OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi akademisyeni Prof. Dr. Kaya, gün boyu süren açlığın ardından hızlı ve fazla miktarda yemek yemenin ani kan şekeri yükselmelerine neden olabileceğini ifade etti. Metabolizmanın açlık süresince yavaşladığını vurgulayan Kaya, şunları söyledi:
“Vücut, besin almadığı zaman kendini korumaya alarak daha az enerji harcamaya çalışır. Sahurda yetersiz beslenilip, iftarda gün boyu süren açlığın etkisiyle hızlı ve fazla miktarda yemek tüketildiğinde ani kan şekeri yükselmeleri, kalp ritim bozuklukları ya da sonrasında hipoglisemi atakları görülebilir. Kan şekeri bir anda yükselip hızla düşebilir. Bu nedenle, sağlıklı yaşamda önerilen üç öğünlük beslenme düzeninin Ramazan’da sahur ve iftar arasında dengeli şekilde paylaştırılması hedeflenmelidir.”
Kronik hastalara beslenme uyarısı
Ramazan ayının bedensel ve ruhsal arınma dönemi olduğunu belirten Kaya, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin beslenmelerine daha fazla özen göstermesi gerektiğini dile getirdi. Prof. Dr. Kaya, “Bu süreçte beslenme büyük önem taşırken, özellikle kalp-damar hastalığı, diyabet ve kanser gibi kronik hastalığı bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerekir. İnançları gereği oruç tutmak isteyen bu kişilerin, beslenmeye özen göstermemeleri halinde ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmaları mümkündür. Sahurda yeterli ve dengeli beslenmek; gün boyu tokluk hissinin korunmasına, kan şekerinin aşırı düşmemesine ve mide hassasiyeti, gaz, şişkinlik gibi sorunların önlenmesine yardımcı olur. Ayrıca uzun yaz günlerinde açlık ve susuzlukla daha rahat mücadele edilmesini sağlar. İftar sırasında süt, kefir, ayran gibi içecekler ile geleneksel olarak komposto suyu ve limonata tercih edilebilir. Bu içecekler hem susuzluğu azaltır hem de sıvı ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlar” dedi.

“İftar sonrası yürüyüş sindirimi rahatlatır”
Ramazan döneminde kilo artışının sık görüldüğünü ifade eden Kaya, bunun metabolizmanın yavaşlaması ve iftarda aşırı yemek tüketimiyle bağlantılı olduğunu söyledi. Sağlıklı bir iftar için önerilerde bulunan Kaya, şu ifadeleri kullandı:
“İftarda da tüm günün açlığıyla yemeğe hızlı başlamak; kan şekerinin ani yükselmesine, tansiyon dalgalanmalarına, kalp ritim sorunlarına ve hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim sistemi problemlerine yol açabilir. İftarı açarken önce bir yudum su içmek, ardından birkaç zeytin ve biraz peynirle başlamak, sonrasında 5–10 dakika ara vererek çorba ve diğer yemeklere geçmek daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Besinlerin yarım saat içinde hızlıca tüketilmesi yerine, 2,5 saate yayılarak sakin bir şekilde yenmesi önerilir. Bu süreçte sebze yemekleri, salatalar, çorbalar ve tam tahıllı ürünler tercih edilmeli; et tüketiminde kızartmalardan kaçınılarak haşlama, fırın ya da ızgara yöntemleri kullanılmalıdır. İftar sonrası yapılacak 20–25 dakikalık hafif yürüyüşler sindirimi rahatlatırken kilo kontrolüne de katkı sağlar. Sahurda ise yumurta, süt, yoğurt gibi protein kaynakları ve posadan zengin besinlere yer verilmesi; yağlı ve ağır yiyeceklerden uzak durulması hem tokluk süresini uzatır hem de sindirim sorunlarını önler.”





