ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarında yalnızca askeri güç değil, siber operasyonlar da önemli bir yer tutuyor. Bu saldırılar, genellikle göz önünde olmadan yürütülüyor ve fiziksel harekâtın ön hazırlığı niteliğinde. ABD Merkez Komutanlığı ve İsrail ordusu, İran’a yönelik saldırılarda kullanılan jetler, füzeler ve gemiler gibi fiziksel unsurları sosyal medyada ve basın açıklamalarında sıkça paylaşırken, siber operasyonlar hakkında çok daha ketum davranıyor. Basın toplantılarında, konuşmalarda ve sosyal medya paylaşımlarında siber saldırılardan nadiren bahsediliyor. Ancak uzmanlar, siber güçlerin bu savaşta sahadaki operasyonların başarısı için kritik önemde olduğunu vurguluyor.

Siber casusluk ve savaş öncesi konumlanma

Siber operasyonlar, füze ve hava saldırıları gibi fiziksel hamlelerden önceki "savaş öncesi konumlanma" sürecinde büyük rol oynuyor. ABD ve İsrailli bilgisayar korsanları, İran’daki kritik bilgisayar ağlarına, operasyon planlanmadan çok önce sızabiliyor. Hava savunma sistemleri, askeri iletişim ağları ve altyapı sistemleri yüksek öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Bu sayede sahadaki operasyonlar başlamadan önce İran’ın gözlem ve iletişim yetenekleri sınırlandırılıyor. ABD Merkez Komutanı Amiral Brad Cooper,

"Denizin dibinden uzaya ve siber uzaya kadar İran’a yönelik saldırılarımıza devam ediyoruz"

diyerek siber operasyonların kapsamını vurguladı. Bu durum, savaşın sadece füze ve jetlerle sınırlı olmadığını, siber dünyanın da stratejik bir alan olduğunu gösteriyor.

İsrailli operasyonlarda siber gözetim

Financial Times’ın haberine göre, İsrail, Ayetullah Ali Hamaney ve komutanlarının "yaşam tarzlarını" takip etmek için güvenlik kameraları ve trafik kameralarına sızarak devasa bir gözetim ağı kurdu. Siber güvenlik uzmanı Sergey Şikeviç, internete bağlı kameraların sokakların ve tesislerin gerçek zamanlı bilgilerinin düşük maliyetle sağlanması nedeniyle hedef haline geldiğini belirtiyor. İsrail ordusunda görev yapmış siber savunma uzmanı Tal Kollender ise, siber operasyonların tek başına belirleyici bir silah olmadığını, ancak bilgi ortamını şekillendirip sahadaki operasyonları desteklediğini söylüyor. ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, siber birimlerin İran’ın iletişim ve gözlem kapasitesini bozarak sahadaki harekatı kolaylaştırdığını ifade etti.

Avrupa'dan Trump'a yanıt: Bu NATO'nun savaşı değil
Avrupa'dan Trump'a yanıt: Bu NATO'nun savaşı değil
İçeriği Görüntüle

Siber saldırılar ve askeri operasyon entegrasyonu

Siber operasyonlar, hava saldırıları ve füze fırlatmadan önce hedef belirleme ve planlama süreçlerinde yoğun olarak kullanılıyor. ABD ve İsrail’in siber güçleri, fiziksel saldırı öncesinde İran’ın kritik bilgisayar ağlarını etkisiz hâle getirebiliyor. Örneğin, iletişim ağlarının kesilmesi veya baz istasyonlarının devre dışı bırakılması, sahadaki askeri harekâtın daha güvenli şekilde yürütülmesini sağlıyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran ordusunun komuta kademesinin koordineli bir şekilde hareket edemediğini ve iletişim kuramadığını belirterek siber operasyonların başarısını vurguladı. Bu durum, siber güçlerin sahadaki askeri operasyonların etkinliğini artıran stratejik bir araç olduğunu gösteriyor.

İran’ın siber konumu ve sınırlı misilleme

İran, uzun süredir siber kabiliyetleri olan bir ülke olarak biliniyor, ancak bugüne kadar düşmanca faaliyetleri sınırlı kaldı. İlk dikkat çeken siber saldırılarından biri, Amerikalı tıp teknolojisi firması Stryker’a karşı gerçekleştirildi. Saldırının İran bağlantılı Handala adlı bir grup tarafından yapıldığı bildirildi. Stryker, saldırının sistemlerine herhangi bir zarar vermediğini ve operasyonun kontrol altında olduğunu açıkladı. Geçmişte İran, Suudi Arabistan’ın Aramco şirketine yapılan ve 30 bin bilgisayarı etkileyen siber saldırılarla siber kabiliyetini göstermişti. Ancak şu anda İran’ın sahadaki saldırılara misilleme yapma kapasitesi sınırlı gözüküyor veya abartılıyor olabilir. Bu durum, İran’ın siber cephede ABD ve İsrail’in gerisinde kaldığı izlenimini yaratıyor.

Siber operasyonların geleceği ve etkisi

Uzmanlar, siber operasyonların fiziksel saldırılar kadar görünür olmasa da, stratejik açıdan kritik rol oynadığını söylüyor. İngiltere’deki Royal United Services Institute’tan Dr. Louise Marie Hurel, siber saldırıların askeri operasyonlarla aynı hukuki ve etik çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu, silahlı çatışma hukuku ve orantılı güç kullanımına dair tartışmaları netleştirmek açısından bir fırsat olarak görülüyor. ABD ve İsrail’in, siber güçleri gelecekte de sahadaki operasyonları destekleyen ve düşmanı sınırlayan bir araç olarak kullanmaya devam etmesi bekleniyor. Yapay zeka ve ileri istihbarat araçları, siber saldırıların doğruluğunu ve etkinliğini artırarak savaşın bu boyutunu daha ön plana çıkarabilir.

Kaynak: BBC