Türkiye’de doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenleme TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeyi beklerken konu hem iş dünyasında hem de çalışan anneler arasında geniş yankı uyandırdı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın “İşgücü Piyasası ve Kadın İstihdamı Ekseninde Aile Dostu Politikalar” araştırması, doğum sonrası dönemin kadınların iş hayatına devamı açısından kritik bir eşik olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de kadınların yaklaşık yüzde 40’ı doğumdan sonraki ilk 6 ay içinde işten ayrılıyor. Bu oran 12 ay içinde yüzde 56,5’e kadar yükseliyor. Buna karşın doğum yapan her üç kadından ikisinin ortalama 13,3 ay içinde yeniden iş gücüne katıldığı belirtiliyor. Veriler, kadınların iş hayatından tamamen kopmadığını ancak dönüş sürecinin destekleyici politikalarla güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Doğum sonrası dönem iş hayatını belirliyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın araştırmasında 2015–2025 yılları arasında doğum yapan 1 milyon 398 bin kadının SGK kayıtları incelendi. Bulgular, doğum sonrası işten ayrılma ve işe dönüş süreçlerinin yalnızca bireysel tercihlerle değil, iş yeri koşulları ve sosyal politikalarla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Raporda özellikle kreş ve bakıcı maliyetlerinin kadınların iş gücünden çekilmesinde en önemli nedenlerden biri olduğu ifade ediliyor. Esnek çalışma modelleri ve kurumsal destek mekanizmalarının ise kadınların istihdamda kalma oranını artırdığına dikkat çekiliyor.
Gece 4’e kadar çalıştığım günler oldu
36 yaşındaki bir çocuk annesi Ebru Özer, hamilelik ve doğum sonrası süreçte yaşadığı zorlukları anlattı. İş hayatında baskı ve performans kaygısıyla karşılaştığını belirten Özer, hamilelik döneminde yöneticisinin kendisini işten uzaklaştırmaya çalıştığını söyledi. Doğum sonrası erken dönemde işe dönmek zorunda kaldığını ifade eden Özer, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Çalışan bir anne olarak kendini sürekli ispat etmek zorunda hissediyorsun. Gündüz çocuğa yetişmeye çalışırken geceleri sabaha kadar çalıştığım oldu. Ama geriye dönüp baktığımda bu çabanın karşılığını kimsenin hatırlamadığını görüyorum.”
Özer, artan bakıcı maliyetleri nedeniyle işten ayrılmayı düşündüğünü ancak iş yeri desteği sayesinde çalışmaya devam ettiğini de belirtti.
İşten ayrılmada işletme büyüklüğü etkili
Araştırmaya göre doğum sonrası işten ayrılma oranları işletme büyüklüğüne göre değişiklik gösteriyor. Mikro ölçekli işletmelerde bu oran yüzde 83,5’e kadar çıkarken, büyük işletmelerde yüzde 65,5 seviyesinde kalıyor. Vardiyalı ve emek yoğun sektörlerde kadınların işten ayrılma oranlarının yüzde 80’in üzerine çıktığı belirtiliyor. Uzmanlar, bu durumun çalışma koşullarının kadın istihdamı üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyduğunu ifade ediyor.
Anneler yalnız bırakılıyor
Ankara’da yaşayan ve iki yaşında bir çocuk annesi olan Ferda ise doğum sonrası süreçte sosyal desteğin eksikliğine dikkat çekti. Çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kaldığını söyleyen Ferda, iş ve ev yaşamını birlikte yürütmenin psikolojik yüküne vurgu yaptı. Ferda, iş yerindeki ve sosyal çevredeki tutumların da kadınları zorladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“sürekli yorgun görünüyorsun gibi yorumlar kadınları daha da yıpratıyor ve zamanla işten uzaklaşmaya kadar gidebiliyor.”
Uzmanlar: Esnek politikalar şart
Raporda kadınların iş gücüne dönüşünde üç temel faktörün belirleyici olduğu ifade ediliyor: bakım hizmetlerine erişim, gelir kaybının azaltılması ve işe dönüş sürecinin planlı şekilde yürütülmesi. Uzmanlara göre doğum izninin uzatılması önemli bir adım olsa da tek başına yeterli değil. kreş desteği, esnek çalışma modelleri ve babaları da kapsayan ebeveyn izni gibi uygulamaların kadın istihdamını güçlendirmede kritik rol oynadığı belirtiliyor.
Kadın istihdamı ve doğurganlık birlikte artabilir
Araştırma, kadın istihdamı ile doğurganlık arasında bir çelişki olmadığını, doğru politikalarla her iki alanın birlikte güçlendirilebileceğini ortaya koyuyor. Türkiye’de doğum yapan kadınların yüzde 64,3’ünün yeniden kayıtlı istihdama döndüğü belirtilirken, destekleyici politikalarla bu oranın artırılabileceği ifade ediliyor. Düzenlemenin yasalaşması halinde doğum izninin 24 haftaya çıkarılması kadın çalışanlar açısından önemli bir sosyal politika adımı olacak. Ancak sahadan gelen veriler, kalıcı etkinin bütüncül destek mekanizmalarıyla mümkün olabileceğine işaret ediyor.





