Ortadoğu’daki çatışmalar nedeniyle enerji sevkiyatlarında yaşanan aksaklıklar, küresel ölçekte jet yakıtı krizi endişesini artırdı. Avrupa’da önümüzdeki haftalarda yakıt kıtlığı yaşanabileceğine dair beklentiler havacılık ve turizm sektörlerinde baskı oluştururken, Türk Hava Yolları (THY) başta olmak üzere birçok havayolu şirketi maliyetleri düşürmek amacıyla uçuş planlarında iptallere gitti. Belirsizlik ortamı turizm sezonu öncesinde rezervasyonlarda da yavaşlamaya yol açtı. Türkiye’nin ise havacılık yakıtı konusunda üretim kapasitesi sayesinde iç talebini karşılayabildiği ve net ihracatçı konumunu koruduğu belirtiliyor. Buna karşın küresel fiyat artışlarının Türkiye’yi doğrudan etkilemesi bekleniyor.
Türkiye jet yakıtında ihracatçı konumda
Türkiye enerji alanında genel olarak dışa bağımlı bir ülke olsa da havacılık yakıtı üretiminde farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Yurt dışından ithal edilen ham petrol, Türkiye’deki rafinerilerde işlenerek jet yakıtına dönüştürülüyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Enerji ve İklim Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Mühdan Sağlam, Türkiye’nin jet yakıtında üretim gücüne dikkat çekerek, “Türkiye jet yakıtı konusunda ihracatçı ülke pozisyonunda yer alıyor ve genellikle kendisi üretiyor” ifadelerini kullandı. Sağlam, üretimde kullanılan petrolün büyük ölçüde Rusya, Irak ve Azerbaycan’dan geldiğini belirtirken, Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ) ve Azerbaycan devlet enerji şirketi SOCAR’a ait STAR rafinerisinin üretimde öne çıktığını ifade etti. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre Türkiye şubat ayında yaklaşık 402 bin ton jet yakıtı ihraç ederken, aynı dönemde 59 bin ton ithalat gerçekleştirdi.
Küresel fiyat artışı Türkiye’yi zorluyor
Enerji piyasalarındaki dalgalanma jet yakıtı fiyatlarını küresel ölçekte yukarı çekti. Enerji alanında değerlendirmelerde bulunan Ali Arif Aktürk, ham petrol fiyatlarındaki yükselişin jet yakıtı maliyetlerine doğrudan yansıdığını belirtti. Aktürk, “Tüm dünyada artık ham petrol kapanın elinde kalıyor. Bu maliyet yapısı jet yakıtlarını çok etkiledi. Yani yüzde 70, hatta yüzde 100’e yakın bir artış oldu” dedi. Bloomberg verilerine göre Avrupa’da jet yakıtı fiyatları şubat ayından nisan sonuna kadar neredeyse iki katına çıktı. Aktürk, Türkiye’nin arz sıkıntısı yaşamasa da fiyat baskısından kaçamayacağını vurgulayarak, “Maliyet baskısı mutlaka yaşayacak. Türkiye’nin ucuz yakıt tedarik etme imkânı yok” ifadelerini kullandı.
Rafineri maliyetleri ve dışa bağımlılık etkisi
Mühdan Sağlam ise fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğunu belirterek, ham petrol maliyetlerindeki yükselişin rafineri aşamasına da yansıdığını söyledi. Sağlam, “Daha önce varil başına 60 dolar ödenirken, şu anda Rusya’dan alınan Ural petrolü 105 dolar bandına çıktı. Sigorta ve navlun maliyetlerindeki artış da eklenince jet yakıtı fiyatı yükseliyor” dedi. Türkiye’nin mevcut süreçte görece avantajlı konumda olduğunu ifade eden Sağlam, Rusya’dan tedarikte ciddi bir sorun yaşanmaması halinde arz şoku beklenmediğini ancak küresel dengelerde değişim olursa risklerin artacağını belirtti.
Rusya tedariki kritik rol oynuyor
EPDK verilerine göre Türkiye’nin petrol ithalatında Rusya yüzde 42 ile ilk sırada yer alıyor. Irak yüzde 18, Kazakistan ise yüzde 15 paya sahip. Türkiye, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimden sınırlı etkilenmiş olsa da en büyük tedarikçisi olan Rusya’daki olası bir aksama en önemli risk unsuru olarak görülüyor. Sağlam, Ukrayna’nın Rus enerji altyapısına yönelik saldırılarının sürdüğünü hatırlatarak, “Kriz bu şekilde ilerlerse Türkiye’nin çok daha sert tedbirler alması gerekebilir” değerlendirmesinde bulundu. Sağlam ayrıca, “Türkiye için en kötü senaryo Rusya’nın denklemden çıkması olur” uyarısını yaptı.
Havayolu ve turizm sektöründe baskı artıyor
Jet yakıtı maliyetlerindeki artış havayolu şirketlerinin operasyonlarını da etkiliyor. Mayıs ayı başından bu yana yaklaşık 13 bin uçuşun iptal edildiği, bu iptallerden en çok etkilenen destinasyonlardan birinin İstanbul olduğu bildiriliyor. Havayolu şirketleri şu aşamada tedarik sorunu yaşamadıklarını belirtse de teslimat süreçlerindeki olası aksamalar kıtlık riskini gündemde tutuyor. Aktürk, havayollarının düşük doluluk oranlı uçuşları iptal ederek maliyetleri dengelemeye çalıştığını ifade etti. Turizm tarafında ise özellikle “her şey dahil” paketlerin maliyet baskısı altında olduğu değerlendiriliyor. Artan yakıt maliyetlerinin paket fiyatlara yansıması halinde tur operatörlerinin kârlılığının düşebileceği belirtiliyor.
Turizm gelirlerinde risk senaryosu
Enerji maliyetlerindeki yükselişin Türkiye’nin turizm gelirlerini de etkileyebileceği öngörülüyor. Aktürk, mevcut koşulların devam etmesi halinde 2026 turizm gelirlerinde düşüş yaşanabileceğini ifade ederek, 68 milyar dolarlık hedefe ulaşmanın zorlaşabileceğini söyledi. Resmî verilere göre Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı yılın ilk çeyreğinde artış gösterse de sektör temsilcileri önümüzdeki dönemde “temkinli bekleyiş” sürecinin devam edebileceğine dikkat çekiyor.
Sonuç: Küresel riskler belirleyici olacak
Uzman değerlendirmeleri, Türkiye’nin jet yakıtı arzı açısından güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu ancak küresel fiyat dalgalanmalarına karşı tamamen korunaklı olmadığını ortaya koyuyor. Enerji fiyatları, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirindeki olası kırılmalar, hem havacılık hem de turizm sektörünün önümüzdeki dönemdeki seyrini belirleyecek temel faktörler olarak öne çıkıyor.




