Yemen’de Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişi, Babülmendep Boğazı çevresindeki güvenlik risklerini yeniden gündeme getirdi. Yemen hükümetine bağlı güçlerin 11 Eylül’de Perim Adası’ndan çekilmesinin ardından İran destekli Husilerin adaya ulaştığı ve boğaz üzerindeki konumunu güçlendirdiği bildirildi. Reuters’a göre Husiler aynı süreçte Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki Dhubab bölgesinde de kontrol sağladı.

Husiler Babülmendep’te stratejik konum kazandı

Perim Adası, Babülmendep Boğazı’nın en dar bölümünü iki geçiş hattına ayıran stratejik bir noktada bulunuyor. Husilerin adaya ulaşması, Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişleriyle birlikte değerlendirildiğinde grubun deniz geçişlerini tehdit etme kapasitesini artırıyor. Reuters, gelişmenin İran’ın bölgedeki etkisini güçlendirebilecek ve küresel deniz taşımacılığını baskılayabilecek yeni bir risk oluşturduğuna dikkat çekti. Husiler ise uluslararası deniz taşımacılığını genel olarak hedef almadıklarını ve esas olarak Suudi Arabistan bağlantılı gemilere yönelik hareket edeceklerini savunuyor. Ancak grubun Gazze savaşı sırasında İsrail bağlantılı olduğu iddia edilen gemilere yönelik saldırıları nedeniyle denizcilik şirketlerinin bu açıklamalara temkinli yaklaşması bekleniyor.

Babülmendep neden bu kadar önemli?

Babülmendep Boğazı, Yemen ile Afrika Boynuzu arasında yer alıyor ve Kızıldeniz’i Aden Körfezi ile Hint Okyanusu’na bağlıyor. Bu nedenle Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinde Süveyş Kanalı’na ulaşan gemiler için kritik bir geçiş noktası olmayı sürdürüyor. Boğazdaki güvenlik sorunları nedeniyle gemilerin daha önce Ümit Burnu rotasına yönelmesi, sefer sürelerini ve maliyetleri artırmıştı. Kızıldeniz’de yeni bir güvenlik krizi yaşanması halinde benzer rota değişikliklerinin yeniden gündeme gelmesi, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden küresel ticareti etkileyebilir.

Petrol sevkiyatında kritik geçiş noktası

Babülmendep’teki gerilimin en önemli ekonomik sonuçlarından biri enerji taşımacılığında ortaya çıkabilir. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin ağustos ayında yayımladığı verilere göre, Babülmendep Boğazı’ndan 2026’nın ikinci çeyreğinde günde ortalama 8,1 milyon varil ham petrol, kondensat ve petrol ürünü taşındı. Bu miktar, boğazın küresel enerji taşımacılığındaki stratejik önemini ortaya koyuyor. Boğazın fiilen kapanması veya gemilerin güvenlik gerekçesiyle bölgeden uzaklaşması halinde petrol tankerlerinin daha uzun rotalara yönelmesi gerekebilir. Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimin de devam ettiği mevcut tabloda, ikinci bir kritik deniz geçişinin baskı altına girmesi enerji piyasalarında yeni bir fiyat dalgası yaratabilir. Reuters, Husilerin Babülmendep’e doğru ilerleyişiyle birlikte küresel petrol arzına ilişkin risklerin arttığına dikkat çekiyor.

Karadeniz’de yük gemisine İHA saldırısı: 2 kişi hayatını kaybetti
Karadeniz’de yük gemisine İHA saldırısı: 2 kişi hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Kızıldeniz’de yeni bir ticaret krizi yaşanabilir mi?

Babülmendep çevresindeki gelişmeler yalnızca enerji taşımacılığını değil, Asya ile Avrupa arasındaki konteyner taşımacılığını da etkileyebilir. Daha önce Husilerin saldırıları nedeniyle çok sayıda büyük denizcilik şirketi Kızıldeniz geçişlerini durdurmuş ve gemilerini Afrika’nın güneyinden dolaştırmıştı. Şimdi ise Husilerin Perim Adası ve Yemen’in Kızıldeniz kıyısında ilerlemesi, bölgedeki güvenlik riskini yeniden artırıyor. Bununla birlikte, deniz taşımacılığı şirketlerinin 2026’da Kızıldeniz rotasına kademeli olarak dönmeye başladığı da görülüyor; ancak yeni saldırı riski bu dönüşün yeniden tersine dönmesine neden olabilir.

Hürmüz krizinin üzerine Babülmendep riski

Babülmendep’teki gelişmeler, Hürmüz Boğazı’ndaki ulaşım ve enerji krizinin zaten küresel piyasalar üzerinde baskı oluşturduğu bir döneme denk geliyor. EIA verilerine göre Hürmüz’den geçen petrol akışı 2026’nın ikinci çeyreğinde günlük 4,9 milyon varile kadar gerilerken, aynı dönemde Babülmendep üzerinden geçen petrol akışı 8,1 milyon varil olarak kaydedildi. Her iki kritik geçiş noktasında yaşanabilecek uzun süreli kesintiler, enerji taşımacılığının yanı sıra navlun ücretleri, sigorta maliyetleri ve teslimat süreleri üzerinden küresel tedarik zincirine yeni bir maliyet baskısı getirebilir. UNCTAD da deniz taşımacılığındaki jeopolitik kesintilerin enerji, lojistik ve üretim maliyetleri üzerinden küresel ticarete hızla yayılan etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor. Husilerin Babülmendep çevresindeki ilerleyişinin kalıcı bir deniz ablukasına dönüşüp dönüşmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netleşecek. Ancak Perim Adası’nın ele geçirilmesi, Kızıldeniz’de deniz taşımacılığı açısından yeni bir risk başlığının ortaya çıktığını gösteriyor.

Kaynak: BBC