Havaların serinlemeye başlaması ve insanların kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirmesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonları yeniden gündeme geliyor. Uzmanlara göre yeni sezonda influenza, COVID-19 ve RSV’nin farklı dönemlerde etkisini artırması beklenirken, hangi virüsün ne ölçüde yayılacağı önümüzdeki aylarda ortaya çıkacak. Dünya Sağlık Örgütü de 2025 yılının ağustos ayında ortaya çıkan influenza A(H3N2) alt soyu K’nın dünya genelinde hızla yayıldığını ve 2025-2026 sezonunda birçok ülkede baskın hale geldiğini bildirdi. 2026-2027 Kuzey Yarımküre grip aşısının bileşimi de dolaşımdaki virüslere karşı güncellendi.
“Tek bir virüs baskın olacak demek için erken”
İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Burak Uzel, Türkiye’de yaklaşan sezonda tek bir virüsün kesin olarak baskın olacağını söylemek için henüz erken olduğunu belirtti. Uzel, influenza, COVID-19 ve RSV’nin farklı zamanlarda yükseliş gösterebileceğini ifade etti. İnfluenza’nın kış aylarında en görünür solunum yolu enfeksiyonu olmaya aday olduğunu belirten Uzel, RSV’nin özellikle ileri yaştaki kişiler ile kronik kalp ve akciğer hastalığı bulunanlarda hastaneye yatış açısından önem taşıdığını söyledi. COVID-19’un ise yalnızca kış aylarında görülmediğine dikkat çeken Uzel, sonbaharda kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte ayrı bir yükseliş yaşanabileceğini belirtti.
H3N2’deki değişim neden önemli?
Geçtiğimiz grip sezonunda H3N2’nin “alt soy K” olarak adlandırılan J.2.4.1 alt grubunun hızlı şekilde yayılması dikkat çekti. DSÖ, bu virüslerin 2025-2026 sezonunda birçok bölgede baskın hale geldiğini ve grip sezonunun bazı ülkelerde daha erken başlamasına katkıda bulunduğunu bildirdi. Dr. Uzel, virüsün önceki H3N2 virüslerinden antijenik olarak farklılaşmasının, daha önceki enfeksiyonlar veya aşıyla oluşan bağışıklığın enfeksiyonu önleme kapasitesini azaltabileceğini belirtti. Ancak bu durumun virüsün mutlaka daha ağır hastalığa yol açtığı anlamına gelmediğini vurguladı. Uzel, kısa sürede daha fazla kişiye bulaşan bir virüsün ağır hastalık oranı değişmese bile toplam hastane başvurularını artırabileceğine dikkat çekti.
2026-2027 grip aşısı güncellendi
DSÖ, 2026-2027 Kuzey Yarımküre grip sezonu için aşıların bileşimini dolaşımda bulunan yeni influenza suşlarını dikkate alarak güncelledi. Aşı bileşiminde hem H1N1 hem H3N2 hem de B/Victoria hattına ilişkin yeni virüsler yer alıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri de 2026-2027 sezonu grip aşılarında üç bileşenin de güncellendiğini ve özellikle 2025-2026 sezonunda yaygınlaşan H3N2 alt soyu K’ya karşı değişiklik yapıldığını açıkladı.
Grip aşısı ne zaman yapılmalı?
Dr. Uzel, Türkiye’nin Kuzey Yarımküre’de bulunması nedeniyle grip aşılamasının genel olarak Avrupa ve ABD ile benzer dönemlerde planlandığını belirtti. Aşının oluşturduğu koruyuculuğun yaklaşık iki haftada geliştiğini söyleyen Uzel, eylül sonu ve ekim aylarının aşı için uygun dönemler olduğunu ifade etti. Aşılamanın ekim ayında yapılamaması halinde bunun artık çok geç olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Uzel, grip virüsünün dolaşımda olduğu dönemde daha sonraki aylarda da aşı yapılabileceğini söyledi. CDC de çoğu kişi için grip aşısının eylül veya ekim ayında yapılmasını öneriyor ve grip virüsleri dolaşımda olduğu sürece sezon içinde aşılama yapılabileceğini belirtiyor.
Üç virüs aynı anda zirve yapmayabilir
“Üçlü salgın” ifadesinin üç virüsün aynı anda ve aynı yoğunlukta zirve yapacağı şeklinde anlaşılmaması gerektiğini belirten Uzel, bu enfeksiyonların farklı zamanlarda artış gösterebileceğini söyledi. Uzel’in değerlendirmesine göre COVID-19 sonbaharda ayrı bir yükseliş gösterebilirken, influenza aralık-şubat döneminde daha belirgin hale gelebilir. RSV ise sonbaharın sonundan itibaren özellikle ileri yaştaki kişiler ve kronik hastalığı bulunanlarda ek hastane yükü oluşturabilir.
Kimler daha dikkatli olmalı?
Solunum yolu enfeksiyonlarının özellikle bazı gruplar açısından daha ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Uzel, 65 yaş üzerindekiler, gebeler, kronik kalp, akciğer, böbrek ve karaciğer hastalığı bulunanlar ile diyabet ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Kanser tedavisi görenler, organ nakli yapılan kişiler ve bakımevlerinde ya da kalabalık toplu yaşam alanlarında bulunan kişilerin de risk grubunda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Belirtilerden hangi virüs olduğu anlaşılabilir mi?
Grip genellikle daha ani başlayan yüksek ateş, titreme, belirgin kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı ve yoğun halsizlikle kendini gösterebilir. COVID-19’da boğaz ağrısı, öksürük, ateş, halsizlik, kas ağrısı ve burun akıntısı görülebilirken RSV erişkinlerde nezleye benzer belirtilerle seyredebilir. Ancak yalnızca belirtilere bakarak grip ile COVID-19’u kesin şekilde birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını belirten Uzel, gerektiğinde hızlı antijen testleri veya kombine moleküler testlerden yararlanılabileceğini söyledi.
Bu belirtilerde sağlık kuruluşuna başvurun
Uzman, özellikle nefes darlığı, göğüs ağrısı veya baskı hissi, dudaklarda ya da yüzde morarma, bilinç bulanıklığı, bayılma ve ciddi sıvı kaybı gibi belirtilerde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Ateşin üç günden uzun sürmesi, iyileşme başladıktan sonra yeniden yükselmesi veya kronik kalp ve akciğer hastalıklarının kötüleşmesi durumunda da tıbbi değerlendirme alınması gerektiği ifade edildi.




