7 Ağustos 2026 döviz kurları: Dolar ve Euro bugün ne kadar oldu?
7 Ağustos 2026 döviz kurları: Dolar ve Euro bugün ne kadar oldu?
İçeriği Görüntüle

Bolu’nun Mengen ilçesinde “buğdayın atası” olarak nitelendirilen ıza buğdayının üretimini artırmaya yönelik çalışmalar devam ediyor. “Tohum Ambarı” projesi kapsamında çiftçilere ücretsiz tohum desteği sağlanırken, desteklerle ıza buğdayının ekim alanı bu yıl 140 dönümden 250 dönüme çıkarıldı. Tarlalarda hasat çalışmalarının başladığı ıza buğdayından bu yıl yaklaşık 55 ton ürün elde edilmesi bekleniyor. Proje kapsamında gelecek yıl ise üretim alanının 500 dönüme çıkarılması planlanıyor.

12 bin yıllık geçmişi bulunuyor

“Tohum Ambarı” projesinin kurucusu ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mengen Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı öğretim görevlisi Berker Çiftçi, ıza buğdayının bilinen ilk kültüre alınan buğday türlerinden biri olduğunu söyledi. Arkeolojik bulguların ıza buğdayının yaklaşık 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu ortaya koyduğunu belirten Çiftçi, türün besin özellikleri bakımından da dikkat çektiğini ifade etti. Çiftçi, “Düşük glisemik indeks, 14 kromozomlu yapı ve düşük gluten oranı ıza buğdayını günümüzdeki sağlıklı beslenme anlayışı açısından önemli tahıllardan biri haline getiriyor” dedi. Iza buğdayının hastalıklara karşı dayanıklı olduğunu belirten Çiftçi, bu özelliği sayesinde kimyasal tarım ilacı kullanılmadan yetiştirilebildiğini kaydetti.

Çiftçilere ücretsiz tohum desteği

“Tohum Ambarı” projesi kapsamında yaklaşık 4 yıldır ıza buğdayının üretimi üzerinde çalıştıklarını anlatan Çiftçi, üretimin yaygınlaştırılması amacıyla çiftçilere ücretsiz tohum desteği sağladıklarını belirtti. Tohum desteğinden yararlanan üreticilerden kimyasal tarım ilacı kullanmamalarının istendiğini aktaran Çiftçi, ıza buğdayının doğal yapısı sayesinde kendisini koruyabilen dayanıklı bir tür olduğunu söyledi. Geleneksel tarım yöntemlerini esas aldıklarını ifade eden Çiftçi, organik gübre kullanımı konusunda akademik çalışmalar yürüttüklerini ve elde edilen bilimsel sonuçları üretim süreçlerine aktardıklarını dile getirdi.

Ekmekten makarnaya birçok üründe kullanılıyor

Iza buğdayının kullanım alanının yalnızca tarımla sınırlı olmadığı, gastronomi alanında da farklı ürünlerde değerlendirilebildiği belirtildi. Uzun yıllardır bulgur olarak tüketilen ve hayvan yemi olarak da kullanılan buğday türünün ununun farklı gıda ürünlerinde kullanılmasına yönelik akademik çalışmalar yürütülüyor. Çiftçi, ıza buğdayından elde edilen unla ekmek, simit, açma, poğaça, bisküvi, erişte ve makarnanın yanı sıra Japon, İtalyan ve Meksika mutfaklarına ait bazı ürünlerin de hazırlandığını söyledi. Bazı ürünlerin geliştirilmesi gereken yönleri bulunduğunu belirten Çiftçi, yapılan çalışmaların genel olarak başarılı sonuçlar verdiğini ifade ederek ıza buğdayının gastronomi açısından değerli bir ham madde olduğunu vurguladı.

Hedef 500 dönümlük üretim alanı

Mengen’in aşçılık kültürüyle özdeşleşen bir ilçe olduğunu belirten Çiftçi, kadim buğday türünün bölgede yeniden üretime kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Gelecek yıl daha geniş alanlarda ekim yapmayı planladıklarını söyleyen Çiftçi, daha fazla üreticiyle çalışarak hem yerel kalkınmaya katkı sağlamayı hem de ıza buğdayını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflediklerini belirtti. Bu kapsamda üretim alanının gelecek yıl 500 dönüme çıkarılması hedefleniyor.

700’ün üzerinde yerel tohum korunuyor

“Tohum Ambarı” projesi kapsamında 700’ün üzerinde yerel tohumun koruma altında tutulduğu bildirildi. Çiftçi, tohumların iklim ve coğrafi şartlarına uygun bölgelerde yeniden üretildiğini belirterek, her yıl belirli sayıda üreticiye ücretsiz tohum dağıtıldığını söyledi. Üreticiler tarafından çoğaltılan tohumların daha sonra yeniden tohum ambarına kazandırıldığını anlatan Çiftçi, böylece yerel tohumların sürdürülebilir biçimde korunmasının amaçlandığını ifade etti. Proje kapsamında çocuklara yönelik ekolojik okuryazarlık eğitimleri de düzenleniyor. Eğitimlerde toprağın, tohumun ve üretimin önemi anlatılırken, yerel tohumların yalnızca tarımsal ürün değil, aynı zamanda geçmişten geleceğe aktarılan kültürel miras olarak korunmasına dikkat çekiliyor.

Kaynak: cnn