DÜNYA

BM’de Türk Boğazları tartışması: Türkiye’den Yunanistan’a cevap

Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği, Yunanistan’ın “Türk Boğazları” ifadesine yönelik itirazına yazılı yanıt verdi. Ankara, ifadenin yerleşik ve coğrafi bir kullanım olduğunu belirterek Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin coğrafi adları standartlaştırmayı amaçlamadığını vurguladı.

Abone Ol
Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Yunanistan’ın BM Güvenlik Konseyi’nde kullanılan “Türk Boğazları” ifadesine yönelik itirazına yazılı bir mektupla karşılık verdi. Ankara, söz konusu ifadenin yerleşik ve coğrafi bir kullanım olduğunu belirterek, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin coğrafi adları standartlaştırmayı amaçlamadığını vurguladı. Mektup, 8 Mayıs 2026 tarihinde BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanlığı’na gönderildi. Yazışmada, Yunanistan’ın 29 Nisan 2026’da düzenlenen “Denizcilik alanında su yollarının emniyeti ve güvenliği” başlıklı oturumda “Türk Boğazları” ifadesine karşı çıktığı hatırlatıldı.

Ankara: Türk Boğazları yerleşik bir coğrafi ifadedir

Türkiye, İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’ni kapsayan bölgenin uluslararası literatürde “Türk Boğazları” olarak anıldığını belirtti. Bu kullanımın tanımlayıcı ve coğrafi olarak doğru olduğu savunuldu. Ankara, söz konusu boğazların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer aldığını ve egemenlik yetkisi altında bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle ulusal makamların belirlediği resmi adlandırmaların uluslararası açıklamalarda kullanılmasının doğal olduğu görüşü dile getirildi. Türkiye ayrıca Montrö Sözleşmesi’nin bu adlandırmaları değiştirmeyi veya standartlaştırmayı hedeflemediğini belirterek, sözleşmenin yalnızca geçiş rejimini düzenlediğini vurguladı.

Montrö Sözleşmesi vurgusu ve terminoloji tartışması

Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nden geçişi düzenleyen hukuki bir çerçeve oluşturduğunu, ancak coğrafi isimlendirmeye müdahale etmediğini kaydetti. Yunanistan ise BM’deki oturumda, “Türk Boğazları” ifadesinin Montrö Sözleşmesi’nin terminolojisine uygun olmadığını savunmuştu. Yunan temsilci, sözleşmede kullanılan ifadenin “Boğazlar” olduğunu ve İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizi şeklinde ayrı ayrı tanımlandığını hatırlatmıştı. Türkiye ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak, ifadenin uluslararası belgelerde uzun süredir kullanıldığını belirtti. NATO ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) belgelerinde de benzer kullanımın yer aldığı ifade edildi.

“Yerleşik kullanım tanınmalı” çağrısı

Ankara, Yunanistan’ın BM oturumundaki itirazını “talihsiz” olarak nitelendirdi. Bu tür çıkışların teknik tartışmalardan ziyade gündemi farklı yönlere çektiği ve asıl meselelerden uzaklaştırdığı görüşü dile getirildi. Türkiye, “Türk Boğazları” ifadesinin egemenlik ve yargı yetkisi çerçevesinde kullanılan yerleşik bir tanım olduğunu belirterek bu kullanımın tanınması ve saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Mektubun sonunda Ankara, söz konusu ifadeyi uluslararası platformlarda kullanmaya devam edeceğini bildirdi.

Türkiye’den BM’de “Türk Boğazları” tartışmasına yazılı yanıt

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Yunanistan’ın BM Güvenlik Konseyi’nde kullanılan “Türk Boğazları” ifadesine yönelik itirazına yazılı bir mektupla karşılık verdi. Ankara, söz konusu ifadenin yerleşik ve coğrafi bir kullanım olduğunu belirterek, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin coğrafi adları standartlaştırmayı amaçlamadığını vurguladı. Mektup, 8 Mayıs 2026 tarihinde BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanlığı’na gönderildi. Yazışmada, Yunanistan’ın 29 Nisan 2026’da düzenlenen “Denizcilik alanında su yollarının emniyeti ve güvenliği” başlıklı oturumda “Türk Boğazları” ifadesine karşı çıktığı hatırlatıldı.

Ankara: Türk Boğazları yerleşik bir coğrafi ifadedir

Türkiye, İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’ni kapsayan bölgenin uluslararası literatürde “Türk Boğazları” olarak anıldığını belirtti. Bu kullanımın tanımlayıcı ve coğrafi olarak doğru olduğu savunuldu. Ankara, söz konusu boğazların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer aldığını ve egemenlik yetkisi altında bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle ulusal makamların belirlediği resmi adlandırmaların uluslararası açıklamalarda kullanılmasının doğal olduğu görüşü dile getirildi. Türkiye ayrıca Montrö Sözleşmesi’nin bu adlandırmaları değiştirmeyi veya standartlaştırmayı hedeflemediğini belirterek, sözleşmenin yalnızca geçiş rejimini düzenlediğini vurguladı.

Montrö Sözleşmesi vurgusu ve terminoloji tartışması

Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nden geçişi düzenleyen hukuki bir çerçeve oluşturduğunu, ancak coğrafi isimlendirmeye müdahale etmediğini kaydetti. Yunanistan ise BM’deki oturumda, “Türk Boğazları” ifadesinin Montrö Sözleşmesi’nin terminolojisine uygun olmadığını savunmuştu. Yunan temsilci, sözleşmede kullanılan ifadenin “Boğazlar” olduğunu ve İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizi şeklinde ayrı ayrı tanımlandığını hatırlatmıştı. Türkiye ise bu değerlendirmeye karşı çıkarak, ifadenin uluslararası belgelerde uzun süredir kullanıldığını belirtti. NATO ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) belgelerinde de benzer kullanımın yer aldığı ifade edildi.

“Yerleşik kullanım tanınmalı” çağrısı

Ankara, Yunanistan’ın BM oturumundaki itirazını “talihsiz” olarak nitelendirdi. Bu tür çıkışların teknik tartışmalardan ziyade gündemi farklı yönlere çektiği ve asıl meselelerden uzaklaştırdığı görüşü dile getirildi. Türkiye, “Türk Boğazları” ifadesinin egemenlik ve yargı yetkisi çerçevesinde kullanılan yerleşik bir tanım olduğunu belirterek bu kullanımın tanınması ve saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Mektubun sonunda Ankara, söz konusu ifadeyi uluslararası platformlarda kullanmaya devam edeceğini bildirdi.