Saplantılı aşk, İngiliz sinir bilimci Tom Bellamy tarafından “değişmiş bir zihin durumu” olarak tanımlanıyor. Bellamy’ye göre saplantılı aşk başlangıçta kişiye enerji, umut ve yoğun coşku hissi veriyor. Ancak bu duygusal yoğunluk zamanla bağımlılık benzeri bir sürece dönüşebiliyor. Bellamy, saplantılı aşkın kişinin zihnini sürekli meşgul ederek daha iyimser ve coşkulu bir ruh haline yol açabileceğini, fakat aynı zamanda kontrol edilmediğinde duygusal riskler taşıdığını belirtiyor.

Terimin psikolojik temelleri, “Love and Limerence” adlı kitabı kaleme alan psikolog Dorothy Tennov tarafından atıldı. Tennov, saplantılı aşkı “başka birine karşı istemsiz, rahatsız edici ve ezici özlem” olarak tanımladı. Tennov’un çalışmalarına göre saplantılı aşk yaşayan kişiler, “saplantı nesnesi” olarak adlandırılan kişi üzerinde yoğunlaşabiliyor ve bu durum bazı vakalarda ısrarlı takip (stalk) davranışlarına dönüşme potansiyeli taşıyabiliyor.

Araştırmacılar, saplantılı aşkın ortalama 18 ay ile 3 yıl arasında sürebileceğini, ancak bazı durumlarda daha uzun da devam edebileceğini ifade ediyor. Belirsizlik duygusunun saplantılı aşkı besleyen temel faktörlerden biri olduğu vurgulanırken, kişi karşılık alma umudu ile reddedilme korkusu arasında kalabiliyor.

Ian Tyndall, saplantılı aşk yaşayan bireylerin günlük yaşam fonksiyonlarında bozulmalar görülebileceğini belirtiyor. Bu süreçte yemek, uyku ve kişisel hijyen gibi temel ihtiyaçların ihmal edilebildiği, kişinin zihninin büyük ölçüde özlenen kişiye odaklandığı ifade ediliyor.

Chichester University ve Durham University araştırmalarına göre saplantılı aşk, romantik tutku ile karıştırılabilse de aralarında önemli farklar bulunuyor. Romantik tutku genellikle ilişkinin başlangıç aşamasında ortaya çıkarken, saplantılı aşk belirsizlik, özlem ve takıntılı düşünce döngüsü ile karakterize ediliyor.

TTB’den elektronik sigara ve yeni nesil tütün ürünlerine sert tepki: Akıl dışı ve kabul edilemez
TTB’den elektronik sigara ve yeni nesil tütün ürünlerine sert tepki: Akıl dışı ve kabul edilemez
İçeriği Görüntüle

Kathleen Carswell, romantik tutkunun duygusal yakınlık ve samimiyet arzusunu içerdiğini, ancak saplantılı aşkın tek bir kişi üzerine yoğunlaşan takıntılı düşüncelerle ayrıştığını belirtiyor.

Psikoloji uzmanı Emma Short ise saplantılı aşkın tek başına bir patoloji olarak değerlendirilemeyeceğini, ancak bazı durumlarda ısrarlı takip davranışlarıyla ilişkilendirilebileceğini ifade ediyor. Yapılan bazı araştırmalar, stalk davranışı gösteren kişilerin önemli bir kısmında psikopatolojik eğilimler olabileceğine işaret ediyor.

Uzmanlar, saplantılı aşkın kendi başına resmi olarak tanımlanmış bir psikolojik hastalık olmadığını ancak bağlanma sorunları, obsesif kompulsif eğilimler veya travma sonrası stres bozukluğu gibi durumlarla ilişkili olabileceğini de tartışıyor.

Araştırmacılar, saplantılı aşk yaşayan kişilerin duygusal temasın tamamen kesilmesi veya açık bir reddedilme durumunda zamanla bu yoğun duyguların azalabileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre takıntılı düşüncelerin beslenmemesi, bağımlılık benzeri duygusal döngünün kırılmasına yardımcı olabiliyor.