YAŞAM

Üstün zekalı çocuklarda şaşırtan evcil hayvan etkisi

Üstün potansiyelli çocukların sosyal ve duygusal ihtiyaçları yaşıtlarından farklılaşabilirken, evcil hayvanlarla kurulan ilişkinin bazı çocuklar için destekleyici bir rol oynayabileceği belirtiliyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Songül Derin, insan-hayvan etkileşiminin stres yönetimi, sosyal iletişim ve sorumluluk duygusu üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini, ancak bunun her çocuk için aynı sonucu vermediğini vurguladı.

Abone Ol

Çocukların bilişsel gelişimlerinin yanı sıra sosyal ve duygusal ihtiyaçları da bireysel özelliklerine göre değişebiliyor. Özellikle güçlü hafıza, hızlı öğrenme, yoğun merak, gelişmiş problem çözme ve belirli alanlara yönelik yoğun ilgi gibi özelliklerle öne çıkan üstün potansiyelli çocuklar, zihinsel açıdan yaşıtlarının ilerisinde olsalar da sosyal ilişkiler ve duygularını yönetme konusunda farklı ihtiyaçlar taşıyabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, çocuğun yalnızca akademik veya bilişsel özellikleriyle değil, sosyal ve duygusal gelişimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Evcil hayvanlar çocuklara yargılanmadan ilişki kurabilecekleri bir alan sağlayabilir

Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. Songül Derin, üstün potansiyelli çocuklarda evcil hayvanlarla kurulan ilişkinin doğrudan incelendiği araştırmaların halen sınırlı olduğunu, mevcut bilimsel verilerin büyük bölümünün çocuklarda insan-hayvan etkileşimine ilişkin genel çalışmalardan elde edildiğini belirtti. Evcil hayvanların çocuk açısından önemli özelliklerinden birinin ilişkinin akademik başarıya veya sosyal performansa bağlı olmaması olduğunu söyleyen Derin, bir köpek ya da kedinin çocuğun notlarıyla, zekâ düzeyiyle veya başarısıyla ilgilenmediğini, bunun da kendisini zaman zaman farklı hisseden çocuk için yargılanmadan ilişki kurabildiği bir ortam oluşturabileceğini ifade etti. Hayvanların bazı çocuklar açısından sosyal bir köprü görevi de üstlenebileceğini belirten Derin, örneğin bir köpekle parka çıkmanın diğer çocuklarla ortak bir ilgi alanı üzerinden iletişim kurmayı kolaylaştırabileceğini söyledi. Ancak bunun her çocuk için geçerli olmadığını vurgulayan Derin, evcil hayvanların sosyal becerileri doğrudan geliştirdiğini söylemek yerine bazı çocuklarda sosyal etkileşimi kolaylaştırabilecek bir ortam sağlayabileceğinin daha doğru olacağını kaydetti.

Hayvanın ihtiyaçlarını takip etmek sosyal-duygusal gelişime katkı sağlayabilir

Bir hayvanla yaşamanın çocuğun yalnızca kendi ihtiyaçlarına değil, karşısındaki canlının gereksinimlerine de dikkat etmesini sağladığını belirten Derin, hayvanın acıkması, korkması, yorulması veya oyun istemesi gibi durumların çocuk için doğal bir gözlem ve öğrenme süreci oluşturabileceğini söyledi. Hayvanın beden dilini ve davranışlarındaki değişimleri takip etmenin de sözsüz iletişimi fark etme açısından fırsat sunduğunu ifade eden Derin, hayvanlarla yapılandırılmış etkileşimlerin duygu tanıma ve bazı sosyal-duygusal becerilerle ilişkili olabileceğini gösteren araştırmalar bulunduğunu, ancak bu sonuçların tüm çocuklara veya özellikle üstün potansiyelli çocuklara doğrudan genellenemeyeceğini vurguladı.

