde ise hâkim rüzgârların çoğunlukla batıdan doğuya doğru esmesi yatıyor.

Akşam saatlerinde görülen kızıllık, batıda yüksek basınç ve daha iyi hava koşullarının bulunduğuna işaret edebiliyor. Rüzgârın batıdan doğuya hareket etmesiyle bu iyi hava koşullarının bölgeye ulaşması bekleniyor. Sabah kızıllığında ise yüksek basınç sistemi doğuya doğru ilerlemiş olabileceğinden, kötü hava koşullarının yaklaşma ihtimali artıyor.

Avrupa'nın büyük bölümü, ABD, güney Avustralya, Japonya ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu 36-42. paraleller arasındaki bölgeler bu orta enlem kuşağında yer alıyor. Bu nedenle yüzyıllardır kullanılan “akşam kızıllığı iyi, sabah kızıllığı kötü” söylemi Türkiye açısından da belirli hava koşullarında bilimsel bir karşılık bulabiliyor.

Kaynak: Haber Merkezi