Dünyanın en büyük iki ekonomisi ABD ve Çin arasındaki rekabet, teknoloji, savunma sanayisi ve stratejik sektörler üzerinden yeni bir aşamaya taşındı. Washington yönetiminin Çin merkezli bazı şirketleri ulusal güvenlik gerekçesiyle hedef almasının ardından Pekin’den karşı hamle geldi. Çin, ABD merkezli savunma ve kritik teknoloji şirketlerine yönelik yeni yaptırım kararlarını duyurdu.
ABD’nin “askeri şirketler” listesine karşılık geldi
Gerilimin son halkası, ABD Savunma Bakanlığı’nın Çinli şirketleri hedef alan kararıyla başladı. Pentagon, Çin ordusuyla bağlantısı olduğunu öne sürdüğü şirketlerin yer aldığı listeye, teknoloji devi Alibaba ve elektrikli araç üreticisi BYD gibi büyük firmaları da dahil etti. Washington yönetimi, söz konusu şirketlerin Çin’in askeri kapasitesiyle bağlantılı olduğunu iddia ederken, Pekin bu suçlamaları reddetti. Çin yönetimi ise ABD’nin bu adımını ekonomik ve siyasi baskı aracı olarak değerlendirerek karşılık verme kararı aldı.
10 ABD şirketine ihracat kısıtlaması
Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 10 ABD merkezli şirkete yönelik ihracat kontrolü uygulanacağı bildirildi. Kararın özellikle savunma sanayisi ve nadir toprak elementleri alanında faaliyet gösteren şirketleri etkilediği belirtildi. Kısıtlama getirilen şirketler arasında, ABD ordusuyla savunma anlaşmaları bulunan bazı firmaların yanı sıra kritik maden sektöründe faaliyet gösteren şirketler de yer aldı. Listede bulunan şirketlerden bazılarının, askeri araç üretimi, havacılık savunma sistemleri ve stratejik maden tedariki alanlarında faaliyet yürüttüğü aktarıldı. Çin Ticaret Bakanlığı, listedeki kuruluşlara çift kullanımlı ürünlerin yani hem sivil hem askeri amaçlarla değerlendirilebilecek teknolojilerin ihracatının yasaklandığını açıkladı. Açıklamada, mevcut ihracat faaliyetlerinin de durdurulması gerektiği belirtildi.
Savunma devleri kamu ihalelerinden çıkarıldı
Çin’in ikinci hamlesi ise kamu alımları alanında oldu. Çin Maliye Bakanlığı, aralarında dünyanın en büyük savunma şirketlerinden bazıları olan Lockheed Martin, Raytheon ve Boeing gibi firmaların da bulunduğu 46 ABD şirketinin kamu ihalelerine katılımını yasakladı. General Dynamics ve Anduril Industries’in bazı birimleri ile farklı havacılık şirketleri de karar kapsamına alındı. Böylece Çin’deki kamu kurumlarının söz konusu şirketlerden ürün ve hizmet satın almasının önü kapatıldı. Çin’de faaliyet gösteren ve ABD yatırımı bulunan bazı şirketlerin ise düzenlemeden muaf tutulacağı açıklandı.
Washington-Pekin hattında tansiyon yeniden yükseldi
ABD ve Çin arasında son dönemde ticaret savaşının yanı sıra teknoloji ve savunma alanlarında da ciddi rekabet yaşanıyor. İki ülke, yapay zeka teknolojileri, yarı iletkenler, elektrikli araçlar ve kritik mineraller gibi stratejik alanlarda üstünlük mücadelesi veriyor. Son dönemde gümrük vergilerinin azaltılması yönünde görüşmeler yapılmasına rağmen, karşılıklı yaptırım kararları ilişkilerde yeni bir gerilim alanı oluşturdu. Uzmanlar, iki ülke arasındaki ekonomik bağların güçlü olması nedeniyle tarafların tamamen kopma noktasına gelmek istemediğini ancak stratejik sektörlerdeki rekabetin devam edeceğini belirtiyor.
Nadir toprak elementleri rekabetin merkezinde
ABD-Çin arasındaki mücadelenin önemli başlıklarından biri de nadir toprak elementleri. Elektrikli araçlardan savunma sistemlerine, akıllı telefonlardan yenilenebilir enerji teknolojilerine kadar birçok alanda kullanılan bu elementlerde Çin küresel üretimde önemli bir konumda bulunuyor. Bu nedenle nadir madenler üzerindeki kontrol, iki ülke arasındaki rekabetin ekonomik boyutunu daha da artırıyor.
Tayvan konusu gerilimi artırıyor
ABD ile Çin arasındaki anlaşmazlıklarda Tayvan meselesi de önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Washington’un Tayvan’a yönelik savunma destekleri Pekin tarafından tepkiyle karşılanırken, Çin daha önce de bazı ABD savunma şirketlerine yönelik yaptırım kararları almıştı. ABD tarafı ise Tayvan’a yönelik desteklerin bölgesel güvenlik amacı taşıdığını savunuyor.
Ticaret savaşında yeni cephe
Son gelişmelerle birlikte ABD ve Çin arasındaki rekabet, yalnızca ticaret dengeleriyle sınırlı olmaktan çıkarak teknoloji, savunma ve stratejik kaynaklar üzerinden yürütülen küresel bir güç mücadelesine dönüşüyor. Uzmanlara göre, tarafların karşılıklı attığı adımlar küresel tedarik zincirlerini, şirketlerin yatırım kararlarını ve uluslararası ticaret dengelerini etkilemeye devam edecek.




