Soğuk hava, damarların büzüşmesine yol açarak kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir. Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Güngören, “Sabah erken saatlerde hormonların etkisi ile vücudun tansiyonu daha yüksek ve kanın pıhtılaşma eğilimi artmıştır. Buna bir de soğuk havanın etkileri eklendiğinde kalp krizi riski çok artar. Sabah işe gitme, hızlı yürüme, servisi veya otobüsü yakalama gibi durumlar sıkça yapılır. Özellikle kalp hastalarının sabah erken saatlerde ani efor gerektiren aktivitelerden kaçınması önerilir” dedi.
Soğuk damarları büzüştürür, kalbin iş yükünü artırır
Soğuğa maruz kalan kişilerde damarlar kasılarak daralır (vazokontriksiyon), bu da kan basıncını yükseltir ve kalbin iş yükünü artırır. Doç. Dr. Güngören, “Soğuk havalar hormon dengesini değiştirerek adrenalin seviyesini yükseltir. Bu hem kalp hızını hem de tansiyonu artırır. Ayrıca kanın pıhtılaşma eğilimi artar, bu da kalp krizi ve inme riskini yükseltir” diye konuştu.
Kış aylarında risk faktörleri daha fazla
Soğuk havaların damar büzüşmesi, tansiyon yükselmesi ve kalbin artan oksijen ihtiyacı gibi etkileri, kalp krizi riskini artırır. Doç. Dr. Güngören, riskin bazı gruplarda daha belirgin olduğunu belirterek, “Daha önce kalp krizi geçirmiş olanlar, stent veya bypass ameliyatı olmuş kişiler, hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol hastaları soğuk havalarda daha yüksek risk taşır. İleri yaş, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam da risk artırır” dedi.
Ani efor kalbi zorlayabilir
Soğuk havada yapılan ani ve yoğun fiziksel aktiviteler kalbi zorlayabilir. “Damar büzüşmesi ile egzersizin yarattığı yük birleşir. Bu durum özellikle kar temizleme veya hızlı yürüyüşlerde kalp krizine yol açabilir. Kat kat giyinmek, göğüs, boyun, sırt ve baş bölgesini korumak önemlidir. Soğuktan korunmak kalp üzerinde stresi azaltır” uyarısında bulundu.
Kardiyolojik kontroller ve sanal anjiyo önemli
Düzenli kardiyolojik kontroller, kalp krizi riskini önlemede hayati öneme sahiptir. Doç. Dr. Güngören, risk faktörü taşıyan bireylerde EKG, efor testi ve ekokardiyografi ile kalp fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca sanal anjiyo sayesinde damarların girişimsel işlem olmadan incelenebildiğini belirterek, “Erken tanı ile uygun tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleri ciddi kalp olaylarının önüne geçebilir” dedi.