2026 Dünya Kupası, Kuzey Amerika'nın üç ülkesinde dev bir şölenle kapılarını açmak üzere.

Favoriler arasında İspanya ve Fransa başı çekiyor, peşlerinde İngiltere, Brezilya ve Arjantin var. Bu turnuva, son yıllarda formda olan genç nesillerle dolu. İspanya, Avrupa Şampiyonası zaferinin rüzgarıyla geliyor; Lamine Yamal gibi yıldızlar parlıyor. Fransa ise her zamanki gibi derin kadrosuyla korkutuyor;

Mbappé'nin hızı ve savunma gücüyle yine zirveye oynuyor. Arjantin, Messi'nin mirasını taşıyan kadrosuyla hâlâ iddialı. Savunmaları ve hücumdaki soğukkanlılıkları onları tehlikeli kılıyor. Brezilya, Neymar'ın dönüşüyle birlikte eski ateşini yeniden yakmaya çalışıyor. Yetenek havuzu sınırsız.

İngiltere, Southgate sonrası daha atak bir oyunla geliyor; Bellingham ve Kane gibi isimler fark yaratabilir. Almanya ve Portekiz de sürpriz yapabilecek güçte. Turnuva uzun, her şey olabilir. Ev sahibi avantajı ABD, Kanada ve Meksika'ya büyük motivasyon sağlayacak ama favori olmaları zor. Türkiye ise grubu geçtiği takdirde adını duyurabilir; ancak gerçekçi olmak gerekirse şampiyonluk için erken. Futbolun güzelliği burada: Kağıt üstündeki favoriler bile erken elenebiliyor.

2022'de Arjantin'in zaferi gibi, bu sefer de yeni bir kahraman çıkabilir. Genç yeteneklerin parlayacağı bir turnuva olacak; Yamal, Pedri, Musiala gibi isimler sahneyi ele geçirebilir. Taktik disiplin ve fiziksel dayanıklılık şampiyonu belirleyecek. Maç temposu yüksek, iklim ve seyahat faktörleri de önemli rol oynayacak. Benim öngörüm: İspanya'nın güncel formu ve dengeli kadrosu onları bir adım öne çıkarıyor.Ama Fransa'nın bireysel kalitesi her an maçı çevirebilir. Finalde İspanya-Fransa eşleşmesi sürpriz olmaz.

Sonuçta kupa, en az hatayla oynayan, en çok inanan takıma gidecek. Dünya Kupası her zaman bir masal yazar; 2026'da da yeni bir efsane doğacak.