Toplumda adalet tartışmaları yoğunlaştığında en sık dile getirilen kavramlardan biri “cezasızlık” oluyor. Özellikle tahliye kararları veya tutuksuz yargılamalar kamuoyuna yansıdığında, çoğu zaman dosyanın içeriği bilinmeden bu algı hızla yayılıyor. Oysa cezasızlık algısı ile adil yargılama ilkesi arasındaki fark, sanıldığından çok daha hassas ve hayati bir çizgidir.
Cezasızlık, hukukun işlemediği, suçun karşılıksız kaldığı bir durumu ifade eder. Ancak her tahliye kararı ya da tutuklamaya yer olmadığına dair değerlendirme, cezasızlık anlamına gelmez. Ceza yargılamasında tutuklama bir ceza değil; istisnai bir koruma tedbiridir. Asıl olan, kişinin suçluluğu kesinleşene kadar özgürlüğünün korunmasıdır. Bu temel ilke göz ardı edildiğinde, adalet duygusu güçlenmez; aksine hukuk, güven vermek yerine baskı aracı hâline gelir.
Kamuoyunda oluşan cezasızlık algısının temel nedenlerinden biri, hukuki süreçlerin yeterince bilinmemesidir. Bir soruşturmanın uzun sürmesi, delillerin toplanması, bilirkişi incelemeleri ya da yargılamanın tutuksuz devam etmesi çoğu zaman yanlış yorumlanır. Oysa adalet, aceleyle değil; dosyaya hâkimiyet ve titizlikle sağlanır. Hız uğruna yapılan her eksik işlem, geri dönülmesi zor hak ihlallerine yol açabilir.
Bu algının oluşmasında sosyal medya ve yüzeysel haber dili de belirleyici rol oynar. Tahliye kararları tek bir cümleyle paylaşılırken, kararın gerekçesi, dosyanın kapsamı ve delil durumu çoğu zaman göz ardı edilir. Böylece toplumda, hukukun etkisiz kaldığı yönünde bir kanaat oluşur. Oysa gerekçesiz bir adalet olmaz. Her yargı kararı, dayandığı somut delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Adil yargılama, yalnızca sanık için değil; mağdur için de bir güvencedir. Mağdurun gerçek beklentisi, hızlı bir cezalandırma değil; maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Gerçek ise ancak tarafların dinlendiği, delillerin eksiksiz toplandığı ve hukuki güvencelerin korunduğu bir yargılama sürecinde ortaya çıkar. Aceleyle verilen kararlar, mağdur açısından da kalıcı bir adalet duygusu yaratmaz.
Yargıtay kararlarında sıkça vurgulanan bir ilke vardır: “Dosyaya, olaya ve oluşa göre; deliller dikkate alınarak yapılan vicdani delil takdiri.”
Ceza yargılamasının özü budur. Dosya içindeki deliller tutuklamayı gerektiriyorsa, tereddüt edilmeden tutuklama kararı verilmelidir. Aynı şekilde, dosya kapsamındaki deliller tutuklamayı gerektirmiyor, tutuksuz yargılama ya da tahliye hukuken zorunluysa, bu karar da cesaretle verilmelidir. Hukuk, her somut olayda aynı sonucu değil; aynı ölçüyü gerektirir.
Bu noktada yargı mensuplarının en önemli sorumluluğu, yalnızca bağımsız olmak değil; aynı zamanda tarafsız kalabilmektir. Bağımsızlık, dış baskılara karşı durabilmeyi ifade ederken; tarafsızlık, dosyaya yalnızca deliller üzerinden bakabilme erdemidir. Yargı, sosyal medya tepkileri, “cezasızlık algısı oluşur mu” endişesi ya da kamuoyu baskısıyla değil; dosya içeriğiyle karar vermelidir. Yargı mensupları, hukuken doğru olan kararı vermekten çekinmemelidir.
Cezasızlık algısıyla mücadele etmenin yolu, hukuku sertleştirmek değil; hukuka olan güveni güçlendirmektir. Bunun için yargı kararlarının şeffaf ve anlaşılır gerekçelerle açıklanması, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında delil toplama etkinliğinin artırılması ve hukuki kavramların kamuoyuna doğru anlatılması büyük önem taşır. İnsanlar, bir kararın neden verildiğini anladığında, adalet duygusu güçlenir.
Sonuç olarak, adaletin ölçüsü yalnızca verilen cezanın ağırlığı değildir. Asıl ölçü, hukukun herkes için eşit, öngörülebilir ve delillere dayalı şekilde uygulanıp uygulanmadığıdır. Cezasızlık algısı ile adil yargılama arasındaki hassas çizgiyi koruyabildiğimiz sürece, hukuk ayakta kalır.
Adalete Güvenelim.
Adalete güvenmek; hukuktan vazgeçmek değil, onu doğru anlamakla mümkündür.
Av. Bekir Şahiner
Cezasızlık algısı mı, adil yargılama mı?
Av. Bekir Şahiner
Yorumlar
Trend Haberler
İzmir’de 14 Ocak Çarşamba günü 18 ilçede planlı elektrik kesintisi uygulanacak
İzmir fuarları ekonomiye milyonlarca liralık katkı sağladı: 2026’da fuar bereketi sürecek
Devlet Bahçeli'nin Terörsüz Türkiye çağrısına İzmir'den büyük destek
Ege Bölgesi 2025 yılını 43,7 milyar dolarlık ihracatla kapattı
Ev sahipleri dikkat: Kentsel dönüşümde tebligat sistemi değişti
İzmir’de susuzluk alarmı: Yeni dönem başlıyor
Su Konferansı’nda çarpıcı uyarı: Önlemler alınmasaydı Tahtalı Barajı tamamen kuruyabilirdi
Karaburun Nergis Festivali için denizden ulaşım: İZDENİZ’ten özel vapur seferleri
Gram altın 52 haftanın zirvesinde: 14 Ocak 2026 altın fiyatları rekor kırdı
14 Ocak 2026 Çarşamba güncel döviz kurları