Araştırmalar ve klinik gözlemler, genetik yatkınlığın erken saç beyazlamasında en önemli faktörlerden biri olduğunu ortaya koyuyor. Aile bireylerinde genç yaşta saç beyazlaması görülen kişilerde, benzer durumun ortaya çıkma ihtimali daha yüksek oluyor.

Bununla birlikte yoğun stres, modern yaşamın getirdiği en büyük risklerden biri olarak öne çıkıyor. Uzun süreli stresin, saç köklerinde pigment üretiminden sorumlu hücrelerin işlevini olumsuz etkilediği ve bu durumun saç renginin kaybına yol açabildiği ifade ediliyor.

Uzmanların özellikle üzerinde durduğu bir diğer konu ise vitamin ve mineral eksiklikleri. Başta B12 vitamini ve folik asit olmak üzere, demir, çinko ve bakır eksikliğinin saç sağlığını doğrudan etkilediği belirtiliyor. Bu besin öğelerinin yetersizliği, saçın doğal rengini veren melanin üretimini azaltarak beyazlamayı hızlandırabiliyor.

83 yaşındaki Mustafa Kafa İzmir’de ayağını kaybetmeden sağlığına kavuştu
83 yaşındaki Mustafa Kafa İzmir’de ayağını kaybetmeden sağlığına kavuştu
İçeriği Görüntüle

Hormonal dengesizlikler, özellikle tiroit bezinin normalden az ya da fazla çalışması da erken saç beyazlamasının nedenleri arasında gösteriliyor. Bu tür durumlarda yalnızca saç rengi değil, genel saç kalitesinde de belirgin bir bozulma görülebiliyor.

Öte yandan sigara kullanımı, saç köklerine giden kan akışını azaltarak ve hücresel düzeyde oksidatif stresi artırarak saç beyazlamasını hızlandıran önemli bir risk faktörü olarak dikkat çekiyor.

Uzmanlar, erken yaşta saç beyazlaması yaşayan kişilerin durumu yalnızca kozmetik bir sorun olarak görmemesi gerektiğini vurguluyor. Dengeli beslenme, vitamin ve mineral seviyelerinin kontrol edilmesi, stresin azaltılması ve sigaradan uzak durulmasının saç sağlığını korumada önemli rol oynadığı ifade ediliyor.

Saç beyazlamasının altında yatan nedenin doğru şekilde tespit edilmesi, sürecin yavaşlatılabilmesi açısından büyük önem taşıyor.