Altın son bir ayın en düşük seviyelerinde
Altın fiyatları, son haftalarda aşağı yönlü baskı altında kalmaya devam ediyor. Ons altın fiyatı, 8 Haziran’da görülen seviyelerle birlikte son ayların en düşük noktasına geriledi. Küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmalara rağmen altındaki düşüşün sürmesi, yatırımcıların dikkatini ABD kaynaklı ekonomik verilere çevirdi. Uzmanlara göre altındaki hareket, yalnızca jeopolitik gelişmelerle değil, aynı zamanda finansal piyasaların genel yönüyle de yakından ilişkili. Özellikle ABD ekonomisinden gelen güçlü veriler ve faiz beklentileri, altın üzerinde baskı oluşturan temel faktörler arasında yer alıyor.
ABD verileri ve faiz beklentileri altını baskılıyor
ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, Mayıs ayında tarım dışı istihdam 172 bin kişi arttı. Bu veri, Amerikan ekonomisinin güçlü seyrini sürdürdüğüne işaret ederken, ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz politikasına ilişkin beklentileri de etkiledi. Piyasalarda FED’in faiz artırma ihtimalinin yeniden güç kazandığı belirtilirken, yatırımcıların faiz getiren varlıklara yöneldiği ifade ediliyor. İngiltere merkezli Ekonomi ve İş Araştırmaları Merkezi (CEBR) yetkilisi Vicky Pryce’a göre, faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde altın gibi getiri sağlamayan varlıklar daha az cazip hale geliyor.
Güçlü dolar ve tahvil faizleri etkili oluyor
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ceyhun Elgin, altındaki düşüşte en önemli faktörlerden birinin ABD tahvil faizleri ve doların güçlenmesi olduğunu belirtiyor. Elgin’e göre dolar cinsi güvenli getirilerin cazip hale gelmesi, altının kısa vadeli talebini azaltıyor. Elgin, altının faiz getirmeyen bir varlık olduğuna dikkat çekerek, “Dolar güçlendiğinde ve tahvil faizleri yükseldiğinde altın üzerinde baskı oluşur” değerlendirmesinde bulunuyor. Bu nedenle yatırımcıların kısa vadede altından çıkarak daha yüksek getirili enstrümanlara yöneldiği ifade ediliyor.
Jeopolitik riskler altını desteklemeye yetmedi
Ortadoğu’daki gerilimler normal şartlarda altın fiyatlarını yukarı yönlü destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Ancak son dönemde yaşanan gelişmelerde bu etkinin sınırlı kaldığı görülüyor. Uzmanlara göre bunun temel nedeni, piyasaların sadece jeopolitik risklere değil aynı zamanda likidite koşullarına da odaklanması. Elgin, bazı yatırımcıların kaldıraçlı pozisyonlarını kapatmak zorunda kalmasının da satış baskısını artırdığını belirtiyor. Bu tür dönemlerde yatırımcıların nakit ihtiyacı nedeniyle güvenli liman varlıklarını bile satışa konu edebildiği ifade ediliyor.
Altının “çift kimliği” fiyatlamayı etkiliyor
Uzmanlara göre altın, artık iki farklı kimlikle işlem görüyor. Bunlardan ilki uzun vadeli “güvenli liman” ve rezerv varlık özelliği olurken, diğeri ise kısa vadeli finansal işlemlerde kullanılan bir yatırım aracı olması. Boğaziçi Üniversitesi’nden Ceyhun Elgin, mevcut düşüşün daha çok ikinci kimlik üzerinden gerçekleştiğini belirtiyor. Elgin’e göre bu durum, altının uzun vadeli güvenli liman özelliğinin tamamen kaybolduğu anlamına gelmiyor.
Merkez bankalarının altın alımları fiyatları destekliyor
Öte yandan merkez bankalarının artan altın alımları, fiyatlar üzerinde dengeleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu durumun altının rezerv varlık olarak önemini koruduğunu gösterdiğini ifade ediyor. Vicky Pryce ise jeopolitik belirsizliklere rağmen altının orta ve uzun vadede yeniden cazip hale gelebileceğini belirtiyor. Özellikle enflasyon ve faizlerde olası düşüş beklentilerinin güçlenmesi halinde altına olan talebin yeniden artabileceği değerlendiriliyor.





