İnsülin direnci, vücudun insülin hormonuna yeterli yanıt verememesi sonucu ortaya çıkan metabolik bir sorun olarak tanımlanıyor. Pankreas tarafından üretilen insülin hormonu, kandaki glikozun hücrelere taşınmasını ve enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. Ancak hücrelerin insüline karşı duyarsızlaşması durumunda pankreas daha fazla insülin üretmek zorunda kalıyor. Uzmanlara göre bu süreç uzun vadede tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor.

İnsülin nasıl çalışıyor?

Tüketilen besinler sindirim sistemi tarafından glikoza dönüştürülüyor ve glikoz kana karışıyor. Kandaki şeker seviyesi yükseldiğinde pankreas insülin salgılıyor. İnsülin, glikozun kas, yağ ve karaciğer hücrelerine girmesini sağlayarak enerji üretimine katkıda bulunuyor ya da ileride kullanılmak üzere depolanmasını sağlıyor. Kandaki şeker seviyesi normale döndüğünde ise insülin üretimi azalıyor. Pankreasın yeterli insülin üretememesi ya da hücrelerin insüline yanıt vermemesi durumunda ise kan şekeri dengesi bozuluyor.

İnsülin direnci nasıl gelişiyor?

İngiltere Ulusal Sağlık Servisi’nde (NHS) danışman hekim olarak görev yapan endokrinoloji ve diyabet uzmanı Prof. Franklin Joseph, insülin direncinin genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerinin birleşimiyle ortaya çıktığını belirtiyor.

Uzmanlara göre insülin direncine yol açan başlıca risk faktörleri şunlar:

Obezite, özellikle karın bölgesi yağlanması

  • Fiziksel hareketsizlik
  • İşlenmiş gıdalar ve rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenme
  • Kronik stres
  • Uyku bozuklukları
  • Polikistik over sendromu (PCOS), Cushing sendromu ve karaciğer yağlanması gibi hastalıklar
  • İleri yaş

Hücreler insüline yanıt vermedikçe pankreas daha fazla insülin üretmeye başlıyor. Bu duruma hiperinsülinemi deniyor. Uzmanlara göre süreç kontrol altına alınmazsa zaman içinde kan şekeri yükseliyor ve tip 2 diyabet gelişebiliyor.

Uzmanı açıkladı: Ramazan'da tatlı tüketimi nasıl olmalı?
Uzmanı açıkladı: Ramazan'da tatlı tüketimi nasıl olmalı?
İçeriği Görüntüle

Belirtileri neler?

İnsülin direncinin erken dönem belirtileri hafif seyredebildiği için çoğu zaman fark edilmiyor. Prof. Joseph’e göre yaygın belirtiler arasında şunlar yer alıyor:

  • Sürekli açlık hissi
  • Yorgunluk
  • Kilo vermede zorlanma
  • Boyun, koltuk altı ve kasık bölgesinde koyulaşma
  • Yüksek tansiyon
  • Yüksek trigliserit, düşük HDL kolesterol
  • PCOS

Durum tip 2 diyabete ilerlediğinde ise sık idrara çıkma, aşırı susama ve bulanık görme gibi belirtiler görülebiliyor. Uzmanlar, bu belirtilerin başka hastalıklara da işaret edebileceğini ve mutlaka hekim değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.

Oruç insülin direncini etkiler mi?

Ramazan ayında oruç tutmanın insülin direnci üzerindeki etkisi kişiden kişiye değişiyor. Birmingham Üniversitesi Hastanesi Diyabet Kliniği Direktörü Prof. Wasim Hanif, diyabet hastalarının oruç tutmadan önce mutlaka sağlık ekiplerine danışmaları gerektiğini belirtiyor. Hanif,

“Diyabetliyseniz oruç tutmak sağlık sorunlarına yol açabileceği için tehlikeli olabilir”

uyarısında bulunuyor. Öte yandan Prof. Joseph, bazı bilimsel çalışmaların orucun insülin hassasiyetini artırabileceğini gösterdiğini söylüyor. Özellikle kilo kaybı ve vücut yağındaki azalma, insülin duyarlılığını olumlu etkileyebiliyor. Ancak yaş, cinsiyet, mevcut hastalıklar ve beslenme alışkanlıkları bu etkiyi belirleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Uzmanlara göre diyabet veya metabolik hastalığı olan bireylerin Ramazan’da düzenli takip ve hekim kontrolü altında oruç tutması gerekiyor.

Aralıklı oruç faydalı mı?

Son yıllarda yaygınlaşan aralıklı oruç modeli de insülin direnci açısından tartışılıyor. Hindistan’daki Vellore Hristiyan Tıp Koleji Üniversitesi Hastanesi’nden Prof. Nitin Kapoor, bazı araştırmaların aralıklı orucun metabolik faydalar sağlayabileceğini gösterdiğini ancak bu yöntemin herkese uygun olmadığını belirtiyor. Uzmanlar, herhangi bir diyet modelinin uzun vadede sürdürülebilir olmasının önemli olduğuna dikkat çekiyor. Araştırmalar, günaşırı oruç uygulamalarının bazı kişilerde insülin hassasiyetini artırabildiğini ortaya koysa da kişiye özel planlama öneriliyor.

Glisemik endeks neden önemli?

Glisemik endeks, besinlerin kan şekerini ne hızla yükselttiğini gösteren bir sistem. Düşük glisemik indeksli besinler kan şekerini daha yavaş yükseltiyor. Sebzeler, baklagiller ve tam tahıllar bu gruba giriyor. Şekerli içecekler, beyaz pirinç ve beyaz patates gibi besinler ise kan şekerini hızlı yükseltiyor. Ancak uzmanlar, yalnızca glisemik indekse bakarak bir besinin sağlıklı olup olmadığına karar verilemeyeceğini vurguluyor.

İnsülin direnci düzelir mi?

Uzmanlara göre insülin direnci büyük ölçüde yaşam tarzı değişiklikleriyle iyileştirilebiliyor. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, kilo kontrolü, stres yönetimi ve yeterli uyku bu sürecin temel unsurları arasında yer alıyor. Beslenme uzmanı Reem El-Abdallat, insülin direnci olan kişilerin şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak durması gerektiğini belirtiyor. Düzenli fiziksel aktivite ise hücrelerin insüline duyarlılığını artırıyor. Bazı durumlarda metformin gibi ilaçlar da tedavi sürecinde kullanılabiliyor.

Prof. Joseph’e göre insülin direnci olan kişilerin yüzde 70-80’i gerekli önlemler alınmadığı takdirde zaman içinde tip 2 diyabet geliştirebiliyor. Bu nedenle erken teşhis ve doğru yönetim büyük önem taşıyor.

Kaynak: BBC