Yaklaşık 7 ay önce akciğerinde hava kaçağı ve enfeksiyon şikâyetiyle özel bir hastaneye başvuran Bayırlı, kanser dışı nedenlerle iki kez ameliyat edildi. Ancak operasyonların ardından beklenen iyileşme sağlanamadı. Akciğer ile göğüs boşluğu arasında “bronş fistülü” olarak adlandırılan ciddi bir kaçak oluştu ve buna ağır bir enfeksiyon tablosu olan “ampiyem” eklendi. Aylarca göğüs tüpüyle yaşamını sürdürmek zorunda kalan ve yoğun antibiyotik tedavisi alan hastada enfeksiyon kontrol altına alınamadı. Süreç içinde devam eden hava kaçağı, sağ akciğerin kalan son lobunun da işlevini yitirmesine yol açtı. Hızla kilo kaybeden ve genel durumu giderek bozulan Bayırlı için tablo hayati tehlike boyutuna ulaştı.
Risk nedeniyle ameliyat edilemedi
Yüksek risk taşıyan durumu nedeniyle başvurduğu birçok sağlık merkezinde cerrahi müdahale yapılamayan hasta, son olarak Medical Park İzmir Hastanesi’ne başvurdu. Burada Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz ve ekibi tarafından değerlendirilen Bayırlı, zorlu bir ameliyata alındı. Operasyonda ilk olarak enfeksiyon odağı haline gelen ve fonksiyonunu tamamen kaybeden sağ akciğer dokusu temizlendi. Ardından tıpta “omental transpozisyon” olarak bilinen yöntem uygulandı. Karın bölgesinde bulunan ve yoğun damar yapısıyla bilinen omentum dokusu hazırlanarak, karın ile göğüs arasında açılan özel bir geçit aracılığıyla göğüs boşluğuna taşındı. Bu canlı doku, akciğerdeki kaçak bölgeyi kapatmak ve desteklemek amacıyla kullanıldı. Vücudun kendi dokusuyla yapılan bu onarım sayesinde hava kaçağı kesildi, bölgedeki enfeksiyon da tamamen kontrol altına alındı. Ameliyat sonrası hızla toparlanan hasta, yaklaşık 10 gün içinde iyileşme gösterdi ve taburculuk aşamasına geldi.

Hayati risk taşıyan süreç
Ameliyat sürecine ilişkin bilgi veren Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz, hastanın durumunun son derece ağır olduğunu belirterek, “Ameliyat sonrası süreç maalesef oldukça ağır seyretmiş. Göğüs kafesi içinde yaygın enfeksiyonla seyreden ampiyem tablosu gelişmiş ve bu durum tedaviye uzun süre yanıt vermemiş. Yaklaşık 6 ayın sonunda hastamız bize başvurduğunda, sağ akciğerinin kalan üst kısmı tamamen sönmüş, akciğer zarları ciddi şekilde kalınlaşmış ve göğüs kafesi içindeki enfeksiyon cilt altı ile kas tabakasına kadar ilerlemişti. Bu tablonun son derece ciddi olduğunu, hava kaçağının mutlaka kesilmesi gerektiğini ve hayati risk taşıdığını hastamıza ve yakınlarına açıkça anlattık. Tüm riskleri kabul eden hastamızı opere ettik ve yaklaşık 7-10 gün içerisinde hava kaçağı tamamen kesildi, enfeksiyon kontrol altına alındı ve hastamız sağlığına kavuştu. Şu anda servisimizde rahatlıkla dolaşmakta, yemeğini yiyebilmekte ve iştahı artmış durumdadır; bu şekilde taburcu etmeyi planlıyoruz.” dedi.
Yüksek riskli cerrahi müdahale
Hastanın romatoid artrit hastası olması ve uzun süre kortizon kullanmasının bağışıklık sistemini zayıflattığını vurgulayan Prof. Dr. Öz, bunun enfeksiyon sürecini uzattığını ifade etti. Öz,
“Göğüs cerrahisinde en korkulan komplikasyonlardan biri fistül gelişimidir ve bu durumda erken müdahale büyük önem taşır. Hastamız enfeksiyonun tedavisi amacıyla yaklaşık 4-5 ay medikal tedavi almış, ancak bu durum ameliyat sürecimizi oldukça zorlaştırmıştır. Buna rağmen gerekli görüşmeler yapıldıktan sonra, enfeksiyon kontrol altına alındığında masif hava kaçağını kesmek amacıyla ciddi bir cerrahi girişim gerçekleştirdik ve sağ akciğerin kalan üst lobunu da alarak hava kaçağını sonlandırdık. Hastamız bu süreçte birçok devlet ve özel sağlık kuruluşuna başvurmuş, ameliyatın ciddiyeti ve ölüm riski kendisine ifade edilmiştir. Ancak Medical Park'ta anestezi, hemşirelik ve tüm cerrahi ekibimizin deneyimiyle bu ameliyatın yapılabileceğini kendisine ve yakınlarına anlattık. Çok şükür ameliyat sorunsuz geçti ve hastamız kısa sürede normal yaşamına döndü.” ifadelerini kullandı.
“Yeniden doğmuş gibi hissediyorum”
Zorlu tedavi sürecinin ardından büyük bir rahatlama yaşadığını dile getiren Nesrin Bayırlı ise duygularını şu sözlerle anlattı:
“Sağ akciğerim sönmüştü ve iki kez ameliyat oldum. Bu süreçte çok zorluklar çektim ama hep direnerek ayakta kaldım. O zamana kadar buraya gelene dek büyük bir mücadele verdim. Onların sayesinde tüpten kurtuldum. Kendimi adeta yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Elbette sürecim hala devam ediyor ve ağrılarım var, ama bunun normal olduğunu biliyorum. Daha önce yürürken nefes alamıyor, göğsümde ve sırtımda şiddetli ağrılar hissediyordum. Şu an ise rahatça yürüyebiliyorum, akıntım yok. Tüp hocamız tarafından çıkarıldı ve bu benim için her şeyden önce çok güzel bir gelişme. Doktorumuza, hemşirelerimize ve hastanemize çok teşekkür ederim; hepsinden son derece memnunuz.”