Kortizol düzeyinde düşüş görülebiliyor

Bazı çocukların duygularını insanlarla konuşmak yerine bir hayvanın yanında daha rahat ifade edebildiğini belirten Derin, evcil hayvanın yalnızca yanında bulunmasının bile bazı çocuklarda sakinleşmek için destekleyici bir ortam yaratabileceğini söyledi.İnsan-hayvan etkileşimi üzerine yapılan bazı araştırmalarda, özellikle köpeklerle etkileşim sonrasında stresle ilişkili fizyolojik göstergelerde değişiklikler gözlemlendiğini aktaran Derin, bazı çalışmalarda kortizol düzeylerinde düşüş tespit edildiğini belirtti. Ancak bu etkinin etkileşimin süresine, biçimine ve çocuğun bireysel özelliklerine göre değişebildiğini söyleyen Derin, evcil hayvanların bir terapi yöntemi veya psikolojik sorunları tek başına çözen bir araç olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Sosyal yalnızlık yaşayan çocuklar için destekleyici olabilir

Bazı üstün potansiyelli çocukların yaşıtlarından farklı ilgi alanlarına sahip olmaları veya kendilerini yeterince anlaşılmış hissetmemeleri nedeniyle sosyal açıdan yalnızlık yaşayabildiğini belirten Derin, evcil hayvanlarla kurulan düzenli ilişkinin bu çocuklar için karşılıklı ve güvenli bir etkileşim alanı oluşturabileceğini ifade etti. Çocuğun hayvanla konuşabileceğini, oyun oynayabileceğini veya yalnızca yanında zaman geçirebileceğini belirten Derin, evcil hayvanlarla kurulan ilişkiler ile sosyal destek ve yalnızlık arasında olumlu bağlantılar bulunduğunu gösteren çalışmalar olduğunu, ancak bir hayvanın tek başına yalnızlık problemini ortadan kaldıracağının söylenemeyeceğini kaydetti.

Her çocuk için evcil hayvan doğru tercih olmayabilir

Evcil hayvanların olumlu etkilerinden söz edilirken çocuğun bireysel özelliklerinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Derin, bazı çocukların tüy, koku, ses veya dokunmaya karşı hassasiyet gösterebileceğine dikkat çekti. Özellikle sürekli hareket eden veya havlayan bir hayvanın bazı çocuklarda rahatlama yerine stres yaratabileceğini söyleyen Derin, mükemmeliyetçi ve yüksek sorumluluk duygusuna sahip çocuklarda ise hayvanın hastalanması ya da bakımında yaşanan küçük bir aksaklığın gereğinden fazla suçluluk duygusuna neden olabileceğini belirtti. Bu nedenle hayvan seçiminde yalnızca çocuğun üstün potansiyelli olup olmadığına değil, hayvanın karakterine, enerji düzeyine, bakım ihtiyaçlarına ve ailenin yaşam koşullarına da bakılması gerektiği vurgulandı.

“Sorumluluk almayı öğrenebilecekleri özel bir alan”

Bilimsel araştırmaların bugün geldiği noktada, evcil hayvanların üstün potansiyelli çocuklar için özel ve kanıtlanmış bir gelişim aracı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirten Derin, buna karşın insan-hayvan etkileşimi çalışmalarında stresin düzenlenmesi, sosyal iletişim, sorumluluk ve sosyal-duygusal deneyimler açısından bazı olumlu sonuçlara ulaşıldığını söyledi. Derin, çocuğun ihtiyaçları, ailenin koşulları ve hayvanın özellikleri birbiriyle uyumlu olduğunda, evcil hayvanın çocuğa yargılanmadan ilişki kurabileceği, başka bir canlının ihtiyaçlarını fark edebileceği ve günlük yaşam içinde sorumluluk üstlenmeyi öğrenebileceği özel bir alan sağlayabileceğini ifade etti. Evcil hayvan sahiplenme kararının yalnızca çocuğun gelişimine sağlayabileceği olası katkılar üzerinden verilmemesi gerektiğini belirten Derin, çocuğun hayvanla yaşamaya gerçekten istekli olup olmadığı, hayvanın duyusal ve sosyal ihtiyaçlarla uyum sağlayıp sağlayamayacağı ve ailenin bakım sorumluluğunu yaşam boyu üstlenmeye hazır olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Uzman, çocuğun ihtiyaçlarıyla hayvanın ihtiyaçlarının örtüşmediği bir durumda alınacak kararın hem hayvanın refahını hem de çocuğun duygusal iyi oluşunu olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.