Kalori sayımı, yıllardır kilo vermek ve kilo kontrolünü sağlamak isteyenlerin en çok tercih ettiği yöntemlerden biri. Ancak uzmanlara göre bu yöntem, kontrol hissi verse de uzun vadede zihinsel yorgunluk, stres ve yeme ile sağlıksız bir ilişki kurulmasına neden olabiliyor. Yeme bozuklukları konusunda çalışan uzman diyetisyenler, danışanlarının en sık sorduğu sorunun “Kalori saymak en iyi ve en sağlıklı yöntem mi?” olduğunu belirtiyor. Kalori takibi kısa vadede farkındalık sağlasa da katı bir şekilde sürdürülmesinin çoğu zaman sürdürülebilir olmadığı vurgulanıyor.

Araştırma ortaya koydu: Gece orucu kalp ve metabolizmayı nasıl etkiliyor?
Araştırma ortaya koydu: Gece orucu kalp ve metabolizmayı nasıl etkiliyor?
İçeriği Görüntüle

Önerilen kalori miktarı herkese uymuyor

Halk sağlığı kılavuzlarına göre günlük ortalama enerji ihtiyacı erkeklerde 2.500 kcal, kadınlarda ise 2.000 kcal olarak belirtiliyor. Ancak uzmanlara göre bu rakamlar yalnızca ortalama değerlere dayanıyor. Uyku düzeni, stres seviyesi, hormon döngüsü, genel sağlık durumu ve fiziksel aktivite gibi birçok faktör, günlük enerji ihtiyacını sürekli değiştiriyor. Bu nedenle tek bir sayıya bağlı kalmak, vücudun gerçek ihtiyaçlarını göz ardı etmeye yol açabiliyor.

Katı takip stres yaratabiliyor

Kalori sayımı bazı kişilerde kontrol hissini artırsa da, uzun vadede kısıtlayıcı diyetlere zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlara göre besin gruplarını tamamen kesmek, sevilen yiyeceklerden uzak durmak ve hızlı kilo vermeye odaklanmak çoğu zaman kalıcı sonuç vermiyor. İlk etapta kilo kaybı yaşansa bile, uzun vadede verilen kiloların geri alınması hatta fazlasının kazanılması sık karşılaşılan bir durum olarak gösteriliyor.

İyi ve kötü yiyecek ayrımı doğru değil

Uzmanlar, yiyecekleri “iyi” ya da “kötü” olarak etiketlemenin sağlıklı bir yaklaşım olmadığını belirtiyor. Sezgisel beslenme modeli, bu ayrımı reddediyor ve vücudun doğal açlık–tokluk sinyallerine güvenmeyi öneriyor. Bu yaklaşıma göre kişi, ne zaman yemek yemesi ya da ne zaman durması gerektiğini öğrenerek kalori hesabı yapmadan dengeli bir beslenme düzeni oluşturabiliyor.

Açlık–tokluk sinyallerini yeniden öğrenmek mümkün

Uzun yıllar diyet yapan kişilerde açlık ve tokluk sinyallerinin zayıflayabildiğine dikkat çeken uzmanlar, bu sürecin sabır gerektirdiğini ifade ediyor. Açlık ölçeği (1 çok aç, 10 rahatsız edici derecede tok) gibi yöntemlerle kişinin 3–4 seviyesinde yemek yemeye başlaması ve 7 civarında durması öneriliyor. Bu yöntem, farkındalığı artırarak aşırı yeme riskini azaltabiliyor.

Besin kalitesi sayılardan daha önemli

Uzmanlara göre tüm kaloriler aynı etkiye sahip değil. Örneğin 100 kalorilik brokoli ile 100 kalorilik şekerleme vücutta aynı etkiyi yaratmıyor. Lif, protein ve sağlıklı yağlar uzun süre tok tutarken; rafine şeker içeren gıdalar kısa süreli enerji artışı sağlıyor. Bu nedenle yalnızca kalori miktarına değil, besin içeriğine odaklanmak gerekiyor.

Porsiyon kontrolü için pratik yöntem

Kalori saymak yerine porsiyonları elde ölçme yöntemi öneriliyor. Buna göre:

  • Avuç içi büyüklüğünde protein

  • İki avuç dolusu sebze

  • Başparmak büyüklüğünde sağlıklı yağ

pratik ve sürdürülebilir bir denge sağlayabiliyor.

Sağlıklı beslenme matematik değil, dengedir

Uzmanlar, kalori sayımının kısa vadede farkındalık yaratabileceğini ancak bunun bir ömür boyu sürecek zorunluluk haline getirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Sağlıklı beslenmenin yalnızca kilo kaybı değil; fiziksel ve zihinsel iyilik hali, enerji dengesi ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarıyla ilgili olduğu belirtiliyor. Vücudun sinyallerine güvenmek, katı takip sistemlerinden uzaklaşmak ve dengeli bir yaklaşım benimsemek uzun vadede daha sağlıklı sonuçlar sağlayabiliyor.

Kaynak: DHA