İZMİR

Tunç Soyer’den cezaevinden çarpıcı mesaj: 200 gündür süren bir deprem yaşıyorum

Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, kooperatifçilik davası kapsamında yeniden tutuklanmasının ardından cezaevinden yaptığı açıklamada, yaşadıklarını “200 gündür bitmeyen bir deprem” benzetmesiyle anlattı.

Abone Ol

İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, “Kooperatifçilik Davası” kapsamında ikinci kez tutuklu bulunduğu cezaevinden dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabı üzerinden kamuoyuna seslenen Soyer, cezaevinde geçirdiği süreci “200 gündür süren bir deprem gibi” sözleriyle tarif ederek hem hukuki sürece hem de yaşadığı belirsizliğe dair değerlendirmelerde bulundu.

1 Temmuz 2025 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında “ihaleye fesat karıştırma” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla tutuklanan, ardından bu dosyadan tahliye edilen Tunç Soyer’in bu kez “zimmet” iddiasıyla yeniden tutuklanması kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

“Tutukluyken de operasyona maruz kalabiliyormuşsunuz”

Cezaevindeki günlerini anlatan Soyer, tutukluluk sürecinde yaşadıklarını şaşkınlıkla dile getirerek şu ifadeleri kullandı:

“Hapiste olmanın en güzel yanı, sabaha karşı şafak operasyonuyla evinizin basılması ihtimalinin olmamasıydı. Yanılmışım… Tutuklu iken de operasyona maruz kalabiliyormuşsunuz.”

Soyer, 1 Temmuz’da başlayan süreçte 157 kişinin gözaltına alındığını, kooperatifçilik modeliyle ilgili davada her duruşmada tahliyeler yaşandığını ve 9 Aralık’a gelindiğinde yalnızca iki kişinin tutuklu kaldığını belirtti.

5 Ocak’taki duruşmada tahliye beklerken, duruşmaya beş gün kala yeni bir operasyonla ikinci soruşturmanın başlatıldığını vurgulayan Soyer, “Tahliye ihtimaline karşı tutukluluğumuzu yedeklediler” sözleriyle tepki gösterdi.

İkinci soruşturma: “Zimmete yardım” suçlaması

Soyer, ikinci soruşturmanın kooperatiflerin iç işleyişi ve sözde ticari suçları gerekçe gösterilerek açıldığını belirtti. Bu dosyada suçlamanın “zimmet” olduğunu ifade eden Soyer, ilk dosyada kamu zararının olmadığı ve kişisel menfaat elde etmediğinin ortaya konduğunu söyledi.

“Dolandırıcılığa dair tek bir kanıt yoktu. Şimdi ise dolandıranlar zimmetlerine geçirmiş sayılıyor. Ben ise kentsel dönüşümde kooperatifçilik modelini desteklediğim için ‘zimmete yardım’ etmişim.”

Soyer ayrıca Danıştay’ın bu konuda belediye başkanının sorgulanamayacağı yönünde kararının bulunduğunu hatırlatarak, aynı süreçte farklı suçlamalarla yeniden tutuklandığını dile getirdi.

“Bakanlık eytkilileri bizi suçlayan rapor hazırladı”

Soyer’in açıklamasında en dikkat çeken bölümlerden biri ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapora yönelik eleştirileri oldu.

Kooperatif genel kurullarını daha önce onaylayan bakanlık temsilcilerinin şimdi kendisini suçlayan raporu düzenlediğini belirten Soyer, raporda adının yalnızca üç satır geçtiğini söyledi.

Raporda yer alan iddiayı şöyle aktardı:

“Kooperatiflerin İzmir Büyükşehir Belediyesi güvencesinde olduğu şeklinde konuşmalar yapmak ve temel atma törenlerine katılmak suretiyle bir nevi kefil olduğu…”

Bu gerekçeyle “zimmete yardım” suçlamasıyla tutuklandığını belirten Soyer, MASAK raporlarında ise adının geçmediğini ve hiçbir finansal ilişkisinin bulunmadığının ortaya çıktığını vurguladı.

“Olmayan bir şeyin olmadığını anlatmaya çalışıyorum”

Tunç Soyer, yaşadığı süreci “hukuksuzluk ve vicdansızlık” olarak tanımlayarak şu ifadeleri kullandı:

“6 aydır yaptığımız gibi yine olmayan bir şeyin olmadığını anlatmaya devam edeceğiz. Vicdanla mayalanmayan hukuk herkes için çürümüş bir çöptür.”

Soyer, hukuka ve adalete inancın zedelendiği bir iklimde toplumun yalnızca haksızlık, acı ve belirsizlikle baş başa kaldığını söyledi.

“200 gündür bitmeyen bir deprem yaşıyorum”

Cezaevinde yaşadıklarını depreme benzeten Soyer, belirsizliğin yarattığı psikolojik baskıyı şu sözlerle anlattı:

“Deprem başladığında saniyeler geçmek bilmez. Ne olacağını bilemezsiniz. Ben de 200 günü aşkın süredir böyle bir deprem yaşıyorum.”

Bu sürecin yalnızca kendisini değil, çok daha ağır mağduriyet yaşayan pek çok insanı etkilediğini belirten Soyer, dünyadaki savaşlar ve küresel belirsizlik ortamına da dikkat çekti.

“Umudu korumak zorundayız”

Açıklamasının sonunda dayanışma ve umut mesajı veren Soyer, her depremin bir gün biteceğini ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Biliyoruz ki bunlar geçecek… Kişisel depremler de evrensel olanlar da… Depremi hafif atlatmanın yolu hazırlıklı olmak, dayanışmayı diri tutmak ve en önemlisi yaşam umudunu korumaktır.”