Geçtiğimiz yaz Alaska’nın güneydoğusunda yer alan Tracy Arm Fiyordu’nda meydana gelen büyük ölçekli heyelan, bilim dünyasında dikkat çeken bir doğa olayına dönüştü. Bölgedeki dik yamaçlardan kopan dev kaya kütlesi, küçük ölçekli depremlerin de etkisiyle aniden fiyorda doğru çöktü. Yaklaşık 64 milyon metreküp kaya ve toprak, çok kısa bir süre içinde suya karıştı. Bilim insanları bu miktarın ölçeğini anlamak için karşılaştırmalı bir örnek veriyor: Çöken kütlenin hacmi, yaklaşık 24 Büyük Piramit’e eşdeğer. Bu devasa kütlenin fiyorda düşmesi, su kütlesi üzerinde olağanüstü bir enerji yaratarak yaklaşık 500 metreye ulaşan dev bir dalga oluşturdu.

Olay saatler içinde gerçekleşti

Araştırmalara göre megatsunaminin oluşumu dakikalar içinde tamamlandı. Bir dakikadan kısa bir sürede gerçekleşen çökme, suyu adeta bir duvar gibi yukarı itti. Dalganın fiyort boyunca ilerleyerek çevredeki yamaçlarda ciddi tahribat yarattığı tespit edildi. Olayın sabah erken saatlerde meydana gelmesi ise olası bir felaketi önleyen en önemli faktörlerden biri oldu. Bölgenin özellikle yaz aylarında kruvaziyer gemileri ve turistler tarafından yoğun şekilde ziyaret edildiği biliniyor. Uzmanlara göre olay farklı bir zaman diliminde yaşansaydı, çok daha ciddi sonuçlar doğurabilirdi. Alaska’lı jeolog Dr. Bretwood Higman, durumu “ucuz atlatılmış bir felaket” olarak tanımlayarak, “Orada insanlar olabilirdi. Gelecekte bu kadar şanslı olmayabiliriz” ifadelerini kullandı.

Megatsunami nedir, nasıl oluşur?

Megatsunamiler, klasik tsunamilere benzer şekilde büyük su kütlelerinin ani yer değiştirmesiyle oluşur ancak genellikle çok daha yerel ve kısa ömürlüdür. Bu tür dalgalar çoğunlukla:

  • Büyük kaya düşmeleri
  • Dağ heyelanları
  • Depremler
  • Buzul çökmesi

gibi ani jeolojik olaylarla tetiklenir. Alaska’daki olayda da ana tetikleyici unsur, dağ yamacındaki büyük kaya kütlesinin fiyorda çökmesi oldu. Ancak bilim insanları, bu çöküşü tetikleyen şeyin yalnızca sismik hareketler olmadığını, iklim değişikliğinin de önemli bir rol oynadığını vurguluyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim tırmanıyor: Topyekun savaş riski artıyor
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim tırmanıyor: Topyekun savaş riski artıyor
İçeriği Görüntüle

İkinci en büyük megatsunami

Bilimsel analizlere göre Alaska’da yaşanan bu olay, şimdiye kadar kaydedilen en büyük ikinci megatsunami olarak değerlendiriliyor. En büyük megatsunaminin ise 1950’li yıllarda meydana geldiği ve 500 metrenin üzerinde bir dalga yüksekliğine ulaştığı biliniyor. 2025 yazında yaşanan olay, bu nedenle modern dönemde kaydedilen en büyük doğa olaylarından biri olarak sınıflandırılıyor.

Buzulların erimesi kritik rol oynuyor

Olayın en dikkat çekici yönlerinden biri, iklim değişikliğinin dolaylı etkileriyle ilişkisi. Science dergisinde yayımlanan yeni araştırmalar, bölgedeki buzul erimelerinin ve donmuş toprağın çözülmesinin dağ yamaçlarını daha kırılgan hale getirdiğini ortaya koyuyor. University College London’dan Dr. Stephen Hicks, buzulların geçmişte kaya kütlelerini adeta “tutan bir yapı” gibi çalıştığını, ancak erimeyle birlikte bu doğal desteğin ortadan kalktığını belirtiyor. Bu durum, kaya kütlelerinin ani şekilde fiyorda çökme riskini artırıyor. Uzmanlara göre bu süreç yalnızca Alaska’ya özgü değil; kutup ve yüksek dağ bölgelerinde benzer riskler giderek artıyor.

Riskler artıyor uyarısı

Bilim insanları, Alaska’nın coğrafi yapısının bu tür olaylar için zaten hassas bir zemin oluşturduğunu belirtiyor. Dik dağ yamaçları, dar fiyort yapısı ve sık depremler, bölgeyi megatsunamilere açık hale getiriyor. Dr. Bretwood Higman, bu tür olayların geçmişe göre daha sık yaşanabileceğini belirterek, “Yaklaşık 10 kat daha fazla riskten söz ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Turizm baskısı ve güvenlik endişesi

Bölge, doğal güzellikleri nedeniyle özellikle kruvaziyer turizmi açısından önemli bir destinasyon. Ancak bilim insanları, artan insan hareketliliğinin riskli bölgelerde tehlikeyi büyütebileceğine dikkat çekiyor. Bazı yolcu gemisi şirketlerinin, güvenlik gerekçesiyle Tracy Arm Fiyordu’na seferleri durdurma kararı aldığı bildirildi. Uzmanlar, özellikle iklim değişikliğiyle birlikte bu tür kararların artabileceğini ifade ediyor.

Bilim dünyasından izleme çağrısı

Araştırmacılar, Alaska ve benzeri riskli bölgelerde daha gelişmiş izleme sistemlerine ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Uydu görüntüleri, sismik sensörler ve yerinde gözlemlerle desteklenen erken uyarı sistemlerinin, gelecekte benzer felaketlerin etkisini azaltabileceği belirtiliyor. Bilim insanlarına göre Alaska’daki megatsunami, yalnızca olağanüstü bir doğa olayı değil, aynı zamanda iklim değişikliğinin jeolojik sistemler üzerindeki etkisini gösteren kritik bir uyarı niteliği taşıyor.

Kaynak: BBC