Yıllar boyunca “biraz daha dene” yaklaşımının benimsendiğini ifade eden Sinan, sağlıklı beslenme, düzenli hareket ve disiplin olmadan hiçbir yöntemin tek başına kalıcı başarı sağlamayacağını söyledi.
“Sadece kilo değil, genel sağlık önemli”
Obezitenin çoğu zaman tek başına bir kilo problemi olmadığını belirten Sinan, diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve kalp-damar hastalıklarının tabloya eşlik edebildiğini kaydetti.
“Önemli olan yalnızca kilo vermek değil, hastanın genel sağlığını korumaktır” diyen Sinan, yeni nesil obezite ilaçlarına ilişkin bilimsel gelişmelerin yakından takip edildiğini aktardı.
Sinan, “Umut verici veriler var. Ancak her yeni gelişme uzun dönem sonuçlarla değerlendirilir. Sürdürülebilirlik ve gerçek yaşam deneyimi önemlidir. Bu nedenle ne ‘ilaçlar gereksizdir’ diyoruz ne de ‘herkes için çözüm budur’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
“Cerrahi sihirli değnek değil”
Obezite cerrahisinin doğru hasta seçimiyle planlanması gerektiğini vurgulayan Sinan, cerrahinin bir “sihirli değnek” olmadığını ancak günümüzde gelişen teknikler ve multidisipliner yaklaşımla güvenli bir tedavi seçeneği haline geldiğini söyledi.
Hastaların sıkça “ameliyat son çare mi?” sorusunu yönelttiğini belirten Sinan, asıl sorunun bu olmadığını dile getirerek şunları kaydetti:
“Önemli olan hastanın metabolik riski nedir? Beklemek sağlığına zarar veriyor mu? Daha etkili bir yöntemi gereksiz yere geciktiriyor muyuz? Yıllarca kilo verip geri alan hastalarda metabolik yük artar ve diyabet ilerler. Cerrahi, çaresizlik anında değil; doğru zamanda planlandığında en etkili sonuçları verir.”
“Tek doğru yok, kişiye özel yaklaşım var”
Obezite tedavisinde tek bir doğru yöntem bulunmadığını ifade eden Sinan, yaşam tarzı değişikliğinin her zaman temel olduğunu, ilaç tedavilerinin bazı hastalarda önemli katkı sağladığını, cerrahinin ise uygun hastada güçlü ve kalıcı bir seçenek olduğunu söyledi.
“Obeziteyle mücadelede kutuplaşmaya değil, akılcı ve kişiye özel yaklaşıma ihtiyaç var. En önemlisi, kimse bu süreçte yalnız değil” dedi.