SAĞLIK

“Gece kuşu olmak kalp sağlığını olumsuz etkiliyor”

Brigham ve Kadın Hastalıkları Hastanesi ile Harvard Tıp Fakültesi araştırmacıları tarafından yürütülen kapsamlı bir çalışma, biyolojik saat ile günlük yaşam temposu arasındaki uyumsuzluğun kalp sağlığı üzerinde belirgin bir olumsuz etkisi olduğunu ortaya koydu.

Abone Ol

İngiltere merkezli büyük sağlık veri tabanı UK Biobank verileriyle yapılan analiz, yaklaşık 300 binden fazla yetişkinin 14 yıl boyunca izlenmesini içeriyor ve sonuçlar kalp krizi ile inme riskini yeniden değerlendirdi.

Araştırmanın temel bulguları

Araştırmada, katılımcıların uyku tercihleri — yani içsel biyolojik saatleri — değerlendirilerek üç ana gruba ayrıldı:

Sabah insanları (morning type)

Ara dönem (intermediate)

Gece kuşları (evening type)

Analiz sonucunda “gece kuşu” olarak tanımlanan bireylerde, kalp krizi veya inme geçirme riskinin %16 daha yüksek olduğu belirlendi. Bu artış, kronik uyku düzensizliği ve günlük ritimle biyolojik saat arasındaki uyumsuzluğun uzun vadeli fizyolojik etkilerine bağlandı.

Bu risk, sadece geç uyumaktan değil, aynı zamanda uyku saatinin sosyal ve çalışma yaşamıyla uyumsuz olmasından kaynaklanan sürekli bir stres yüküne işaret ediyor.

Davranışsal faktörler ve sağlık riskleri

Araştırmacılar, biyolojik saat ile yaşam tarzı arasındaki uyumsuzluğun kalp sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirirken bir dizi davranışsal faktörü de inceledi. Gözlemlenen başlıca risk faktörleri şunlar:

Yetersiz uyku süresi: Gece geç saatlere kadar aktif olma eğilimi, uyku süresinin kısalmasına yol açıyor.

Düzensiz beslenme: Gece kuşu bireylerde öğün zamanlarının düzensizliği daha sık görülüyor.

Sigara kullanımı ve diğer alışkanlıklar: Sağlıksız yaşam davranışları kalp ve damar hastalığı riskini artırabiliyor.

Bu faktörler, tek başına biyolojik ritim farklılıklarından kaynaklanamayacak kadar güçlü etkiler taşıyor ve gece kuşu bireylerin kardiyovasküler risk profilini daha da kötüleştirebiliyor.

Biyolojik saat neden önemli?

Biyolojik saat (circadian rhythm), vücudun hormon salınımı, metabolizma, uyku–uyanıklık döngüsü ve kardiyovasküler sistem gibi temel fonksiyonlarını düzenliyor. Günümüz modern yaşamında çalışma saatleri, yapay ışık maruziyeti ve sosyal yaşam temposu, bu doğal ritimle sıklıkla çatışıyor.

Araştırma, bu uyumsuzluğun kısa vadede uykusuzluk gibi basit sorunlara yol açmasının ötesinde, uzun vadede kalp krizi ve inme riskini artıran fizyolojik stres mekanizmalarını tetikleyebileceğini vurguluyor.

Uzmanlardan öneriler

Uzmanlar, “biyolojik saat ile yaşam temposu arasındaki dengesizliğin” doğuştan gelen bir özellik olabileceğini ancak bunu yönetilebilir bir risk faktörü haline getirebileceğimizi söylüyor:

Düzenli uyku programı oluşturmak: Her gün aynı saatte uyumak ve uyanmak kalp sağlığı için öneriliyor.

Uyku ortamını optimize etmek: Işık ve gürültü düzeyini azaltmak uyku kalitesini artırabilir.

Sağlıklı beslenme ve egzersiz: Metabolik dengeyi korumak kalp-damar riskini azaltıyor.

Araştırmacılar, gece kuşu eğilimine sahip bireylerin yaşam tarzı seçimlerini gözden geçirerek uyku ve günlük tempo uyumunu artırmasının, uzun vadede kardiyovasküler riskleri düşürebileceğini belirtiyor.

Yeni çalışma, sadece genetik olarak belirlenen biyolojik saatin değil, bunun günlük yaşam alışkanlıklarıyla etkileşiminin de kalp sağlığı üzerinde güçlü etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle “gece kuşu” olarak tanımlanan bireylerin uzun vadeli sağlık risklerini azaltmak için yaşam tarzı alışkanlıklarını gözden geçirmeleri, uyku düzenlerini iyileştirmeleri ve sağlıklı davranışlar geliştirmeleri önem taşıyor.