İzmir’in Seferihisar, Çeşme ve Menemen ilçelerinde yaşanan üç kadın cinayeti, kadın örgütlerinin tepkisine neden oldu. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyeleri, Ebru Serep, Pınar Güneş ve avukat Özge Penbegül’ün öldürülmesini protesto etmek amacıyla İzmir Barosu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Platformun İzmir İl Temsilcisi Esra Akın, kadınların öldürüldükten sonra değil, hayattayken korunması gerektiğini vurgulayarak son cinayetlerin önlenebilir olduğuna dikkat çekti.
Akın: Üç kadın cinayeti, üç yarım kalan hayat
Esra Akın, Seferihisar’da eski partneri olduğu belirtilen itfaiye eri Abdullah Karabina’nın evini ateşe vermesi sonucu ağır yaralanan Ebru Serep’in, hastanede günlerce süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybettiğini hatırlattı. Serep hakkında daha önce uzaklaştırma kararı bulunduğunu belirten Akın, alınan tedbirin kadını koruyamadığını söyledi.
Çeşme’de 28 yaşındaki Pınar Güneş’in iki erkeğin karıştığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdiğini aktaran Akın, olayla ilgili soruşturmada dört kişinin tutuklandığını ifade etti. Akın, 22 Ekim’de Menemen’de avukat Özge Penbegül’ün de nişanlısı olan polis memuru tarafından silahla öldürüldüğünü belirtti.
Üç cinayetin geride aileler, arkadaşlar ve yakınlar bıraktığını söyleyen Akın, kadınların yaşamını korumaya yönelik önlemlerin cinayetlerden önce alınması gerektiğini dile getirdi.
Eylül raporunda 28 kadın cinayeti
Platformun Eylül 2026 raporuna ilişkin verileri paylaşan Akın, bir ayda 28 kadının öldürüldüğünü, 19 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu açıkladı. Öldürülen kadınlardan 23’ünün hangi gerekçeyle yaşamını yitirdiğinin tespit edilemediğini belirten Akın, kadınların yarısının evlerinde, 15’inin ise ateşli silahlarla öldürüldüğünü söyledi.
Kadınların evlerinde, sokaklarda ve iş yerlerinde; eşleri, birlikte oldukları ya da geçmişte ilişki yaşadıkları erkekler tarafından öldürülebildiğine dikkat çeken Akın, her ay yeni cinayetlerin ve adalet arayışlarının gündeme geldiğini belirterek kadın cinayetlerinin önlenmesi için daha etkili adımlar atılması çağrısında bulundu.
Koruma kararları etkin uygulanmalı
Kadın cinayetlerinin önlenebileceğini vurgulayan Akın, bunun için yasal düzenlemelerin ve koruma mekanizmalarının bulunduğunu, asıl sorunun bunların etkili biçimde uygulanması olduğunu ifade etti.
Ebru Serep hakkında daha önce uzaklaştırma tedbiri uygulanmış olmasına rağmen cinayetin önlenememesine işaret eden Akın, şiddetten korunmak için başvuran kadınlara yönelik kararların uygulanmasının devletin sorumluluğunda olduğunu söyledi.
Özge Penbegül’ün bir polis memuru tarafından öldürülmesinin kamu kurumlarının denetim ve sorumluluk mekanizmalarını da gündeme getirdiğini belirten Akın, kadınları korumakla görevli kurumlarda çalışan kişilerin de şiddet faili olabildiğini ifade ederek bu alandaki sorumlulukların sorgulanması gerektiğini kaydetti.
Silahlara erişim ve cezasızlık eleştirisi
Pınar Güneş ve Özge Penbegül’ün ateşli silahlarla öldürüldüğünü hatırlatan Akın, şiddet riski bulunan kişilerin silahlara erişiminin engellenmesi gerektiğini söyledi. Kadınların yaşamını tehdit eden durumlarda ihmale yer olmadığını belirten Akın, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmasını ve uzaklaştırma kararlarının ihlal edilmesi durumunda gerekli işlemlerin yapılmasını istedi.
Şiddet tehdidi altındaki kadınların başvurularının ciddiyetle değerlendirilmesi ve görevini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin hesap vermesi gerektiğini dile getiren Akın, kadın cinayeti davalarında haksız tahrik ve iyi hâl indirimleriyle cezaların azaltılmasına karşı olduklarını belirtti.
İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına rağmen sözleşmeden vazgeçmediklerini söyleyen Akın, kadın cinayetlerinin kader olmadığını ve önlenebilir suçlar karşısında sorumluların hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
Avukat Atabay: Kadınlar güvende değil
Basın açıklamasında konuşan avukat Hatice Aslan Atabay da kadınların güvenliğinin sağlanamadığını belirterek kadına yönelik şiddetin yargı süreçlerinde basit tehdit olarak değerlendirilmesine tepki gösterdi. Atabay, kadınlara yönelen ve ataerkil anlayıştan beslenen şiddetin küçümsenemeyeceğini söyledi.
Kadınların ekonomik haklarının sınırlandırılmasının onları şiddet karşısında daha savunmasız bırakabileceğini belirten Atabay, kadınların yaşam hakkının korunması için erkeklerin kadınlar üzerindeki sahiplik anlayışının reddedilmesi ve kadınların davranışlarıyla kıyafetleri üzerinden yargılanmaması gerektiğini dile getirdi.
Atabay, kadınların yaşam hakkının korunmasının LGBTİ+’lara yönelik baskılarla sağlanamayacağını savunarak bu tür politikaların asıl faillerin gözden kaçırılmasına yol açtığını ifade etti.
Özge Penbegül’ün bir kamu görevlisi tarafından öldürülmesine de değinen Atabay, silah kullanma yetkisi bulunan kişilerin karıştığı olayların kabul edilemez olduğunu söyledi. Kadınların can güvenliği sağlanmadan aileyi koruma söyleminin anlam taşımayacağını belirten Atabay, yargı kararlarında kadınların kişilik haklarının gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
Atabay, kadınların yaşam hakkını savunmak için birlikte mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirterek şiddetin gerekçelerle hafifletilmesine karşı olduklarını kaydetti.




