Tahran’ın Resalat semtinde bir anne, yıkılan apartmanın enkazında kızını arıyor. Günlerdir kurtarma ekiplerinin çalışmalarını bekleyen kadın, “Benim kızım karanlıktan korkar” diyerek gözyaşı döküyor. İran, ABD ve İsrail ile savaşın birinci ayında, yoğun nüfuslu bölgelerde de yıkıcı etkiler yaşanıyor. Saldırılar, sadece askeri hedefleri değil, çevrede yaşayan aileleri de tehdit ediyor ve şehirde büyük bir korku ortamı yaratıyor.
Enkaz altında kayıplar ve yıkımın boyutu
9 Mart’ta Resalat semtinde düzenlenen hava saldırısında çok katlı bir apartman tamamen yıkıldı. Enkaz altında kalan bir kadın ve küçük kızı hayatını kaybederken, eşi sağ kurtuldu. Bölge sakinleri, patlamaların saniyeler içinde gerçekleştiğini ve tüm eşyalarının molozların altında kaldığını anlatıyor. Saldırının etkisi yalnızca hedeflenen askeri binayla sınırlı kalmadı; çevredeki konutlar, dükkanlar ve okullar da ağır hasar gördü. Yerel yetkililer, sadece bu saldırıda 40-50 kişinin hayatını kaybettiğini ve yüzlerce kişinin evsiz kaldığını bildiriyor.
Siviller güvensiz ve yardım yetersiz
Bölge sakinleri, saldırılar sırasında yeterli uyarı sistemlerinin olmadığını ve nereye kaçacaklarını bilmediklerini aktarıyor. Evlerini kaybedenler, geçici barınaklara yerleştirilmiş olsa da temel ihtiyaçların karşılanmasında eksiklikler yaşanıyor. İnternet kesintileri ve iletişim kopukluğu, insanların kendilerini tamamen savunmasız hissetmesine yol açıyor. İran hükümeti, sivil savunma protokollerine dair kamuya açık bir yönlendirme sağlamamış durumda. Bu durum, halk arasında hem öfkeyi hem de çaresizliği derinleştiriyor.

ABD ve İsrail saldırıları ve uluslararası hukuk
ABD ve İsrail orduları, İran genelinde binlerce hedefi vurduğunu açıkladı. Saldırılar çoğunlukla karakollar, Besic binaları, güvenli evler ve polis akademileri gibi askeri noktaları hedef alıyor. Ancak bu hedeflerin yoğun nüfuslu bölgelerde yer alması, sivillerin güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Uluslararası insancıl hukuk uzmanları, sivillere verilen zararların askeri avantajla orantısız olması durumunda hukuka aykırı olabileceğini belirtiyor. Saldırılar, şehirdeki altyapıyı ve konutları doğrudan etkileyerek insanların yaşamlarını alt üst ediyor.
Çocuklar ve sivil kayıplar
HRANA’ya göre çatışmanın ilk ayında İran’da 217 çocuk dahil en az bin 464 sivil hayatını kaybetti. Sivil alanların hedef alınması, yalnızca ölümlere değil, toplumda derin bir travma ve korku atmosferine de yol açıyor. İnsanlar, evlerini ve ailelerini kaybetmenin yanı sıra güvenli bir alanın olmadığını hissediyor. Bölgede yaşayanlar, saldırıların her an devam edebileceği korkusuyla yaşamak zorunda kalıyor. Bu durum, halk arasında savaş karşısında giderek büyüyen bir öfke ve güvensizlik duygusu yaratıyor.
Saldırıların insani ve psikolojik etkileri
Saldırılar, sadece fiziksel yıkımla sınırlı kalmıyor; toplumda psikolojik travmayı da derinleştiriyor. Mahalle sakinleri, saniyeler içinde evlerini kaybetmenin yanı sıra sevdiklerini de yitirdiğini belirtiyor. Çocuklar ve yetişkinler, patlamaların ardından uyumakta ve günlük yaşamını sürdürmekte büyük zorluk çekiyor. Yerel sağlık merkezleri, psikolojik destek sağlamakta yetersiz kalıyor. Uzmanlar, uzun vadede bu tür çatışmaların, toplumun sosyal dokusunu ciddi şekilde zedeleyebileceğini ifade ediyor.




