Portekiz, iki büyük sendika konfederasyonu CGTP ve UGT’nin çağrısıyla 12 yıl aradan sonra ilk genel grevini gerçekleştiriyor. Ülke çapında ulaşım, havayolları, sağlık hizmetleri ve okullarda ciddi aksaklıklar yaşanıyor.
Sendikaların ortak hareket ettiği son genel grev 2013’te euro bölgesi borç krizi döneminde gerçekleşmişti. Bugünkü grevin hedefinde ise hükümetin tartışmalı çalışma reformu paketi var.
‘İşçi haklarına saldırı’ tepkisi
Başbakan Luis Montenegro’nun azınlık hükümeti tarafından hazırlanan 100’den fazla maddelik reform paketi, sendikalar tarafından “işçi haklarına saldırı” olarak nitelendiriliyor.
Reform paketinde en fazla tepki çeken düzenlemeler şunlar:
-
Geçici iş sözleşmelerinin yıllarca uzatılabilmesi
-
İşten çıkarılan çalışanların taşeron firmalar aracılığıyla dolaylı olarak yeniden işe alınmasını yasaklayan kuralın kaldırılması
-
Haksız yere işten çıkarılan çalışanların işe iadesi zorunluluğunun sona erdirilmesi
Sendikalar, bu düzenlemelerin özellikle genç çalışanlar ve kadınlar için risk oluşturduğunu savunuyor.
Siyasi gerilim tırmanıyor
Montenegro’nun koalisyon hükümeti parlamentoda çoğunluğa sahip olmadığı için reformu geçirebilmek adına serbest piyasa yanlısı Liberal İnisiyatif’in ve aşırı sağ Chega Partisi’nin desteğine ihtiyaç duyuyor.
Chega ile anlaşmaya sıcak bakmayan hükümetin tutum değişikliği muhalefetin sert tepkisini çekti. Tartışmalar, yaklaşan başkanlık seçimi kampanyasına da yansıdı. Bazı adaylar, reformun Anayasa’ya aykırı olduğunu savunuyor.
Portekiz’in yarı başkanlık sistemine göre devlet başkanı, parlamentodan geçen yasayı imzalamayı reddedip Anayasa Mahkemesi’ne gönderebiliyor.
Grev tüm sektörleri etkiledi
Genel grev yalnızca kamu sektöründe değil, özel sektörde de geniş yankı buldu.
Lizbon yakınlarındaki Volkswagen’e bağlı Autoeuropa fabrikasında yaklaşık bin işçi geçen hafta yapılan oylamada grevi oy birliğiyle destekledi. Ayrıca birçok uçuşun iptal edildiği bildirildi.
UGT Genel Sekreteri Mario Mourao, “Bu reformdaki olumsuz önlemlerden etkilenmeyen hiçbir işçi yok” diyerek grevi kaçınılmaz olarak nitelendirdi.
Hükümet her ne kadar sendikalarla görüşerek bazı değişiklikler önermiş olsa da bu adımlar yetersiz bulundu. Başbakan’ın partisinden bir milletvekilinin dahi UGT yönetiminde yer alması ve greve destek vermesi, tepkinin boyutunu gözler önüne serdi.





