Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Çakmak Yılmaz, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF gibi uluslararası kuruluşların önerdiği aşı programlarının yaşamsal rol oynadığını hatırlattı. Bu programlar sayesinde her yıl yaklaşık altı milyon kişinin hayatının kurtarıldığının bildirildiğini aktaran Uzm. Dr. Yılmaz, Türkiye’de düzenli aşılama çalışmalarının 1930’lu yıllardan bu yana sürdürüldüğünü belirtti. Yılmaz, “Çiçek hastalığının 1977’de dünyadan silinmesi, çocuk felcinin ise 2002’de Avrupa Bölgesi’nde eradike edilmesi (hastalığın etkeni ile birlikte yeryüzünden tamamen yok edilmesi), bu çalışmaların en önemli başarıları arasında yer alıyor.” dedi. Günümüzde Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ulusal aşı takvimi kapsamında BCG, çocuk felci, difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, hepatit A ve B, suçiçeği ile pnömokok aşılarının ücretsiz olarak uygulandığını dile getiren Yılmaz, bu çalışmalar sayesinde 2007 yılından itibaren Türkiye’de aşılama oranlarının yüzde 95’in üzerine çıktığını ve güçlü bir toplumsal bağışıklık sağlandığını kaydetti.
Toplumsal bağışıklık için kritik eşik
Aşılanan bireylerin toplumda koruyucu bir kalkan oluşturduğunu ifade eden Uzm. Dr. Yılmaz, aşılama oranlarının yüzde 95’in üzerinde olması durumunda, yaşı ya da sağlık sorunları nedeniyle aşı olamayan kişilerin de dolaylı olarak korunduğunu söyledi. Bu durumun “toplumsal bağışıklık” olarak tanımlandığını belirten Yılmaz, artan aşı reddi konusunda ise önemli uyarılarda bulundu.
Aşı reddindeki yükselişin ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturduğunu vurgulayan Yılmaz, “Aşıların hastalıklardan koruduğu gerçeği istatistiksel olarak da ortaya konmasına karşın son yıllarda Türkiye’de ve dünyada artan aşı reddi, uzmanları endişelendiriyor.” dedi. Türkiye’de aşıyı reddeden aile sayısının 2011 yılında 183 iken, 2018’de 23 bine ulaştığını hatırlatan Yılmaz, bunun daha önce kontrol altına alınmış hastalıkların yeniden görülmesine neden olduğunu söyledi. Yılmaz, “Örneğin Türkiye’de kızamık vakaları 2007-2011 arasında beşin altındayken, 2013 yılında 7.405 vakaya yükseldi.” ifadelerini kullandı.
“Aşı reddinin tüm toplumu tehlikeye attığı bilinmelidir''
DSÖ verilerine de değinen Yılmaz, 2018 yılında Avrupa Bölgesi’nde yaklaşık 53 bin kızamık vakasının görüldüğünü, vakaların yüzde 87’sinin aşısız kişilerden oluştuğunu aktardı. Bu artışın ardından Türkiye’de 9. ayda ek kızamık aşısı uygulamasına geçildiğini belirten Yılmaz, “Aşı reddinin tüm toplumu tehlikeye attığı bilinmelidir.” dedi. Toplumsal bağışıklığın ancak toplumun yüzde 95’inden fazlasının aşılanmasıyla sağlanabileceğini vurgulayan Yılmaz, bu koruyucu kalkanın aşı olamayan bebekleri, bağışıklığı baskılanmış bireyleri ve kronik hastaları koruduğunu ifade etti.
Bir çocuğun aşılanmamasının yalnızca o çocuğu değil, temas ettiği tüm bireyleri risk altına soktuğunu hatırlatan Yılmaz, “Bir çocuğu aşılamamak, sadece o çocuğun değil, onunla temas eden bebeklerin, hastaların, bağışıklığı zayıf kişilerin de sağlığını riske atmak olduğu unutulmamalıdır.” sözleriyle uyarılarını yineledi.