Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer, obezitenin metabolik değişimlere yol açan kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekti.
Uşarer, yüksek kalorili, şeker ve doymuş yağdan zengin, liften fakir beslenme düzeninin insülin direnci ve hormonal bozukluklara neden olduğunu belirterek şu uyarıda bulundu:
“Bu durum zamanla Tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, eklem problemleri ve bazı kanser türleri gibi ciddi hastalıklara zemin hazırlar. Yanlış beslenme kalp-damar sistemine yük bindirir, kolesterol ve trigliserid yüksekliği kalp krizi riskini artırır. Karaciğerde yağlanma, böbreklerde ise filtrasyon yükünün artması kronik hastalıklara yol açabilir.”
Uşarer ayrıca, standart diyetlerin çoğu zaman sürdürülebilir olmadığını, kişiye özel planlanan beslenme programlarının uzun vadede daha başarılı sonuç verdiğini ifade etti.

“Sadece kilo vermek yetmez”
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysel Mammadyarzada ise obezite tedavisinde asıl hedefin metabolik ve hormonal dengenin yeniden sağlanması olduğunu söyledi.
“Kilo kaybı önemli ancak tek başına yeterli değil. Artmış yağ dokusu insülin direncine yol açar ve zamanla pankreasın yükü artarak Tip 2 diyabet gelişebilir. Obezite, mevcut hormonal hastalıkların seyrini de ağırlaştırır.”
Uzmanlara göre obeziteyle mücadelede erken tanı, kişiye özel beslenme programları, düzenli fiziksel aktivite ve metabolik takibin birlikte yürütülmesi büyük önem taşıyor.
Türkiye’de artan obezite oranları, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor.




