Haziran ayında ABD'nin Philadelphia kentindeki Monell Chemical Senses Center araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma, fruktoz ile glikozun aynı miktarda kalori içermesine rağmen beyin üzerinde farklı etkiler oluşturduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre iki şeker türü bağırsak-beyin ekseninde farklı yollar izliyor. Fruktozun açlık hissini artırabildiği, ruh halini olumsuz etkileyebildiği ve uzun vadede çeşitli hastalıklara yatkınlığı artırabileceği belirtildi.

Gizli fruktoz kaynaklarına dikkat

Uzmanlara göre fruktoz yalnızca meyvelerde bulunmuyor. Sofra şekeri yaklaşık yüzde 50 fruktoz ve yüzde 50 glikozdan oluşurken; gazlı içecekler, ketçap, aromalı yoğurtlar, granola, hazır soslar ve birçok paketli gıda da önemli miktarda fruktoz içeriyor.

En büyük risklerden birinin ise mısır nişastasından üretilen yüksek fruktozlu mısır şurubu (HFCS) olduğu belirtiliyor. Özellikle işlenmiş gıdalarda maliyeti düşürmek amacıyla kullanılan bu tatlandırıcı ABD'de yaygın olarak tüketilirken, Avrupa ve İngiltere'de benzer içerikler "glikoz-fruktoz şurubu" adıyla kullanılıyor.

Uzmanlar uyarıyor: Sorun şeker değil, hangi şeker olduğu

İngiliz basınına konuşan Prof. Robert Lustig, yıllardır "şeker zararlıdır" söyleminin öne çıktığını ancak tüm şeker türlerinin aynı etkiyi göstermediğini ifade etti.

Lustig'e göre özellikle fruktoz; yağlı karaciğer hastalığı, insülin direnci, tip 2 diyabet ve demans riskini artırabiliyor. Karaciğerin fruktozu büyük ölçüde yağa dönüştürdüğünü belirten uzman, bunun zamanla yağlı karaciğer hastalığına zemin hazırlayabileceğini söyledi. İnsülin direncinin gelişmesiyle tip 2 diyabet riskinin yükseldiğini, uzun süre yüksek fruktoz tüketiminin kalp krizi ve bazı kanser türleriyle de ilişkili olabileceğini dile getirdi.

Süt tek başına yeterli değil: Kemikleri güçlendiren 5 besin
Süt tek başına yeterli değil: Kemikleri güçlendiren 5 besin
İçeriği Görüntüle

Meyve zararlı değil, çözüm ilave şekeri azaltmak

Uzmanlar, meyve tüketiminin zararlı olmadığına dikkat çekiyor. Bunun temel nedeni ise meyvelerin yalnızca fruktoz değil, aynı zamanda yüksek miktarda lif içermesi. Lif, fruktozun bağırsaklardan emilimini yavaşlatarak kan şekeri ve insülin üzerindeki etkisini azaltırken, bağırsak mikrobiyotasını da destekliyor.

Buna karşılık şekerlemeler, hazır soslar, aromalı yoğurtlar ve ultra işlenmiş gıdalar lif içermediği için fruktoz çok daha hızlı emiliyor.

Fruktozun zararlarını azaltmak için çeşitli takviyeler önerilse de Prof. Lustig, bu yöntemlere temkinli yaklaşıyor. Lustig, "Bunun bir hapı yok. Takviyeler fruktozun etkilerini ortadan kaldırmaz. En etkili yöntem, özellikle ultra işlenmiş gıdalardan alınan ilave fruktozu mümkün olduğunca azaltmaktır." ifadelerini kullandı.

Kaynak: Sputnik